İçeriğe geç
  • Dolar 49,7683 ▲ %0,14
  • Euro 55,8563 ▲ %0,23
  • Sterlin 66,4941 ▼ %0,09
  • Gram Altın 6.424,57 ▲ %0,62
  • Çeyrek Altın 10.546,19 ▲ %0,11
  • Gümüş 86,47 ▲ %0,37
  • Bitcoin 4.000.015 ▲ %0,42
  • BIST 100 11.122,72 ▲ %0,05

Bursa

Bursa Ovası'ndaki fay hattı için 7 büyüklük uyarısı yapıldı

Bursa Ovası'ndaki fay hattı için 7 büyüklük uyarısı yapıldı

Bursa Ovası'nı boydan boya geçen 94 kilometrelik fay sisteminin 7 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeli taşıdığı, düzenlenen bilimsel panelde uzmanlar tarafından açıklandı.

Bursa'nın deprem riski, kentin tarihi mirasına ev sahipliği yapan Osmangazi ilçesinde gerçekleştirilen bilimsel bir panel ile yeniden tartışma konusu oldu. Bursa'nın fethinin 700. yılı etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen toplantıda, şehrin geçmişte maruz kaldığı yıkıcı sarsıntılar, jeolojik yapısı ve olası gelecek tehlikeleri masaya yatırıldı. Panelde öne çıkan en kritik uyarı, Bursa Ovası'nı bir uçtan diğerine kat ettiği belirtilen fay hattının büyüklüğü ve deprem üretme kapasitesiyle ilgili oldu.

Bursa Basın'da yayınlanan habere göre, Ankara Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gürol Seyitoğlu, söz konusu fay sisteminin yaklaşık 94 kilometre uzunluğunda olduğunu ve 7 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeli barındırdığını ifade etti. Osmangazi Belediyesi'nin ev sahipliğinde, Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi ve Jeolojik Mirası Koruma Derneği'nin katkılarıyla Panorama 1326 Fetih Müzesi'nde yapılan panelde, bilimsel veriler ışığında kentin deprem geçmişi ve hazırlık durumları değerlendirildi.

Prof. Dr. Seyitoğlu, Türkiye Diri Fay Haritası'ndaki verileri kendi araştırmalarıyla karşılaştırarak, Bursa Ovası'nı boydan boya geçen fayın yarısının 1855 yılındaki depremler sırasında kırıldığını açıkladı. Susurluk'tan Kestel'e uzanan bölümün 1855'te kırılmış olabileceğini belirten Seyitoğlu, aynı yıl yaşanan iki ayrı depremde Kestel'den Yenişehir Ovası içlerine uzanan kısmın ise kırılmadığını dile getirdi. Bu veriler üzerinden yapılan hesaplamalar, bölgede 7 büyüklüğünde sarsıntı yaratma kapasitesine sahip bir fay sisteminin varlığına işaret ediyor.

Seyitoğlu, Bursa açısından en büyük avantajın, fayın yerinin deprem yaşanmadan önce bilinmesi olduğunu vurguladı. Bazı bölgelerde fay izlerinin ancak büyük depremlerin ardından yüzeyde ortaya çıktığını hatırlatan akademisyen, Bursa'da fayın konumunun önceden tespit edilmiş olmasının, gerekli önlemlerin alınması için kritik bir fırsat sunduğunu kaydetti. Panelde fay özelliklerinin belirlenmesi ve bu bilimsel verilerin kent planlamasına entegre edilmesi gerekliliği üzerinde duruldu.

Program kapsamında, 1855 yılında Bursa'da meydana gelen depremlerin yarattığı yıkımı anlatan bir animasyon filmi gösterildi. Tarihi sarsıntıların etkilerini görselleştiren film, geçmiş deneyimlerin günümüzdeki deprem hazırlıkları için taşıdığı önemi ortaya koydu. Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şube Başkanı Mehmet Yıldız da tarihi kayıtların önemine değinerek, 1900 öncesi dönemin tarihsel, sonrasının ise aletsel dönem olarak sınıflandırıldığını belirtti. Yıldız, aletsel ölçümlerin olmadığı dönemlerde deprem büyüklüklerinin ve etkilerinin kitabeler ile tarihçi araştırmaları üzerinden takip edildiğini aktardı.

Panelde deprem gerçeği, jeoloji ve mühendisliğin yanı sıra mimarlık ve tarihi miras perspektifinden de ele alındı. UNESCO Bursa Alan Başkanı Prof. Dr. Neslihan Dostoğlu,

Deprem, Mimarlık ve Bursa: Tarihi Bir Perspektif

başlıklı sunumunda, kentin mimari gelişimi içinde deprem olgusunu inceledi. Dostoğlu, Türkiye'nin farklı deprem tehlike düzeylerine sahip olduğunu, Bursa'nın da yüksek risk taşıdığını vurgulayarak, fay hatlarını değiştirmenin mümkün olmadığını, temel hedefin can ve mal kaybını azaltacak tedbirler geliştirmek olması gerektiğini söyledi. Tarihi örneklerin incelenmesinin binaların ve insanların korunmasında yol gösterici olduğunu ifade etti.

Ankara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Nizamettin Kazancı, insan yerleşimleri, doğal kaynaklar ve jeolojik miras arasındaki ilişkiye dikkat çekti. Kazancı, fosiller, kayaçlar ve yer şekillerini kapsayan jeolojik mirasın Bursa için önemli bir potansiyel oluşturduğunu, bu mirasın değerlendirilmesinde yerel yönetimlerin ve kent sakinlerinin rolünün büyük olduğunu dile getirdi. Dr. Öğretim Üyesi İbrahim Karahancı ise

Gökmenzade'nin İşaretnüması'nda 1855 Depremi

başlıklı sunumuyla, kentin deprem tarihine ışık tutan tarihi kaynakları değerlendirdi.

Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı İbrahim Emre Tonaroğlu, fetih etkinlikleri kapsamında bilimsel çalışmalara yer verdiklerini belirterek, panelin kente katkı sağlayacak ve geleceğe aktarılacak nitelikte olduğunu kaydetti. Uzmanların ortak vurgusu, deprem tehlikesine karşı hazırlıklı olmanın, tarihi deneyimlerden ders çıkarmanın ve mevcut bilimsel verileri dikkate almanın zorunluluğu oldu. Panel, bilimsel bilginin kent yaşamına aktarılmasının önemini bir kez daha gündeme taşıyarak, disiplinler arası iş birliğinin gerekliliğini ortaya koydu.

TürkAta Haber Ajansı

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…