Bavuldaki Umut: Hayatı Yeniden Demlemek
Her göç, aslında insanın kendi içine yaptığı en uzun yolculuktur. Yanınıza aldığınız bavulların ağırlığı sadece giysilerden ibaret değildir; içine sığdırmaya çalıştığınız anılar, geride bırakılan alışkanlıklar ve en çok da geleceğe dair o kırılgan ama inatçı umutlar yük oluşturur omuzlarınızda.
Biz de hayatımızı bir bavula sığdırıp yola çıkarken, zihnimizde çok net çizgilerle belirlenmiş bir plan vardı. İlk durağımız, kadim sokaklarıyla bizi bekleyen Tiflis olacaktı. Kızımızın okul kaydı, yeni düzenimiz, adımlarımız… Her şey kâğıt üzerinde kusursuzdu. Ancak hayat, siz planlar yaparken başınıza gelenlerden ibarettir. Okuldaki kontenjan azizliği, o çok güvendiğimiz planların duvarına çarpmamıza neden oldu. Kapılar kapandığında insan önce bir duraksıyor, "Şimdi ne olacak?" endişesi kalbini sıkıştırıyor. İşte tam o anda, o belirsizliğin içinden cesaretle yeni bir rota çizdik kendimize: Yüzümüzü Karadeniz’in esintisine dönüp Batum’a doğru yola çıktık.
İyi ki de çıkmışız... Çünkü hayat bazen sizi planlamadığınız ama yürümekten çok daha fazla mutlu olacağınız o muazzam yollara bilerek çıkarıyor. Tiflis’te aradığımız kapının kapanması, meğer bizi Batum’un upuzun sahil yoluna, iyot kokan maviliğine ulaştırmak içinmiş. Burayı görünce, o ilk planın bozulmasının aslında ne büyük bir lütuf olduğunu anladık. Batum, şu ana kadar ertelediğimiz ne kadar yaşamsal hedefimiz varsa hepsine kucak açtı. En büyük endişemiz olan eğitim konusu bile bu şehirde mucizevi bir şekilde çözüldü; kızımız için burada düşündüğümüzden çok daha iyi bir okul bulduk. Yabancı dil barajını başarıyla ve harika bir dereceyle geçerek yeni okuluna kaydoldu.
Şimdilerde, sabahın en erken saatlerinde, henüz şehir uyanmadan güneşin doğuşuna eşlik ederek yürüyoruz o uçsuz bucaksız sahilde. Denizden esen rüzgâr, içimizdeki o göç telaşını sakinleştiriyor. Yürüyüşün ardından, gölgeleriyle şehre huzur veren manolya ağaçlarının sıralandığı parklarda soluklanmanın tadını ise tarif etmem imkânsız. O yeşilliğin içinde otururken, bavulumuzdaki umudun burada, bu topraklarda nasıl yeşermeye başladığını hissediyorum.
Bu köşe yazısını, planları bozulan, aradığı kapı yüzüne kapanan ve kendini bir belirsizliğin ortasında bulan herkes için yazıyorum. Unutmayın; bir çayın demlenmesi için bile önce suyun kaynaması, yaprakların o sıcaklıkta yönünü bulması gerekir. Biz hayatımızı Batum’da yeniden demliyoruz şimdi. Ve anlıyoruz ki, bavuldaki umut her yerdeki denize, her gökyüzüne sığabilir. Yeter ki insan, planların ötesindeki güzellikleri görecek kadar açık tutsun kalbini...
GÜLAY KOÇ
Bu haber, Yekpare Haber Merkezi sitesi, Ankara Haber Gündemi sitesi tarafından eklenmiştir.