İçeriğe geç
  • Dolar 49,3979 ▲ %0,03
  • Euro 55,6494 ▼ %0,18
  • Sterlin 65,3956 ▼ %0,16
  • Gram Altın 6.644,78 ▲ %1,51
  • Çeyrek Altın 10.816,51 ▲ %1,07
  • Gümüş 96,37 ▲ %2,79
  • Bitcoin 4.083.467 ▲ %0,18
  • BIST 100 12.265,98 ▲ %0,43

Gündem

Bilgi ucuzladı, ustalık pahalandı

Bilgi ucuzladı, ustalık pahalandı 11.10.2026 Diken Zanaatla dijitalin birbirine düşman olduğuna dair yaygın bir inanç var. Bende de var… dı. The post Bilgi ucuzladı, ustalık pahalandı appeared first on #site_linkat 11.10.2026 .

Zanaatla dijitalin birbirine düşman olduğuna dair yaygın bir inanç var.

Bende de var… dı.

Biri elle, sabırla, usta yanında yıllarca öğreniliyor; öteki ekranda, hızla ve tıkla.

Sir Ken Robinson'ın kendi internet siteme de koyduğum 2006'da yaptığı 'Okullar yaratıcılığı öldürüyor mu?' TED konuşması, 80 milyonu aşan izlenmesiyle hâlâ TED'in en çok izlenenlerinden.

Robinson dünyanın her yerinde okulların aynı sıralamayla çalıştığını, en üstte matematik ve dil, en altta ise sanatlar, onların da en dibinde dans ve drama olduğunu vurguluyor bu konuşmasında.

Biraz akılcı düşünürsek bunun sanayi çağı için kurulmuş bir düzen olduğunu hemen görebiliriz aslında.

Bilinçaltında da olay şöyle oluşuyor sanırım:

El emeğini en alta koyunca, yeni olan her şeyi de en üstteki derslere yakıştırıyoruz algı olarak.

Galiba bu durumu düzeltme vakti geldi.

Hatta geçiyor olmasın ki, bari bunda geç kalmayalım.

Ustalık bugün de elle, tekrar ede ede, yanıla yanıla öğreniliyor.

Ama ustalığa giden yolun eski kalması gerekmiyor.

Dijital dünya artık mesleki eğitimin içine giriyor, ama ustanın yerini almak için değil, ustanın yapamadığı ya da yapmaya vakit bulamadığı ya da yapmasına artık gerek olmayan işleri üstlenmek için.

Hadi biraz kurcalayalım konuyu:

1- Bilgi

Boston'da bir yatırım fonunda analist olan Salman Khan'ın 2000'lerde kuzenlerine matematik anlatmak için YouTube'a koyduğu videolar, onun bugün temel eğitimi dünyaya ücretsiz sunan Khan Academy'ye dönüştü.

Khan'ın kafasında ışığı yakan şey, kuzenlerinin "Seni videoda daha çok seviyoruz" demesi oluyor.

Çünkü videoyu durdurup başa sarabiliyorlar ve kimseye "anlamadım" demek zorunda kalmıyorlarmış çocuklar.

Bugün Coursera'da Yale'in, Stanford'un, MoMA'nın dersleri 200 milyonu aşkın kayıtlı kullanıcıya açık ve çoğu ücretsiz.

Bugün Udemy'de her uzman kendi dersini dünyaya sunabiliyor, üstelik kurucularından ikisi de Türk, iyi mi? Eren Bali ve Oktay Çağlar.

Bilgi ve bilgiye ulaşmak nispeten ucuzladı artık, bunu bir şekilde kabul etmek lazım.

Ama ustalık ucuzlamadı, hatta pahalandı, bunu da sıkı idrak etmek lazım.

Bir tarifi bilmekle o tarifi servis saatinde, baskı altında ve her seferinde aynı kalitede çıkarmak arasında yıllar süren bir çalışma ve tecrübe var.

O yılları belki kısaltan şey ise ustanın gözü, sözü ve tabii ki tecrübesi.

"Öyle değil, böyle" deyişi.

Eskiden bir ustanın bir çırağa birçok şeyi öğrettiği, ama son numarayı kendine sakladığı söylenirdi.

Bilgi saklandıkça kıymetliydi eski mantıkta.

Ama artık bilgi saklanmıyor ya da saklanamıyor ve bence bu usta olmanın değerini artırıyor.

Bakın şimdi yazacağım cümle çok çok çok çok önemli.

Teori ekrana geçince ustanın elinde tek bir şey kalıyor, öğrenciye ayırdığı zaman.

Khan'ın da bir TED konuşması var tabii ki ve konuşmasında bu konuya değiniyor.

Dersi videodan evde izletip ödevi sınıfta yaptıran öğretmenlerden bahsediyor ve bunun sınıfı insansızlaştırmadığını, aksine insanlaştırdığını söylüyor.

"Bir sınıfta öğrenci başına kaç öğretmen düştüğüne bakmayın, öğrencinin öğretmeniyle gerçekten işe yarar biçimde geçirdiği zamana bakın" diyor.

Klasik derste bu zaman yüzde 5 civarında kalıyormuş, ama anlatımı video devralınca neredeyse bu zaman yüzde 100'e çıkabiliyormuş.

Mesleki eğitim için bunun anlamı şu:

Hoca anlatmayı bırakıyor ve izlemeye odaklanıyor.

En yeni teknoloji bizi aslında en eski öğretme biçimine, yani usta ile çırağın yan yana çalıştığı düzene geri götürüyor sanki.

2- Eğitimin takibi

Khan aynı konuşmasında Kaliforniya'daki bir okulda denedikleri bir ekranı da anlatıyor laf arasında.

Öğretmenin önünde her öğrenci için bir renk varmış.

Yeşil konuyu öğrenenler, mavi üzerinde çalışanlar, kırmızı da konuda takılanlar içinmiş.

Öğretmen sınıfa şöyle bir bakıp, kimin yanına gitmesine ihtiyaç olduğunu görebiliyor.

Sıraya göre değil, ihtiyaca göre, iyi mi?

Bisiklete binmeyi öğrenen çocuğa "Yüzde 70'ini öğrendin, geç" demiyoruz ama, okulda saat dolunca öğrenci yarım da öğrense, eksik de anlasa, bir sonraki konuya geçiliyor; bu ne kadar sağlıklı düşünün lütfen.

Mesleki eğitimde ölçtüğümüz şey bir sınav kâğıdı değil bir el aslında ve burada "40 saat ders aldı, tamamdır" demek yerine, "Bu işi sektörün içinde ve sektörün standardında yapabiliyor" diyebilmek gerekiyor.

Portfolyo olsun, video ile izleme olsun, devamsızlık ya da staj, her şeyin tek ekrandan takibi, eskiden dosyalarda kalıp unutulan bu işleri artık görünür ve daha kolay takip edilebilir kılıyor.

Arkadaşım Kerim Alain Bertrand'ın geçen hafta Swarm Talks'ta da anlattığı gibi, TÜBİTAK ile yürüttüğümüz projede en iyi şeflerin tekniklerini videoya çekiyoruz ve öğrencinin aynı tekniği nerede eksik ya da nerede yanlış yaptığını bu videolar ile karşılaştırıp gösterecek bize yapay zekâ.

Kerim'in oradaki deyişiyle, tabağınızda yapay zekâ yemeyeceksiniz, o tabağı yine şef yapacak.

3- Ergonomi ve tasarım

Kerim'in aynı konuşmadaki bir başka örneği de mutfak tasarımı idi.

Yapay zekâ bir mutfağın iş akışını, adım sayısını ve yerleşimini her mekâna göre yeniden kurabiliyor.

Yani aynı menüyü öğrenciye üç farklı mutfak yerleşiminde de simüle edip farkı gösterebiliyoruz.

Aşçının, bakıcının, ustanın ilk aleti kendi, aslında bedeni.

Ve bu mesleklerde kariyerler çoğu zaman yetenek bittiği için değil, vücut iflas ettiği, bel, bilek ya da omuz sakatlandığı için bitiyor.

Kamera ile duruşu analiz eden sistemler ile yanlış eğilmeyi ya da yanlış kaldırmayı daha öğrencilikte yakalayabiliyor ve müdahale edebiliyorsunuz.

4- Konuşulmayan başlıklar

Birincisi – Hata yapmanın bedeli

Öğrencinin her hatası çöpe giden bir malzeme demek, bu ne inanılmaz bir sarf, biliyor musunuz?

Tee 2011'de, Iowa State University'de kaynak eğitiminin yarısını sanal simülatörde alan öğrenciler sınavı ötekilerden çok daha yüksek bir oranda geçmişler, eğitimi yüzde 23 daha kısa sürede bitirmişler ve öğrenci başına malzeme masrafı yaklaşık 244 dolar daha az olmuş o eğitimde.

İkincisi – Kaybolan ustalıklar

Japonya'da DENSO, son ustası ölmüş bir boyama tekniğini yeniden canlandıran ustanın el hareketlerini 3 boyutlu tarayıcıyla kayda almış.

Düşünsenize bizde de yorgancılık, kundura tamiri, saat tamiri ya da akort artık son ustalarına dayandı, onlar da gidince ne yapacağız?

Ama yeni dünyada ustanın eli artık kayda alınabiliyor.

Üçüncüsü – Meslek seçimi

Bizde 13-14 yaşında bir çocuk hiç görmediği bir meslek hakkında karar veriyor, çoğu zaman da kararı ailesi veriyor.

Amerika'da bazı okullarda gençler sanal gerçeklik gözlüğüyle bir günlüğüne ya aşçının ya teknisyenin ya kaptanın ya da pilotun yerine geçip mesleği etiketine göre değil, deneyerek seçebiliyorlar, harika değil mi?

Dördüncüsü – Farklı öğrenen çocuklar

Sir Ken Robinson'ın başka bir anlattığı var: okulda yerinde duramadığı için sorunlu sanılan ama sonradan Cats'in koreografı olan Gillian Lynne. Onun gibi, mesleki eğitime gelen gençlerin çoğu okuyarak değil, görerek ve yaparak öğreniyor aslında.

Tekrar tekrar izlenebilen video, disleksisi olan bir genç için sınıfta okunan metinden çok daha adil; MSA'da nadiren de olsa disleksik gençler için açtığımız aşçılık programlarında bunu biz de görüyoruz.

Beşincisi – Yabancı dil

Yale'in dersleri İngilizce ve bir Anadolu gencinin önündeki asıl duvar çoğu zaman bilginin kendisi değil, dili.

Otomatik çeviri ve seslendirme yaygınlaştıkça o duvar da kalkıyor.

Tabii ki bunlar tek başına yetmez.

Mutfağın sıcağını, servis saatinin gerginliğini, ekipteki arkadaşının hatasından öğrenmeyi hiç ama hiçbir ekran veremez.

Ama artık kabul edelim ki, teknolojiyle buluşamayan çocuk ya da eğitim her birey için ayrı bir eşitsizlik demek.

Bence mesleki eğitimin yeni formülü şu şekilde dört parçalı olacak artık:

– Ekrandan gelen içerik.

– Yüz yüze pratik.

– Usta eğitmenin mentorluğu.

– Gerçek iş ortamı.

MSA'da, birkaç farklı departmandaki arkadaşlarım, son iki, üç senedir sadece bu konu ile ilgili çalışmalar yapıyor.

Sistemi neredeyse komple değiştiriyoruz diyebilirim.

Bu mesleki eğitim için bir dönüm noktası, bir dönüşüm hikâyesi, bir mihenk taşı ve bir milat olacak bence.

Bildiğimizi kayda alıp şifrelemeden açıyoruz artık.

Teoriyi öğrencinin kendi saatine bırakıyoruz artık.

Ve eğitmenlerimiz sınıfta anlatmayı bırakıp öğrencinin eline bakıyor olacak artık.

Bu hibrit modeli hem yaşlı bakımından tarıma kadar farklı meslek okullarında kullanmak üzere tasarlıyoruz, hem de yakında bu sistemi yurt dışına da açacağız umarım.

Zanaatla çağ arasında seçim yapmak zorunda değiliz artık.

İkisi birlikte gayet iyi çalışıyor.

Kaynak: Diken

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…