Ayamama ve Cendere Derelerinin Hikayesi: Betonlaşma ve Sel Felaketleri
Orhan Gökdemir, İstanbul'un Ayamama ve Cendere derelerinin betonlaşma sürecini, yaşanan sel felaketlerini ve dere yataklarındaki hukuksuz yapılaşmayı kaleme aldı.

Orhan Gökdemir, İstanbul'un iki önemli deresi olan Ayamama ve Cendere'nin geçmişten bugüne yaşadığı dönüşümü ve maruz kaldığı betonlaşmayı ele aldığı yazısında, derelerle barışık bir düzen kurulması gerektiğini savundu. Yazar, suyla, yağmurla ve toprakla yeniden barışılacağını, halka rağmen dere kenarlarına dikilmiş yapıların yıkılacağını ve bu mücadelenin Ayamama ile Cendere kıyılarından başlayacağını belirtti.
SoL'da Orhan Gökdemir'in makalesine göre, Ayamama Deresi Başakşehir sınırlarında doğup Küçükçekmece'yi geçerek Bakırköy yakınlarından denize dökülüyor. Eskiden etrafı bağ ve bostanlarla çevrili olan derenin kıyısında, Turgut Özal döneminde başlayan betonlaşma süreciyle önce medya kuruluşları, ardından hastane, otel ve alışveriş merkezleri inşa edildi. Yazar, dere yatağının değiştirildiğini, üzerinin kapatıldığını ve Mimar Sinan tarafından 16. yüzyılda inşa edilen Papaz Köprüsü ile Çobançeşme Köprüsü'nün bu süreçten olumsuz etkilendiğini aktardı.
Makalede, Ayamama Deresi'nin 2009 yılında taşarak sele neden olduğu ve bu selde 31 kişinin hayatını kaybettiği, yüzlerce aracın su altında kaldığı hatırlatıldı. Sel sonrasında sorumluluğun dere yatağında yapılaşmaya izin verenlerde olduğu vurgulanırken, Basın Ekspres Yolu çevresindeki yüksek ve çirkin binaların AK Parti'nin Yeni Türkiye'sinin bir göstergesi olduğu ifade edildi. Gökdemir, Cendere Deresi'nin ise Osmanlı döneminde Kâğıthane Deresi olarak anıldığını, kıyılarının geniş çayırlarla kaplı olduğunu ve Lale Devri'nin önemli mekânlarından Sadabad Bahçeleri'ne ev sahipliği yaptığını yazdı.
Yazar, 1988 yılında Turgut Özal döneminde dere kıyılarındaki 100 metrelik yapı yasağının kaldırıldığını, bu kararın iptal edilmesinin ardından AK Parti iktidarının 2013'te yapılaşma mesafesini 10 metreye düşürdüğünü belirtti. Bu düzenlemeyle birlikte 90 metrelik alanın imara açıldığını kaydeden Gökdemir, sel felaketlerinden dere yatağındaki yapılaşmaya izin verenlerin sorumlu olduğunu savundu. Ayrıca, Türk Medeni Kanunu ve Kadastro Kanunu'na göre aktif dere yataklarının kamu malı olduğunu, bu alanlara yapılan bütün yapıların kaçak ve hukuksuz olduğunu dile getirdi.
Gökdemir, İstanbul'daki yaklaşık 168 derenin büyük bir kısmının yapılaşma ve imar faaliyetleri nedeniyle silinerek kapalı kanallara dönüştüğünü, ancak yataklarının hâlâ orada olduğunu ve vakti gelince taştığını ifade etti. Cendere Deresi'nin iki gün önce taşarak yatağını doldurduğunu, ancak o yatakta artık yollar, AVM'ler, oteller ve konutlar bulunduğunu belirtti. Yazının sonunda, dere yataklarını işgal edenlerin halk değil, iktidara yakın holdingler ve inşaat şirketleri olduğunu vurgulayan yazar, derelerle barışık bir düzen kurulması çağrısını yineledi.
TürkAta Haber Ajansı