İçeriğe geç
  • Dolar 49,7683 ▲ %0,14
  • Euro 55,8563 ▲ %0,23
  • Sterlin 66,4941 ▼ %0,09
  • Gram Altın 6.424,57 ▲ %0,62
  • Çeyrek Altın 10.546,19 ▲ %0,11
  • Gümüş 86,47 ▲ %0,37
  • Bitcoin 4.000.015 ▲ %0,42
  • BIST 100 11.122,72 ▲ %0,05

Sağlık

Prof. Dr. Kocazeybek'ten aşı güvensizliği analizi

Prof. Dr. Kocazeybek'ten aşı güvensizliği analizi

Dünya Çocuk Felci Günü vesilesiyle aşıların tarihsel sürecini ve toplumsal güven algısını değerlendiren Prof. Dr. Bekir Kocazeybek, dijital çağda güvensizliğin yeni boyutlar kazandığına dikkat çekti.

24 Ekim Dünya Çocuk Felci Günü kapsamında, çocuk felci aşılarının tarihsel gelişimi ve toplumsal kabulü üzerine bir değerlendirme paylaşıldı. Virolog J. Salk'ın 1952'de geliştirdiği inaktif aşı ile Albert Sabin'in 1960'larda geliştirdiği ağızdan alınan canlı aşının, 5 yaş altı çocuklarda başarıyla uygulandığı belirtildi. Çocuk felcinin merkezi sinir sistemini etkileyen ve kalıcı felce yol açabilen bir hastalık olduğu, küresel ölçekte aşılama sayesinde vaka sayılarının yüzde 99'dan fazla azaldığı vurgulandı. Türkiye'de ise son çocuk felci vakasının Kasım 1998'de tespit edildiği hatırlatıldı.

Cumhuriyet'te Olaylar Ve Gorusler'in makalesine göre, çiçek hastalığının küresel düzeyde ortadan kaldırılması ve Covid19 pandemisinde hastalık yükünün azaltılması, aşılamanın halk sağlığındaki kritik rolünü ortaya koyan temel örnekler arasında yer alıyor. Ancak bilimsel başarılara rağmen aşılara yönelik güvensizlik ve aşı reddi devam ediyor. Dijital iletişim araçlarının yaygınlaşmasıyla bu güvensizliğin yeni boyutlar kazandığı ifade ediliyor. Aşıların tarihsel süreci, bilimsel ilerleme ile toplumsal güven arasındaki ilişki dört ana dönemde inceleniyor.

İlk dönemde, 18. yüzyıl öncesi ve sonrası süreçte çiçek hastalığından korunmak amacıyla Çin, Güney Asya, Osmanlı İmparatorluğu ve Britanya'da variolasyon yöntemi uygulanmıştı. Edward Jenner'ın inek çiçeği lezyonlarını kullanarak geliştirdiği vaksinasyon yaklaşımı yeni bir dönem başlatırken, tıbbi ve dini kaygılar güvensizliğin temelini oluşturuyordu. 1853'te Birleşik Krallık'ta çıkarılan zorunlu aşı yasasına karşı kişisel özgürlüklerin kısıtlandığı iddiasıyla muhalefet gelişti. İkinci dönemde ise R. Koch'un mikrop hipotezi, L. Pasteur'ün kuduz aşısı ve Salk ile Sabin'in çocuk felci aşıları gibi gelişmelerle kurumsallaşma arttı. 1967'de başlayan kampanya sonucu 1980'de çiçek hastalığının yok edildiği WHO tarafından açıklandı. ABD'de 1905'teki Jacobson v. Massachusetts kararı, toplum sağlığı için zorunlu aşı uygulamalarının koşullarını belirledi.

20. yüzyılın ikinci yarısında güven aşınması yaşandı. 1955'te ABD'de Cutter laboratuvarında üretilen aşıların etkisizleştirilememesi ve 1998'de A. Wakefield'in kızamık aşısı ile otizm arasında ilişki olduğunu öne süren çalışması, toplumsal güvensizliği tetikledi. Wakefield'in çalışması daha sonra geri çekilse de yanlış iddiaların yayılmasında etkili oldu. 21. yüzyıl başlangıcında ise dijital çağın etkisiyle güven parçalandı. İnternet ve sosyal medyanın yükselişi, sağlık bilgilerine erişim ve değerlendirme biçimlerini değiştirdi. Uzman olmayan kişilerin bağımsız yorumları ile uzmanların bilgileri arasında rekabet oluştu. Kısırlık, kanser gibi bilimsel dayanağı olmayan iddialar sosyal medyada yaygınlaştı.

HPV ve Covid19 aşılarına yönelik kaygıların, ideolojik ve siyasi kimlikler tarafından yönlendirildiği belirtildi. Güvensizliğin rutin çocukluk çağı aşılamalarına da sıçradığı, ebeveyn tutumlarının ve kurumlara duyulan güvensizliğin etkili olduğu aktarıldı. Sonuç olarak, aşılanmanın tıp tarihindeki en büyük başarılardan biri olduğu kabul edilmelidir. Enfeksiyon hastalıklarının tehdit olmaktan çıkarılması ve toplumsal aşı kabulünün artırılması için yalnızca bilimsel yeniliklerin yetmediği; kurumsal şeffaflık, tutarlı iletişim, hakkaniyetli erişim, toplumsal katılım ve hesap verilebilirliğin gerekliliği vurgulandı.

TürkAta Haber Ajansı

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…