BİZ KADINLAR NEREDEYİZ ? BİR ERKEĞİN KALBİNDE Mİ ?
“Biz kadınlar neredeyiz?” diye sormuştuk bir önceki yazıda. Hayatın içinde olduğumuzu, yükü taşıdığımızı, emeği verdiğimizi söylemiştik. Peki bu sorunun cevabı başka bir yerde mi saklı: Bir erkeğin kalbinde mi?
Bu soru romantik gibi duruyor ama aslında oldukça sert. Çünkü kadınların varlığını bir erkeğin sevgisiyle, ilgisiyle ya da onayıyla tanımlayan uzun bir kültürel geçmişimiz var. Kadın, seviliyorsa değerlidir; seçilmişse anlamlıdır; bir kalpte yer bulmuşsa “tamamlanmıştır.” Peki ya kendi kalbi?
Elbette sevilmek kıymetlidir. Bir erkeğin kalbinde yer almak küçümsenecek bir şey değildir. Ama sorun şurada başlar: Kadının yeri yalnızca orasıymış gibi düşünüldüğünde. Kadın, birinin hayatında anlam kazanan bir figür değil; başlı başına anlamı olan bir bireydir. Bir kalpte yer almak, hayatta bir yer tutmanın alternatifi olamaz.
Toplum bize şunu fısıldar: “Sevilirsen güvendesin.” Oysa kaç kadın, sevilirken susmak zorunda kaldı? Kaç kadın, bir kalpte kalabilmek için hayallerinden, sınırlarından, hatta kendinden vazgeçti? Sevgi, eşitlikten uzaklaştığında bir sığınak değil, dar bir alana dönüşür.
Biz kadınlar neredeyiz? Bir erkeğin kalbinde olabiliriz. Ama aynı zamanda kendi aklımızdayız, kendi ayaklarımızın üzerindeyiz, kendi yolumuzdayız. Bir kalpte misafir değil; hayatın öznesiyiz. Sevgiyle var olmak başka, sevgiyle tanımlanmak bambaşka bir şey.
Kadını merkeze alan bir cevap arıyorsak, yönümüzü başkasının kalbine değil, kadının kendisine çevirmeliyiz. Çünkü bir kadın, ancak kendi kalbinde yerini sağlamlaştırdığında, başka kalplerde de sağlıklı bir yer bulabilir.
Biz kadınlar neredeyiz?
Seviliyorsak güzel.
Ama asıl mesele, kendimiz olmaktan vazgeçmeden sevilebildiğimiz yerdeyiz...
ÖZNUR TURAN ÖZEN
Bu haber, Yekpare Haber Merkezi sitesi, Harika Antika Evi sitesi tarafından eklenmiştir.