41 hâkim, 8 savcı değişti, Abdülmecit Baskın dosyasında adalet sağlanmadı
10 Ekim Ankara Gar Katliamı'nın 11'inci yıl dönümünde barış savunucularını da anan Cumartesi Anneleri/İnsanları, barış annesi Meryem Bulut'u hatırlattı.
Cumartesi Anneleri/İnsanları, gözaltında kaybettirilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanmasını talep etmek amacıyla bugün, 1124'üncü kez İstanbul Beyoğlu'daki Galatasaray Meydanı'nda bir araya geldi.
Eren Baskın: 30 yıllık hukuk mücadelemiz zamanaşımıyla son buldu
2 Ekim 2023
Çok sayıda kişinin katıldığı eylemde kayıp yakınları, gözaltında kaybettirilenlerin fotoğraflarını ve karanfilleri taşıdı.
Abdülmecit Baskın için adalet istiyoruz. #CumartesiAnneleri1024Hafta https://t.co/MrMIdGAJRh
— Cumartesi Anneleri (@CmrtesiAnneleri) October 10, 2026
10 Ekim Ankara Gar Katliamı'nın 11'inci yıl dönümünde barış savunucularını da anan Cumartesi Anneleri/İnsanları, barış annesi Meryem Bulut'u hatırlattı.
Açıklamada, Bulut'un "Barış nedir? Barış evlattır" sözleri anımsatılarak "Barış evlattır, barış olsun, bu toprakların bütün evlatları huzur ve güven içinde yaşasın" denildi.
Bu haftaki açıklamada, 1993'te öldürülen ve gözaltında kaybettirilen Abdülmecit Baskın'ın dosyası ele alındı. Kayıp yakınları, delillere ve itiraflara rağmen davanın cezasızlıkla sonuçlandığına dikkat çekerek adalet talebini yineledi.
Cumartesi Anneleri/İnsanları, Galatasaray Meydanı'na erişimlerini engelleyen polis bariyerlerinin önünde yaptıkları açıklamada, zorla kaybetme davalarında ailelerin gerçeğe ulaşmak ve adalet sağlamak için yıllarca mücadele ettiğini vurguladı.
Tanık anlatımlarının, somut delillerin ve kamu görevlilerinin itiraflarının dosyalara girmesine rağmen soruşturmaların etkisiz bırakıldığını, davaların zamanaşımına sürüklendiğini belirten kayıp yakınları, bu uygulamaların failleri cezasızlıkla koruduğunu söyledi.
Açıklamada, bu durumun yargıyı hakların güvencesi olmaktan çıkardığı ve toplumun adalete olan güvenini zedelediği ifade edildi. Yargıya güvenin yeniden kurulması için cezasızlığa son verilmesi gerektiği vurgulandı.
Abdülmecit Baskın nasıl kaybettirildi?
41 yaşında, üç çocuk babası olan Abdülmecit Baskın, Ankara Altındağ Nüfus Müdürü olarak görev yapıyordu.
Baskın, 30 Eylül 1993'te makamından ayrıldıktan sonra özel harekât polisleri tarafından gözaltına alındı. Ancak gözaltına alındığı inkâr edildi. Üç gün sonra, 3 Ekim 1993'te Gölbaşı'nda cansız bedeni bulundu. Ateşli silahla öldürülen Baskın'ın elleri arkadan bağlıydı.
Ailesinin gerçeğin ortaya çıkarılması için yıllarca sürdürdüğü mücadeleye rağmen soruşturma etkin biçimde yürütülmedi ve dosya sonuçlandırılmadı.
Aradan 18 yıl geçtikten sonra özel harekât polisi Ayhan Çarkın'ın itiraflarıyla soruşturmada yeni bir dönem başladı. Çarkın, İstanbul Cumhuriyet Savcılığına verdiği ifadede, Baskın'ın İbrahim Şahin'in emriyle gözaltına alındığını ve özel harekât polisleri Ziya Bandırmalıoğlu ile Ayhan Akça tarafından öldürüldüğünü anlattı.
Çarkın'ın anlatımları ve olay yerinde yapılan keşif, Baskın'ın cansız bedeninin bulunduğu sırada jandarmanın hazırladığı olay yeri inceleme tutanağıyla örtüştü. Bu bilgiler savcılık dosyasına girdi.
Yeni deliller doğrultusunda 2014'te Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesinde, aralarında Mehmet Ağar, İbrahim Şahin ve Korkut Eken'in de bulunduğu 19 kişi hakkında dava açıldı. Kamuoyunda "Ankara JİTEM Davası" olarak bilinen davada sanıklar, silahlı örgütün faaliyeti kapsamında 18 kişiyi öldürmekle suçlandı.
Yıllarca süren yargılamada Ayhan Çarkın'ın ifadeleri ve dönemin kamu görevlilerinin beyanları mahkeme kayıtlarına girdi. Buna rağmen mahkeme, 2019'da tüm sanıklar hakkında beraat kararı verdi.
Ailelerin itirazı üzerine beraat kararı bozuldu. Ancak yeniden görülen davada sanıklar 2023'te bir kez daha beraat etti. On yıl süren yargılama boyunca 41 hâkim ve sekiz savcı değişti. Dava, son aşamada zamanaşımı gerekçesiyle kapatıldı.
"Hakikati bilmek istiyoruz, adalet istiyoruz"
Cumartesi Anneleri/İnsanları, açıklamalarında zorla kaybetme dosyalarında cezasızlığa yol açan uygulamalara son verilmesini istedi. Ağır insan hakları ihlallerinin üzerini örten bir araca dönüştürüldüğünü belirttikleri zamanaşımına da tepki gösterdi.
Açıklamada şu talepler sıralandı:
"Abdülmecit Baskın'ın gözaltında kaybedilmesi ve öldürülmesine ilişkin her şeyi bilmek istiyoruz.
Hakikati bilmek istiyoruz. Adalet istiyoruz. Cezasızlığın sona ermesini istiyoruz.
Kaç yıl geçerse geçsin, Abdülmecit Baskın için ve tüm kayıplarımız için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz. Devletin hukukla bağlı olduğunu, ağır insan hakları ihlallerinin cezasız bırakılamayacağını hatırlatmayı sürdüreceğiz."
Eren Baskın: 33 yıldır cevapsız bırakılan sorular var
Eylemde, Abdülmecit Baskın'ın oğlu Eren Baskın'ın mektubu da okundu. Babasının öldürülmesinin üzerinden 33 yıl geçtiğini hatırlatan Eren Baskın, bu süre boyunca ailelerinin hayatında kapanmayan bir boşluk kaldığını söyledi.
Babasının dosyasında bütün tanıklıklara ve anlatımlara rağmen sanıkların beraat ettiğini, ardından davanın zamanaşımı gerekçesiyle düşürüldüğünü belirten Eren Baskın, şöyle dedi:
"Böylece faillerin belli olduğu Mecit Baskın dosyası, devletin adalet mekanizması içinde faili meçhul olarak kalmaya mahkûm edildi. Bir davanın düşmesi, gerçeğin ortadan kalkması değildir. Takvim yapraklarının değişmesi, bir cinayetin sorumluluğunun unutulmasını haklı kılamaz. Zamanaşımı yasal bir karar olabilir; ama hakikatin, vicdanın ve adalet arayışının zamanaşımı yoktur."
Cumartesi Anneleriyle ilk tanıştığında çocuk yaşta olduğunu anlatan Eren Baskın, babasının katillerini ararken meydanda kendi hikâyesine benzeyen yüzlerce hikâyeyle karşılaştığını söyledi. Kayıp yakınlarının dayanışmasının kendisine acısını tek başına taşımadığını gösterdiğini belirten Baskın, adalet arayışının yalnızca kaybedilen bir insanı değil, insanın hayata ve birbirine duyduğu inancı da yeniden bulma mücadelesi olduğunu vurguladı.
Cumartesi Anneleri/İnsanları'na teşekkür eden Eren Baskın, dedesi Faris Baskın, babaannesi Meryem Baskın ve annesi Raife Baskın'ın bıraktığı yerden mücadeleyi sürdüreceğini belirtti.
Baskın, mektubunu şu sözlerle tamamladı:
"Abdülmecit Baskın için, bütün kayıplarımız için, gerçeği bilme hakkımız için; dedem Faris Baskın'ın, babaannem Meryem Baskın'ın ve annem Raife Baskın'ın bıraktığı yerden, sizin yanınızda, omuz omuza mücadele etmeye devam edeceğiz."
Açıklamaya Cumartesi Anneleri/İnsanları, İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi ve Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon imza attı. Açıklama sonrasında Galatasaray Meydanı'na karanfil bırakıldı.
(EMK)
Kaynak: Bianet