İçeriğe geç
  • Dolar 49,3979 ▲ %0,03
  • Euro 55,6494 ▼ %0,18
  • Sterlin 65,3956 ▼ %0,16
  • Gram Altın 6.644,78 ▲ %1,51
  • Çeyrek Altın 10.816,51 ▲ %1,07
  • Gümüş 96,37 ▲ %2,79
  • Bitcoin 4.081.138 ▼ %0,12
  • BIST 100 12.265,98 ▲ %0,43

Siyaset

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan okul saldırılarıyla ilgili dikkat çeken sözler

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan okul saldırılarıyla ilgili dikkat çeken sözler

İstanbul Kongre Merkezi'nde İlim Yayma Cemiyeti 75. Yıl Buluşması'nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, okul saldırılarıyla ilgili çok konuşulacak bir değerlendirmede bulundu.

"Teknolojinin hayatımızın üzerindeki etkisi her geçen gün büyüyor" diyen Erdoğan, "Kendini seçilmiş üstün görenler geleceğimize de yön vermek, anlayışları ve çıkarları doğrultusunda şekillendirmek istiyorlar. Yapay zeka köklü değişim yaşattı. Tekno oligarkların hedef kitlesi de gençlerimiz oluyor. Son günlerde okullarımızda meydana gelen müessif hadiseler, bize bu zihniyetin saçtığı zehirli tohumların nasıl bir tehdit olduğunu gösteriyor. Evlatlarımızı bunlardan nasıl koruyacağımız çok önemlidir. Tekno-oligarkların insanı, tabiatı, gökyüzünü hatta uzayı metalaştıran tahakkümcü zihniyeti karşısında en büyük güvencemiz, TEKNOFEST gençliği olacaktır" ifadelerine yer verdi.

Erdoğan'ın açıklamalarından satırbaşları;

"İlim Yayma Ailemizin kıymetli mensupları, muhterem hocalarımız, sevgili genç kardeşlerim, hanımefendiler, beyefendiler; sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Âlimleri kendisine meftun eyleyen, ariflere ilmin hırkasını giydiren, bilgiyi hikmet ve güzellikle süsleyen aziz İstanbul'da sizlerle beraber olmaktan, bu manevi atmosferde sizlerle rûberû hasbihal etmekten büyük bir bahtiyarlık duyuyorum.

İlim Yayma Cemiyetimizin 75'inci kuruluş yıl dönümü vesilesiyle tertiplenen bu kıymetli buluşmaya hepiniz hoş geldiniz, safalar getirdiniz. Sizlerin şahsında, mensubu olmaktan şeref duyduğum İlim Yayma Ailesinin her bir ferdine buradan selamlarımı, sevgilerimi, en içten muhabbetlerimi iletiyorum. Sözlerimin hemen başında, İlim Yayma Cemiyetimizin 75'inci yılının sizlerle birlikte ülkemiz, milletimiz, özellikle de gençlerimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Hasbi ve hakiki bir gönül hareketi olan İlim Yayma Cemiyetimizin ebediyete irtihal etmiş kurucularına Cenab-ı Allah'tan gani gani rahmet niyaz ediyorum.

Türkiye'nin eğitim ve sivil toplum hayatına damga vuran projeleriyle, faaliyetleriyle, hizmetleriyle Türkiye'ye katkı sunan; millet ve ümmet aşığı gençleri Türkiye'ye kazandıran bu hareketin bugünlere gelmesinde payı olan, fakat artık aramızda olmayan tüm kardeşlerimi, büyüklerimi, hocalarımı rahmetle, minnetle yad ediyorum.

Hani merhum Erdem Bayazıt ağabeyimiz bir şiirinde diyor ya;

'Onlar gittiler,

topraktan bir işaret taşıyarak alınlarında,

onlar gittiler.

Gelen zamandan bir haber gibiydiler.

Onlar gittiler,

giderken bir muştu gibiydiler.'

Emaneti sahibine teslim eden bu isimleri ben de şahsen kutlu bir muştuyu omuzlayıp önden gidenler olarak görüyorum. Rabbim cümlesinin kabirlerini nur, mekânlarını cennet, makamlarını inşallah âli eylesin diyorum. Yurt hizmetlerinden vakıf çalışmalarına, eğitim desteklerinden rehberlik faaliyetlerine emekleriyle, gayretleriyle tam bir özveri içinde İlim Yayma Çınarı'nın gölgesini Türkiye'nin ve dünyanın dört bir yanına teşmil eden tüm kardeşlerime yürekten teşekkür ediyorum.

"İLİM YAYMA'NIN KURULUŞ FELSEFESİ, TÜRKİYE'NİN VAR OLMA FELSEFESİDİR"

Rabbim sizlerden razı olsun. Cehdinizi, gayenizi, gayretinizi, şu tertemiz emeklerinizi inşallah hayırlara tebdil eylesin. Son olarak 75'inci yıl kapsamında sene boyunca düzenlenen etkinliklerin; üç çeyrek asırlık birikimin kayıt altına alınması ve İlim Yayma ruhunun yeni nesillere aktarılması noktasında verimli neticeler hâsıl etmesini temenni ediyorum.

Kıymetli kardeşlerim, burada bir hususun altını özellikle çizmekte fayda görüyorum. Her ne kadar 1951 yılında kurulmuş olsa da İlim Yayma Cemiyeti'nin tarihi, aynı zamanda Türkiye'nin tarihidir. İlim Yayma'nın kuruluş felsefesi, Türkiye'nin var olma felsefesidir. İlim Yayma'nın nihai hedefi, Türkiye'nin asırlık gayesidir. İlim Yayma'nın tarihine baktığımızda işte bu şuurun, bu hassasiyetin, bu büyük idealin izlerine şahit oluyoruz.

Bakınız; İlim Yayma Cemiyeti'nin ilk genel başkanı merhum Seniyüddin Başak, Lozan Konferansı'nda Türkiye'nin vakıf mallarının korunması görevini üstlenen isimlerden biridir. Ateşten gömlek giydiğimiz İstiklal Harbi yıllarında İstanbul'dan Anadolu'ya silah ulaştıran, Kuvayımilliye'ye çok önemli destekler sunan General Ömer Cemal Karabekir yine cemiyetin kurucu şahsiyetlerindendir.

"TÜM ÇABALARINI BU AMACA TEKSİF ETTİLER"

Çanakkale'de, Kût'ül-Amâre'de ve Kurtuluş Savaşı'nda önemli vazifeler üstlenmiş İstiklal Madalyası sahibi emekli Kurmay Albay merhum Vehbi Bilimer; İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Âkif Ersoy'un yol arkadaşı, Sebilürreşad Dergisi yazarı merhum Hasan Hikmet Demirbağ ve daha nice kıymetli isim cemiyetin kurucu kadrosunda yer alan dava adamlarıdır.

Bu şahsiyetlerin ortak ideali; Türkiye'nin geleceğini inşa edecek eğitimli, ahlaklı ve sorumluluk sahibi gençler yetiştirmekti. Bu isimlerin müşterek gayesi; Türkiye'nin istikbalini şuurlu, donanımlı, cesur ve öz güvenli bir gençliğe emanet etmekti. Tüm çabalarını bu amaca teksif ettiler. Tüm ümitlerini bu mefkûreye sabitlediler. "Bu milletin evlatları sahipsiz değildir." dediler. "Bu milletin çocukları ilimden, irfandan, eğitimden mahrum bırakılamaz." dediler. Zor zamanlarda "Ya Allah" diyerek, "Allah bizimledir" diyerek, "Allah bes, bâki heves" diyerek surda mukaddes bir gedik açtılar. "Gayret bizden, tevfik Allah'tandır" inancıyla Türkiye'nin eğitim davasına omuz verdiler; gönül ve ömür verdiler.

Kardeşlerim, bu yönüyle İlim Yayma; Türkiye'nin istiklal ve istikbal davasının eğitim ve sivil toplum alanındaki remzidir, mührüdür, güçlü bir yansımasıdır. Aynı şekilde İlim Yayma'nın mücadelesi, aynı zamanda Türkiye'nin eğitim ve demokrasi mücadelesidir. Zira İlim Yayma Cemiyeti; tek tipçi zihniyetin kapısına kilit vurduğu imam hatip liselerinin yeniden açılması sürecinde çok önemli bir misyonu yerine getirmiş, millî iradenin yanında olmuştur.

"KARANLIKLARI DELEN BİR GÜNEŞ MİSALİ TÜRKİYE'NİN ÜZERİNE DOĞDU"

Üstadın ifadesiyle; "Allah" ve "ahlak" demenin yasaklandığı, evlerin basıldığı, kursların basıldığı, Kur'an-ı Kerim'i öğreten hocaların tutuklandığı, elifba kitaplarının adeta birer suç aleti gibi, birer zararlı neşriyat gibi toplatıldığı karanlık bir devrin sonunda İlim Yayma; milletçe mesut olmanın imkanlarını oluşturmak için karanlıkları delen bir güneş misali Türkiye'nin üzerine doğmuştur.

Kuruluşundan yalnızca 6 gün sonra, 17 Ekim 1951'de Türkiye'nin ilk imam hatip okulunun açılışına öncülük eden cemiyet, devam eden süreçte 100'den fazla imam hatip lisesinin yapımına da katkı sağlamıştır. Böylelikle eğitim hizmetlerinin yalnızca İstanbul'la sınırlı kalmasının önüne geçilmiş, Anadolu'nun dört bir yanında yeni eğitim kurumları açılmıştır. Sonraki yıllarda farklı şehirlerimizde inşa ettiği yurtlarla önemli bir ihtiyacı karşılayan İlim Yayma Cemiyeti; Anadolu'dan İstanbul'a gelen talebelere burs ve barınma hizmetleri sunmuş, on binlerce gencin güvenli ve nitelikli bir yaşam alanı içinde eğitim almalarını sağlamıştır.

İlim Yayma mücadelesi, İlim Yayma davası; nice engele, nice zorluğa, zorbalığa, baskıya rağmen işte böyle kök salmış, büyümüş, serpilmiştir.

Ne diyor şair;

'Mazhar-ı feyz olamaz düşmeyicek hâke nebât

Mütevâzı olanı rahmet-i Rahmân büyütür'

Bundan 75 sene evvel 68 inanmış yüreğin halisane niyetlerle toprağa diktiği mütevazı fidan, Cenab-ı Allah'ın inayetiyle bugün görkemli bir çınara dönüşmüştür. Bu çınarın gölgesinde Allah'a hamdolsun, nice gençler yetişti. Bu çınarın gölgesinde nice evladımız okudu. Bu çınarın gölgesinde yetişen nice kardeşimiz İlim Yayma hareketinin açtığı yoldan yürüyerek ülkesine, milletine ve insanlığa hizmet etti.

"BÜYÜK BİR GURURLA İFADE ETMEK İSTERİM"

Bugün geldiğimiz noktada şunu büyük bir gururla ifade etmek isterim: İlim Yayma Cemiyeti; 192 şubesi, 153 yurdu ve 122 eğitim merkeziyle Türkiye'nin geleceğini şekillendirecek nesilleri ihya etmeyi sürdürüyor. Temel eğitimden yükseköğretime, öğrencilik döneminden akademik hayata kadar uzanan son derece kuşatıcı ve başarılı bir sistemle hamdolsun çalışmalarına devam ediyor.

Bir yandan İlim Yayma Vakfımız, diğer yandan Sabahattin Zaim Üniversitemiz, öte yandan kendisini ilme ve gençlere adayan gönüllülerimiz, hayırseverlerimiz, mezun derneklerimiz, İlim Yayma camiasının tamamı büyük bir aşkla vatanına ve devletine bağlılık içinde tam bir adanmışlıkla millete ve ümmete hizmet ediyor.

75 sene önce 68 dava adamının ortaya koyduğu bu irade; bugün okullarla, yurtlarla, burslarla, eğitim merkezleriyle, akademik destek ve uluslararası çalışmalarla milyonlarca insanın hayatına dokunuyor. Cenab-ı Allah'a hamdüsenalar olsun. Az önce Meclis Başkanı Numan kardeşimi dinledik. Babasının bizde de çok emeği var. Allah rahmet eylesin. Makamı âli olsun inşallah. Bizlere bu günleri gösteren Rabbimize sonsuz hamdolsun diyorum.

Nesiller boyunca elden ele kutlu bir emanet gibi onurla taşınan bu bayrağı inşallah bizler de şanla, şerefle taşıyacak, daha azametli dalgalanması için bizden sonrakilere teslim edeceğiz.

"BUGÜN TOPRAĞA SERPİLECEK TOHUMLAR..."

Sevgili dostlarım, çok değerli kardeşlerim, sevgili gençler; ben sizlere inanıyorum. Gözlerinizdeki ışıltı bana bu ümidi veriyor. Onun için de durmadan, yılmadan, usanmadan inşallah bu yola devam edeceğiz. Biz devlet ve millet olarak tarihinden ilham alan, cesaret alan, güç alan bir karaktere sahibiz.

İlim Yayma'nın her sayfası mücadeleyle geçen, bin bir emekle, özveriyle yoğrulan, tek bir lekenin dahi bulunmadığı bu 75 yıllık tarihi elbette önemlidir, kıymetlidir. Ama aslolan yarına ne söylediğimiz, neyi miras bırakmak istediğimizdir. Kuşkusuz bizim en büyük hazinemiz insandır. En büyük mirasımız şuurlu, sağlıklı, vatanını ve milletini tutkuyla seven iyi yetişmiş gençler olacaktır. İnsan yetiştirmek; emek ve sabır isteyen uzun soluklu bir uğraştır. Nasıl bizler ve evlatlarımız tam 75 yıl önce atılan tohumların meyvelerini topluyorsa, bugün toprağa serpilecek tohumlar da çeyrek asır sonra, yarım asır sonra meyveye duracaktır.

İlim Yayma davasının 75 yılını iftiharla yad ederken bugün aynı zamanda şu soruları kendimize sormamız gerekiyor:

Teknolojinin hızla değiştiği, ilerlediği günümüz dünyasında gelecek yıllarda hangi alanlara odaklanacağız? Asimetrik tehditler karşısında gençlerimizin maneviyatını nasıl koruyacak, kökleriyle bağlarını muhafaza etmelerini nasıl sağlayacağız? Daha fazla öğrencinin eğitimine nasıl katkı verecek, gençlerimizin kendi yeteneklerini keşfetmesine nasıl yardımcı olacağız? Bilimde, teknolojide, kültür ve sanat alanlarında kendi ruh kökümüzden beslenen ürünler, eserler ve çalışmalarla çağa nasıl damga vuracağız? Küresel kültür dayatmaları karşısında millî kimliğimizi nasıl koruyacağız? Bu sorulara vereceğimiz cevaplar önümüzdeki dönemi şekillendirecektir.

"HAYATIMIZDA KÖKLÜ DEĞİŞİMLER YAŞANIYOR"

İlim Yayma Cemiyetimizin hedefi sadece geçmişte yaptığı hizmetleri sürdürmekle sınırlı kalmamalıdır. Bu hizmetleri günümüzün ihtiyaçları doğrultusunda özellikle geliştirmek, yenilemek, yeni alanlara taşımak ve daha fazla gence ulaşmak da mühimdir.

Dünyanın nereye doğru sürüklendiğini hiçbirimiz kestiremiyoruz. Teknolojinin hayatımız üzerindeki etkisi her geçen gün büyüyor. Yapay zekâ ile birlikte hayatımızda köklü değişimler yaşanıyor.

Kendini seçilmiş gören, kendini diğer insanlardan üstün gören tekno-oligarklar sadece şu anki hayatımıza değil, geleceğimize de yön vermek; anlayışları ve çıkarları doğrultusunda biçimlendirmek istiyorlar. Dünyayı keyiflerince at oynatabilecekleri bir oyun alanı olarak gören bu tekno-oligarkların hedef kitlesini ise gençlerimiz oluşturuyor.

"TEKNO OLİGARKLARA KARŞI EN BÜYÜK GÜVENCEMİZ TEKNOFEST GENÇLİĞİ OLACAK"

Son günlerde okullarımızda meydana gelen müessif hadiseler bize bu zihniyetin saçtığı zehirli tohumların nasıl bir tehdit olduğunu göstermiştir. Irkçılığı körükleyen, hedonizmi teşvik eden, hiçbir kural ve sınır tanımayan bu yeni nesil elitler karşısında ne yapacağımız, nasıl duracağımız, evlatlarımızı bunlardan nasıl koruyacağımız çok ama çok önemlidir. Tekno oligarklara karşı en büyük güvencemiz TEKNOFEST gençliği olacak

İlim Yayma Cemiyetimizin 75'inci kuruluş yıl dönümünü "Bir Mirasın Hafızası, Bir Geleceğin İnşası" temasıyla idrak etmesini bu bakımdan fevkalade isabetli buluyorum. Çünkü İlim Yayma; değerlerinden kopmadan, tarihine yabancılaşmadan, kimliğini inkâr etmeden öz güvenli bir şekilde istikbale yürümenin adıdır. İlim Yayma; karanlığa teslim olmak yerine bir mumu yakmanın, umutsuzluğa kapılmak yerine ümitvar olmanın adıdır."

Olgun Kızıltepe

Kaynak: Haberler.com

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…