Bakan Şimşek: 43 bin fon katılımcısının paraları bugün itibarıyla ilgili bankalara transfer edildi
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu'na (TEFAS) açık 17 fonun bugün itibarıyla tasfiyesinin yapıldığını belirterek, "43 bin fon katılımcısının paraları bugün itibarıyla ilgili bankalara transfer edildi." dedi.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Akit Medya Grubu tarafından VakıfBank Genel Müdürlük Yerleşkesi'nde düzenlenen "Ekonomi ve Finansta Milli Vizyon Zirvesi"nde yaptığı konuşmada, fon soruşturmalarına ilişkin açıklamada bulundu.
Son dönemde sınırlı bir alanda, fon piyasasında, varlık ve portföy yönetim şirketlerinin bir kısmında stres yaşandığını dile getiren Şimşek, bu sorunun temelinde piyasa bozucu faaliyetlerin bulunduğunu söyledi.
Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) ağustosta bu konuda bir rehber yayımladığını belirten Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu rehber bütün bu bahsettiğimiz sorunları kalıcı bir şekilde gidermek ve daha sağlıklı sermaye piyasaları için gerekli olan bir adımdı. SPK'nin fonlara ilişkin rehberi şeffaflığı artırıyor. Şeffaflığın olmadığı alanda tabii ki güven de zedelenebiliyor. Kurumsal kapasiteyi iyileştirecek düzenlemeler var. Yani burada esas olan daha sağlıklı işleyiş. Sermaye piyasalarımız bizim için değerli. Sadece bankacılık sektörüne dayalı bir finans sistemi olmaz. Sermaye piyasalarının sağlıklı bir şekilde gelişmesi, büyümesi bizim için çok değerli."
Bakan Şimşek, fon soruşturmalarına ilişkin açıklamalarına şöyle devam etti:
"Toplamda 2 bin 900'e yakın fondan 131'inde sorun yaşandı ki bir kısmı tedbiren tasfiye kapsamına alındı. Sorunu küçümsemiyoruz ama bir daha yaşanmaması için çok ciddi düzenlemeler yapıldı, ilave düzenlemeler de yapılacak. Serbest fonlar dahil olmak üzere yatırım fonunun ihraç sayısını şirketin kurumsal kapasitesine bağladık. Bunlar için tabii geçiş öngördük. Para piyasası fonu niteliğindeki serbest fonlara da asgari yüzde 10 devlet iç borçlanma senedi veya kira sertifikası şartı getirdik. Bu, likidite açısından önemli. Aslında bunu 2024'te para piyasası fonları için getirmiştik. Nitekim bu son dönemde yaşanan sorunlarda, yani en az yüzde 10'luk bir geri dönüş imkanı söz konusu olacak."
Şimşek, "Yine fonların repo-ters repo işlemlerine yönelik Takasbank güvencesi kapsamına aldık. Fonların borç verme işlemleri yine teminat şartına bağlandı. Teminatların kalitesine ilişkin düzenlemeler yapıldı. Bunların hepsi çok değerli." diye konuştu.
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, TEFAS'ta işlem görecek fonların katı kurallara tabi olması gerektiğini belirterek şunları söyledi:
"Nitekim bu fonların halka açıklık oranı düşük olan hisselerde yoğunlaşmaması için tedbir aldık. İlişkili taraflarla işlemlere sınırlama getirdik. Serbest fonların portföy içeriği artık haftalık yayınlanacak. İçinde ne var haftalık görülecek. Özellikle belli oranları aşan fon payı sahiplik oranlarının da kamuya açıklanması şartını getirdik. Borçlanma piyasalarındaki açık pozisyonlar için süre verdik. Bizim amacımız burada gerçekten sermaye piyasalarının sağlıklı bir yapıya kavuşarak Türkiye ekonomisine, Türkiye'nin büyümesine güçlü destek vermesi."
Bakan Şimşek, piyasa bozucu faaliyetlerde bulunan fonlara ilişkin şöyle dedi:
"Cumhurbaşkanı'mız da Adalet Bakanı'mız da bizler de net olarak söylüyoruz, hukuk önünde, geçmişte piyasa bozucu faaliyetler içine girenlerin tamamı hesap verecek. İçerideki, dışarıdaki bütün mal varlıklarıyla sorumlu olacaklar. TMSF tarafından bunlar bankalarda olduğu gibi çok katı kurallarla takip edilecek. Tasfiyedeki kurallar setini de içeren bir tasarı Türkiye Büyük Millet Meclisine yakında sunulmuş olacak. Bununla da yetinmeyeceğiz. Aceleye getirmeden, fon piyasasını da sağlıklı bir şekilde büyütecek ilave hukuki ve idari düzenlemeler de yapılacak."
Şimşek, 2000'li yılların başında yaşanan bankacılık krizi sonrası sektörün katı kurallara bağlanması sayesinde Türk bankacılık sektörünün sağlıklı bir yapıya kavuştuğunu söyledi.
Bakan Şimşek, "Sermaye piyasalarımıza ilişkin endişeye hiç gerek yok, sistemik risk yok. Ekonomimizin temelleri sağlamlaştı, şoklara karşı dayanıklılığı yüksek. Dolayısıyla burada gereğini yapacağız." diye konuştu.
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, hane halkının altın hariç finansal varlıklarının 30,5 trilyon lira olduğunu belirterek şu bilgileri verdi:
"Değeri şişirilmiş 131 fondaki büyüklük milli gelirin yüzde 0,7'si. Bu, tamamının kayıp olduğu anlamına gelmiyor. 7 portföy yönetim şirketinden 3 tanesinin finansal yapısı göreceli olarak sağlıklı ama riskliydi, onun için tasfiye kapsamına alındı. A1 Capital, Bulls ve Pardus. Bu portföy yönetim şirketleri olağan tasfiye sürecinde. Bugün itibarıyla TEFAS'a açık ve bu şirketlere ait 17 fonun tasfiyesi yapıldı. 43 bin fon katılımcısının paraları bugün itibarıyla ilgili bankalara transfer edildi. Gördüğünüz gibi önemli ölçüde sorun giderildi. Burada kapalı fonlar zaten tanım gereği birkaç kişiden oluşuyor ve o fonlar ayrı bir alan. Terzi usulüyle onlar çözülecek. Orada da çok büyük sorun gözükmüyor."
Şimşek, bir portföy yönetim şirketinin sahiplerinin "Bırakın biz kendimiz tasfiyede yardımcı olalım, teminat getireceğiz." dediğini aktararak şunları kaydetti:
"3 sorunlu portföy yönetim şirketi ile ilgili süreç biraz daha zaman alabilir. Önceliği para piyasası fonlarına ve küçük yatırımcılara verdik. Bunun yasal altyapısı da hazırlanıyor. Piyasa bozucu faaliyetler içinde olup da mal varlığı şu veya bu şekilde dışarıda veya Türkiye'de bir yerlerde olanları TMSF üzerinden ilgili fonlara aktaracağız. Adalet Bakanlığı'mız ile yaptığımız çalışmada 131 fona ilişkin TMSF bünyesinde hesap açıldı. Bir de genel anlamda hesap açıldı. Piyasa bozucu faaliyetler içinde olanlar için gönüllü iadenin önünü açmış oluyoruz."
Bakan Şimşek, bu ve benzeri olayların dünyanın en gelişmiş piyasalarına sahip ülkelerde görülebildiğini belirterek, "Ama ben inanıyorum ki gerek SPK'nin açıkladığı Fon Rehberi gerekse önümüzdeki dönemde atacağımız ilave adımlarla bu konuda da bankacılık sektöründe olduğu gibi çok daha sağlam bir yapı söz konusu olacak." dedi.
Gelecek yıl için savaşın biteceğine ve tedarik zincirlerindeki kırılmanın sona ereceğine dair öngörülerle küresel ekonomide iyileşme beklentisi bulunduğunu anlatan Şimşek, enerjide yakın tarihin en büyük arz şoku ile karşı karşıya olduklarını söyledi.
Şimşek, bu şokun sadece doğal gaz, petrol ve petrol ürünleriyle sınırlı olmadığını, enerji dışı emtia fiyatlarında da dramatik artışların söz konusu olduğunu kaydederek, "Dünyada pek çok ülkede manşet enflasyon savaştan bu yana yükseliyor. Enflasyonda istisnai birkaç ülkede sınırlı da olsa bir gerileme var. Türkiye de bu dönemde (Şubat-Eylül arası) enflasyonun düştüğü nadir ülkelerden bir tanesidir." diye konuştu.
Bakan Şimşek, IMF'nin Temmuz ayı analizlerine göre küresel büyümenin bu yıl yüzde 3 civarına düşmesinin ancak gelecek sene tekrar yüzde 3,4 seviyesine çıkmasının öngörüldüğünü belirterek, "Küresel ticaret hacmi geçen sene yüzde 5 civarında artarken bu sene yüzde 3,5 geriledi ama gelecek sene tekrar yüzde 4'ün üzerine çıkması bekleniyor." ifadesini kullandı.
Türkiye'nin ticaret ortaklarında büyümenin zayıf seyrettiğini, gelecek yıl ise toparlanma beklendiğini belirten Şimşek, Türkiye ekonomisinin bu zorlu dış koşullara rağmen büyümeye devam ettiğini söyledi.
Enerjide dışa bağımlılığı azaltmaya ve yeşil dönüşümü hızlandırmaya yönelik yatırımlara değinen Şimşek, Türkiye'nin yapay zekâ devrimini ıskalayamayacağını, bu nedenle dijital dönüşümün de öncelikleri arasında yer aldığını vurguladı.
Organize sanayi bölgeleri, limanlar ve üretim merkezlerini demir yolu ağıyla birbirine bağlamak için sürdürülen yatırımlara da dikkati çeken Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Özetle Türkiye'nin modeli nedir?' diye sorarsanız, verimlilik artışıyla, rekabet gücündeki artışla büyüme potansiyelini bu zor koşullarda güçlendirmek. Bunun üzerinden sürdürülebilir yüksek büyüme ve daha adil gelir dağılımı sağlamak. Programın amaçları da özü de bu. Genelde algı bu değil ama bunun farkındayız. Maalesef Türkiye'de algılar farklı. Kalıcı bir şekilde enflasyonu tek haneye düşürmeden, reel sektörün makul maliyetlerle finansmana erişimi mümkün mü? Burada bankacı arkadaşlar var. Bunun olmadığını kendileri biliyorlar. Dolayısıyla bizim mutlaka bir taraftan programın önceliklerini koruyup tabii ki üretim kapasitesini, kabiliyetlerini güçlü bir şekilde desteklememiz gerekiyor. Nitekim bu programda da bunu yapacağız."
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, uyguladıkları ekonomi programının 3 evreden oluştuğunu ve ilk ikisinin geride kaldığını belirterek, ödemeler dengesi riskinin bertaraf edilmesi, enflasyonun kontrol altına alınması, makro risklerin yönetilmesi, KKM'nin sonlandırılması, mali disiplinin tekrar tesis edilmesi, sürdürülebilir cari denge ve şoklara karşı dayanıklılığın artırılması gibi hedeflerin tutturulduğunu anlattı.
Dezenflasyonda daha iddialı hedeflerinin olduğunu ancak orada arzu edilen seviyeye gidemediklerini dile getiren Şimşek, şu açıklamalarda bulundu:
"Ama onun dışında aşağı yukarı bütün hedefler tutturuldu. Şimdi biz bu programın üçüncü evresindeyiz. Nedir bu evre? Bu evre aslında makro finansal istikrarın pekiştirilmesi. Tek haneli enflasyon, bütçe açığının kalıcı bir şekilde milli gelire oran olarak yüzde 3'ün altına çekilmesi, cari açığın kalıcı bir şekilde yüzde 1 ve altına düşürülmesi ve en önemlisi yapısal dönüşümün başarılması. Çünkü yapısal dönüşüm olmadan verimlilik artışından, rekabet gücünden, kalıcı rekabet gücü artışından bahsedemeyiz. Dolayısıyla program aslında önemli ölçüde sonuç verdi. Enflasyonda bir düşüş var. Tabii ki arzuladığımız hızda değil. Şu anda manşet enflasyon 57 ayın en düşük seviyesine düştü. Yani yüzde 30'un altına. Yüzde 30 rakamı çok yüksek ama savaşa rağmen. Merkez Bankamızın yaptığı teknik bir çalışma var. Merkez Bankamız, 'Sadece savaşın etkilerini bir kenara bırakırsak, bugün enflasyon yüzde 29,7 değil, belki yani 23 civarı olacaktı' diyor. Yüzde 23 de aslında bizim başlangıçta yani bu sene içinde öngördüğümüz hedefe oldukça yakın."
Bakan Şimşek, uygulanan ekonomik programa ilişkin eleştirilere değinerek, "Bu program para politikasından ibaret değildir. Para politikasının yapabileceklerinin sınırı var. Biz de bunun farkındayız. Bu programın yapısal dönüşüm ayağı, arz yönlü boyutları var." şeklinde konuştu.
Savaşın enerji fiyatlarına etkisine işaret eden Şimşek, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Bugün mazotun nasıl fiyatlandığını biliyor musunuz? Cenova'daki fiyatlar esas alınıyor. Ham petrolün varil fiyatı 104 dolar olsa da mazot, petrol 180 dolarmış gibi fiyatlanıyor. Neden? Çünkü yakın coğrafyamızdaki rafineri kapasitesinin önemli bir bölümü savaşlar nedeniyle devre dışı kalmış durumda. Avrupa'ya Hindistan'dan ve diğer ülkelerden, Afrika'yı dolaşan gemilerle dizel taşınıyor. Dolayısıyla mesele yalnızca ham petrolün fiyatı değil, rafineri kapasitesi ve tedarik imkânları da belirleyici. Birçok ülkede mazota erişimde sorun yaşanıyor."
Eğitim ücretlerindeki yüksek fiyatlamanın da zamanla düzeleceğini ve enflasyona olumlu katkı vereceğini anlatan Şimşek, "2027 yılında dezenflasyon devam edecek. Savaş bitmese de devam edecek. Savaş bitse tabii enflasyonda çok daha güçlü bir şekilde belki öngörülerimizden daha iyi bir dönemi bile yaşayabiliriz." ifadelerini kullandı.
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, kırılganlıkların azaldığını, brüt dış finansman ihtiyacının gerilediğini, dış borcun milli geliri oranının uzun yılların ortalaması olan 45'ten yüzde 32'nin altına gerilediğini anlattı.
Kamuda tasarrufta önemli bir başarı yaşandığını dile getiren Şimşek, "Arkadaşlar baktılar, eski seviyede olsaydı ne olurdu şeklinde? 484 milyar liralık bir tasarruf var. 484 milyar lira 6 bakanlığın bütçesinden daha büyük." diye konuştu.
Şimşek, dolaylı vergilerin toplam vergilerdeki payının 2023'te yüzde 65,5 olduğunu kaydederek, "Bu sene, tahmin bu tabii, ilk uzun bir süredir ilk defa yüzde 60'ın altına düşecek. Bu bir ilerlemedir, iyileşmedir. Yani dolaylı vergilerde bir iyileşme var. Dolayısıyla vergide, adalette attığımız adımlar sonuç vermiştir." dedi.
Büyümede artık yatırımların tüketimden daha etkili olduğunu vurgulayan Şimşek, "Yatırımlardaki artış özel tüketimden daha güçlü. Bu, daha dengeli büyüdüğümüzü gösteriyor. Evet, büyümemiz mütevazı ama daha sürdürülebilir. Yani dengesizlikler yaratmıyor." ifadelerini kullandı.
Bakan Şimşek, Türkiye'nin beşeri sermaye ve fiziki altyapıya yatırımda başarılı olduğunu belirterek, "Önemli bir ölçüde Türkiye bu konuda başarılı oldu. En son açıklanan PISA sınav sonuçlarında biz birçok dünyanın gelişmiş ülkelerini eğitimde, kalitede geride bıraktık. Niye? Çünkü 20-25 yıllık yatırım, çaba var ve sonuç aldık." diye konuştu.
Ekonomik güvenlik hususuna değinen Şimşek, "Enerjide, suda, doğal kaynaklarda arz güvenliği bizim milli güvenliğinin bir parçasıdır. Yani sadece savunma sanayisi değil, gıda arz güvenliği ve iklime karşı dayanıklı tarım, örtü-altı üretim, dikey tarım, organize tarım bölgeleri bunların hepsi yine milli güvenlik meselesidir. O nedenle bütçede yüzde 100'ün üzerinde bir artışa gittik bu kalemlerde." ifadelerini kullandı.
Şimşek, reel sektörün en önemli konusunun finansmana erişim olduğunu belirterek, son bir yıl içerisinde Türk lirası ticari kredilerinin yüzde 41 arttığını söyledi.
İhtiyaç kredisinin yüzde 36, konut kredisinin yüzde 35 arttığını dile getiren Şimşek, "Bütün bu kredi kalemleri enflasyonun ve reel büyümenin üzerinde artmış. Dolayısıyla aslında finansman sağlanıyor." dedi.
Şimşek, program döneminde kredilerin sadece reel olarak artmadığını, istihdam, ihracat, yatırım, üretim gibi doğru alanlara da gittiğini dile getirdi.
Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu orta yüksek ve yüksek teknoloji alanlarına sübvansiyonlu kredi verdiklerini söyleyen Şimşek, kar marjı yüksek olan, rekabet gücü olan ve Türkiye'nin ihtiyacı olan alanın orta yüksek ve yüksek teknoloji olduğunu ifade etti.
Şimşek, reeskont kredisinde faiz oranının yüzde 24 civarı olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
"Enflasyon bugün yüzde 30 civarında. Enflasyon düştükçe ihracatçılarımıza sağladığımız reeskont kredilerinin faiz oranı da düşecek. Peki, neden daha hızlı indirmiyoruz? Çünkü faiz çok düşük olduğunda, bu kaynakların ihracatı finanse etmek yerine finansal yatırımlara ve spekülatif işlemlere yönlendirilebildiğini gördük. 2021, 2022 ve 2023 yıllarına ilişkin incelemelerde bu tür kullanımlar tespit edildi. Amacımız, uygun maliyetli finansmanın ihracatı desteklemesi. Faiz oranını belirlerken kaynakların amacı dışında kullanılmasını önlemeyi de gözetiyoruz. Nitekim yüzde 24 faizle kullandırılan reeskont kredilerinin hacmi 1,4 trilyon liraya ulaştı."
Konkordato taleplerinde son aylarda düşüş başladığını söyleyen Şimşek, "Bir kısmı zaten gerçeği yansıtmıyordu. Sahte rapor yazan bazı aracılar vardı. Onları denetledik ve savcılığa suç duyurusunda bulunduk. Yani bu zor konjonktürde bile bir iyileşme başladı. Artış zirveyi buldu ve şimdi geriliyor." diye konuştu.
Şimşek, konkordato talep eden firmaların reel sektördeki paylarına ilişkin olarak, "Cirodaki payı yüzde 1,4, ihracattaki payı yüzde 1,3, istihdamdaki payı yüzde 1,1, kredideki payı yüzde 1. Bunlar önemsizdir demiyorum. Önemli ama yani bir büyüklük içerisinde makro açıdan baktığınız zaman yönetilebilir." dedi.
Takipteki ticari kredilerin oranının eylül ayı itibarıyla yüzde 2,4 olduğunu belirten Şimşek, uzun vadeli ortalamaya karşılıksız çeklerin keşide edilen çeklere oranının şu anda 3,4 olduğunu söyledi.
Bakan Şimşek, küresel savunma harcamalarının 25 yıl önce yaklaşık 1 trilyon dolar düzeyindeyken geçen yıl 3 trilyon dolara yaklaştığını belirterek, şunları söyledi:
"Önümüzdeki 10 yılda bu harcamaların 6,6-7 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Türkiye, büyüyen bu pazardan daha fazla pay almak için kamu kaynaklarıyla güçlü bir savunma sanayisi geliştirdi. Bu sanayinin arkasında geniş bir üretim ekosistemi var. Yaklaşık 3 bin 800 ila 4 bin KOBİ, devletin öncülüğündeki savunma sanayisi şirketlerine tedarik sağlıyor. Geçen yıl savunma ihracatında dünyada 11'inci sıradaydık. Bu yıl ilk 10'a girebiliriz. Sektörümüz geçen yıl 18 milyar dolarlık yeni sipariş aldı."
Salondaki bankacılara da seslenen Şimşek, sözlerini şöyle tamamladı:
"Bankalarımıza, KOBİ'lerin ve reel sektörün finansmanına öncelik vermeleri çağrımı bir kez daha yinelemek istiyorum. Bu yönde çaba gösteriyorlar. Ancak özellikle bu dönemde üretim kapasitemizi korumamız gerekiyor.
Zorluklar olabilir; programımız zaten bu zorluklarla baş etmek için var. Ama mutlaka ve mutlaka bizim en büyük önceliğimiz Cumhurbaşkanımızın öncelikleri. Nedir? Yatırım, istihdam, üretim ve ihracat. Dikkat edin, bu programın bütün söylemi de içeriği de bunu destekliyor. Kim size alternatif bir hikaye anlatıyorsa bu gerçekliklerden kopuklar. Çünkü işin gerçeği, işin realitesi çok detaylarıyla, rakamlarıyla burada."
Kaynak: Aa