Gazetecilere yönelik tutuklama tartışması
Gazeteciler İsmail Arı ve Murat Ağırel'in tutuklanmasına tepki gösteren köşe yazısında, Abdülhamit dönemindeki sansür uygulamalarına atıf yapıldı.
Gazeteciler İsmail Arı ve Murat Ağırel'in yeniden tutuklanması, basın özgürlüğü ve gazetecilik faaliyetlerinin suç sayılması tartışmalarını beraberinde getirdi. Tutuklamaların gerekçesi olarak, gazetecilerin haber konusu olan bilgileri doğrudan muhataplarına sorması gösterildi. Arı'nın eski RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin'e akrabalarının işe alınıp alınmadığını, Ağırel'in ise Mustafa Sarıgül'e kendisine belirli bir meblağda para gönderilip gönderilmediğini yönelttiği soruların, gazeteciliğin temel ilkesi olduğu vurgulandı.
BirGün'de yayınlanan habere göre, bu tutuklamaların ardından kaleme alınan köşe yazısında, Abdülhamit dönemindeki sansür uygulamalarına dikkat çekildi. Yazıda, genç gazeteci Ahmet Rasim'in başına gelen bir olay anlatılarak, tarih boyunca benzer baskıların tekrarlandığı ima edildi. Rasim'in, gazetesindeki bir yazının başlığı nedeniyle saraya çağrıldığı ve hakarete uğradığı aktarıldı. Söz konusu başlığın, şair İsmail Safa'ya ait bir şiirin nakaratı olduğu ancak saray sansürcülerinin bunu metaforik bir gönderme olarak yorumladığı belirtildi.
Yazıda, Ahmet Rasim'in o dönemde en fazla sansüre uğrayan ve yargılanan gazeteci olduğu, hatta yazarak para kazanmasının yasaklandığı hatırlatıldı. Günümüzde Ahmet Rasim'in büyük bir aydın olarak anıldığı, II. Abdülhamit'in ise sansürün baş mimarı olarak tarihe geçtiği ifade edildi. Tarihin terazisinin haksızlıkları zamanla düzelteceği ve toplumsal hafızanın adaletsizlikleri değil, adil olanı kaydedeceği görüşüne yer verildi. Köşe yazarı, tarihten verilen bu örnek üzerinden, mevcut tutuklamaların da aynı baskı geleneğinin bir parçası olduğu mesajını verdi.
TürkAta Haber Ajansı