İçeriğe geç
  • Dolar 49,2160
  • Euro 55,2105
  • Sterlin 65,2430
  • Bitcoin 4.074.090 ▼ %0,09

Gündem

Alanya emek ve demokrasi güçlerinden 10 Ekim anması: Adalet mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz

Alanya'da 10 Ekim Ankara Garı Katliamı'nın 11'inci yılında açıklama yapan emek ve demokrasi güçleri, 104 kişinin yaşamını yitirdiği saldırının tüm sorumlularının açığa çıkarılmasını ve ihmali bulunan kamu görevlilerinin yargılanmasını istedi.

Alanya'da emek ve demokrasi güçleri, 10 Ekim Ankara Garı Katliamı'nın 11'inci yılında PTT önünde bir araya gelerek basın açıklaması yaptı.

Açıklamayı okuyan Eğitim Sen Alanya Şube Başkanı Hüseyin Erdem, 10 Ekim 2015'te IŞİD'in düzenlediği çifte bombalı saldırıda yaşamını yitiren 104 kişiyi andı.

Katliamın üzerinden 11 yıl geçmesine rağmen adaletin sağlanmadığını belirten Erdem, saldırının tüm sorumlularının açığa çıkarılmasını ve ihmali bulunan kamu görevlilerinin yargılanmasını istedi.

Emek, barış ve demokrasi mücadelesini sürdüreceklerini vurgulayan Erdem, katliamda yaşamını yitirenlerin anısını yaşatacaklarını ve adalet talebinden vazgeçmeyeceklerini ifade etti.

''ADALET İSTEMEYE DEVAM EDİYORUZ''

Açıklamanın tamamı şu şekilde:

''11 yıl önce, 10 Ekim 2015'te bu ülkenin dört bir yanından; savaşa karşı barışı, sömürüye karşı emeğimizin hakkını, baskıya karşı demokrasiyi savunmak için Ankara Garı önünde buluştuk.

IŞİD'in gerçekleştirdiği çifte bombalı saldırı sonucunda 104 arkadaşımızı, yoldaşımızı, canımızı yitirdik. 500'den fazla arkadaşımız yaralandı. Aradan 11 yıl geçti; acımız ilk günkü kadar taze, öfkemiz ilk günkü kadar diri.

UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ

10 Ekim, yalnızca bir katliam değildir. Bu katliam; bu topraklarda barışı kalıcı kılmak isteyenlere, savaşın değil müzakerenin, silahın değil diyaloğun egemen olmasını isteyenlere yönelik alçakça bir saldırıdır. Aynı zamanda emeğinin hakkını isteyen, eşit, özgür ve demokratik bir ülkede yaşamak isteyen herkesin iradesine yönelmiş bir saldırıdır.

O gün katledilenler, savaşa karşı barışın sesini yükseltmek için oradaydı. Onlar biliyordu ki barış, yalnızca silahların sustuğu bir çatışmasızlık hâli değildir; adaletin, eşitliğin ve bir arada kardeşçe yaşama iradesinin adıdır. Demokrasinin, eşit yurttaşlığın ve toplumsal adaletin tesis edilmediği bir barış, eksik ve kırılgan bir barıştır. Bizler, 10 Ekim'de yitirdiğimiz canların barış ısrarının takipçisiyiz.

DEMOKRASİ İÇİN ORADAYDIK, DEMOKRASİ İÇİN MÜCADELEDEYİZ

10 Ekim 2015'te katledilenler demokrasi için oradaydı. Düşünce ve ifade özgürlüğü için; örgütlenme ve toplanma hakkı için; farklı kimlik ve inançların bir arada, eşit yurttaşlar olarak yaşayabilmesi için oradaydı.

Katliamın, en kitlesel ve demokratik eylemlerden birinde, barış çağrısının en gür yükseldiği anda gerçekleşmiş olması tesadüf değildir. 10 Ekim katliamı emekçilerin barış ve demokrasi talebini susturma girişimidir.

Bugün halk hızla yoksullaşırken, gelir dağılımı adaletsizliği artarken, emekçiler açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm edilirken itiraz eden herkesin terörle, düşmanlıkla yaftalandığı bir düzen kurulmak istenmektedir. İşte tam da bu yüzden 10 Ekim'de katledilenlerin savunduğu demokrasi talebi, bugün daha güncel ve daha acildir.

İktidar, toplumsal rıza üretemediği için demokrasinin ve hukukun en temel ilkelerini ayakları altına almakta, baskıyı artırmaktadır. Halkın iradesine karşı kayyum politikaları, seçilmiş belediye başkanlarının tutuklanması ve görevden alınması bir yönetim biçimine dönüşmüştür. Kadınlar, gençler, LGBTİ+'lar ve bu ülkede makbul sayılmayan tüm kimlikler, sistematik bir ötekileştirme, nefret ve baskı politikasıyla karşı karşıyadır.

Gazetecilerin, siyasetçilerin, öğrencilerin tutuklanması; sendikal faaliyetlerin, basın açıklamalarının, hatta sosyal medya paylaşımlarının bile suç sayılması; grevlerin yasaklanması, üniversitelerin susturulması, dijital sansürün yaygınlaşması bir aczin göstergesidir.

Biz biliyoruz ki; demokrasi, sandıktaki seçime indirgenemez. Demokratik ortam; konuşabildiğimiz, örgütlenebildiğimiz, itiraz edebildiğimiz, farklı kimliklerimizle eşit ve özgürce var olabildiğimiz bir düzendir. Ancak bugün demokrasiye yönelik müdahaleler en ufak bir itirazı bile bastırmaktan seçme ve seçilme hakkımıza kadar uzanmıştır.

ADALET HÂLÂ TECELLİ ETMEDİ

10 Ekim Katliamının ardından 11 yıldır adalet arıyoruz. Yargılama süreçlerinde faillerin bir kısmı cezalandırılmış olsa da bu katliamın arkasındaki asıl sorumlular korunmaktadır. Katliam göz göre göre gelmiştir. Tüm istihbarat bilgilerine rağmen önlem almayanlar, güvenlik bürokrasisindeki ihmaller, katliama giden yoldaki denetimsizlik ve sorumsuzluklar ortaya çıkarılmamıştır. Gerçek sorumlular yargılanmamıştır. Bu nedenle vicdanlar rahat değildir. 10 Ekim davasında adalet sağlanmamıştır.

İşte 10 Ekim'deki kusurun inkârı, yalnızca geçmişin üzerini örtmek değil; gelecekte yaşanabilecek benzer katliamlar karşısında da sorumluluk üstlenmeyeceğini ilan etmektir.

Sözümüzü Yineliyoruz: 10 Ekim'i Unutmadık, Unutturmayacağız!

11 yılın ardından kaybettiklerimizin anısı önünde saygıyla eğiliyoruz. Uğruna can verdikleri emek, barış ve demokrasi mücadelesini büyütme kararlılığımızı bir kez daha ilan ediyoruz.

Barış, bizim için bir slogan değil; eşit, özgür ve bir arada yaşama arzumuz, her saldırıda yeniden savunduğumuz bir yaşam biçimidir. Demokrasi, bizim için yalnızca bir yönetim biçimi değil; hepimiz için adalettir. Hepimiz için şiddetsiz, eşit ve özgürce bir arada yaşamdır.

Katliamın tüm sorumlularının açığa çıkarılması ve ihmali olan tüm kamu görevlilerinin yargılanması için yürüttüğümüz adalet mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz.

Emeğin, barışın ve demokrasinin egemen olduğu bir Türkiye'yi mutlaka kuracağız.

Yaşasın Emek, Barış ve Demokrasi Mücadelemiz!''

Kaynak: Birgun

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…