Bu çağın sorunu yorgunluk değil; ruhsuzluktur.
Hız çağının koşuşturmasında hayatı yakalamaya çalışırken..Ruhun dinginlik ihtiyacını görmezden gelmek arasında seçim yapmaya zorlanırken insan olmaktanda vazgeçmiş birer zombiye dönüşüyoruz.
Afrika'da anlatılan eski bir hikâye vardır.
Kâşifler ve onlara rehberlik eden yerliler günlerce durmadan yürür. Bir sabah rehberler aniden yere oturur.
"Neden durduk?" diye sorar kâşifler.
Yaşlı rehberin cevabı kısadır:
"Çok hızlı yürüdük... Ruhlarımız geride kaldı. Onları bekliyoruz."
Belki de bizim yorgunluğumuzun sebebi de budur.
Her şeye yetişiyoruz; ama kendimize geç kalıyoruz. Evlerimiz büyüyor, takvimlerimiz doluyor, telefonlarımız hiç susmuyor. Buna rağmen içimizde tarif edemediğimiz bir boşluk büyüyor.
Bu çağın en büyük başarısı hız; en büyük kaybı ise insandır.
Bedenimiz toplantılara, işlere, randevulara yetişiyor; ruhumuz ise en son huzur bulduğu yerde bizi bekliyor. Çünkü beden koşabilir, ama ruhun bir hızı yoktur.
Daha çok kazanırken daha az hissediyor, daha çok bağlanırken daha az temas ediyor, daha çok yaşıyor gibi görünürken aslında hayatı ıskalıyoruz.
Kim bilir,Belki de ihtiyacımız olan yeni bir yol değil, kısa bir duruştur. Sessizce beklemek,Derin bir nefes almak, Ruhumuzun bize yeniden yetişmesine izin vermek gerekiyordur
Bu haber, Yekpare Haber Merkezi sitesi, Su Haber Ajansı sitesi tarafından eklenmiştir.