Diyarbakır'da Süreç Tartışmaları
Silahların susmasıyla sağlanan sükunetin yerini güvensizliğin aldığı Diyarbakır'da, yurttaşlar sürecin tek taraflı ilerlediğini ve çözüm yerine oyalama niteliği taşıdığını ifade ediyor.
Bölgede silahların susmasıyla ortaya çıkan sükunet ortamı, kalıcı bir barış umudundan ziyade derinleşen bir kaygı ve güvensizlik duygusuna dönüşmüş durumda. Diyarbakır'da sokaktaki yurttaşlar, tek taraflı ilerlediğini düşündükleri bu yeni dönemi, çözüme giden bir yol olarak değil, bir oyalama süreci olarak değerlendiriyor. Hukuki ve siyasi güvencelerden yoksun görünen bu yapı, toplumda 'süreçten bir şey çıkmaz' algısını güçlendiriyor.
Evrensel'de yayınlanan habere göre, Çerçeve yasanın kabul edilmesinin ardından kurulan komisyonların çalışmalarına ne zaman başlayacağına dair tartışmalar sürerken, ikinci yılını geride bırakan sürece ilişkin belirsizlik devam ediyor. Halkta güvensizlik ve beklentisizlik hali derinleşirken, Selahattin Demirtaş ve diğer siyasi tutukluların serbest bırakılması ile Avrupa'daki isimlerin dönüşü bekleniyor. Ancak muhalefet belediyelerine, medyaya ve gazetecilere yönelik operasyonlar ciddi bir kırılma yaratıyor. Öte yandan DEM Parti kulislerinde, Avrupa'dan dönenlerin ve cezaevinden çıkanların katılımıyla 2027 Newroz'unun kutlanacağına dair söylentiler dolaşıyor.
Diyarbakır sokaklarında görüşülen yurttaşlar, sürecin ağır ve tek taraflı ilerlediğini vurguluyor. Kürt illerini doğrudan etkileyen yeni bir operasyon furyası olmasa da ülke genelindeki gelişmeler kaygıyla izleniyor. Zeynep isimli genç bir kadın, geçmişte bölgede yaşananların şimdi batıda tekrarlandığını belirterek,
Geçmişte buralarda yaşananlar, buradaki siyasetçilerin başına gelenler şimdi batıda oluyor. Buraları ilgilendirmiyor diye düşünülebilir ama ben öyle olmadığını düşünüyorum. Bu durum insanlarda moral bozukluğuna, güvensizliğe ve kaygıya yol açıyor.
ifadelerini kullanıyor. Zeynep, iktidarın süreci yalnızca kendi istediği çerçevede yürüttüğünü savunarak,
Süreç bozulursa bu operasyonlar tekrar buralarda da yaşanacaktır. Bu durum da haliyle toplumda 'Süreçten bir şey çıkmaz' duygusunu yaratıyor
diyor.
Uzun süredir bölgede yapılan sohbetler, ufak gelişmelerin zaman zaman umut verse de Cumhurbaşkanı Erdoğan'a ve iktidara yönelik temelde değişmeyen bir güvensizliği ortaya koyuyor. Çözümün istenmediğini ve sürecin seçime kadar sürüncemede bırakılacağını savunan bir erkek yurttaş, Suriye ve Irak'taki gelişmelere bağlı küçük adımlar atılabileceğini ancak sürecin nihayete ermeyeceğini düşünüyor. Selahattin Demirtaş'ın yakın zamanda serbest kalacağına inanmadığını belirten yurttaş,
Kürt halkının özellikle 2016'dan sonra yaşamadığı kalmadı. İnsanlar öldü, cezaevlerine girdi, sürgün yaşamak zorunda bırakıldı. 10 yıl sonra bir 'süreç' dediler çünkü Kürtlere ihtiyaçları vardı, Ortadoğu'da ayaklarına dolanmamaları gerekiyordu. Bu süreç tamamen bir oyalama. Evet silahlar bırakıldı, kimse ölmüyor, bir çatışmasızlık hali var. Bizler yıllardır barış diyorduk, bugün bu aşamada olmak kötü değil ama ya haklarımız? Kürt halkının dili, kültürü, statüsü, varlığı ne olacak, bunlara dair bir adım atılacak mı?
sözleriyle tepkisini dile getiriyor. Yurttaş,
Mücadele etmeden hiçbir şey olmayacağını da biliyor, görüyoruz ama mücadele edecek hal bıraktılar mı, onu da sor! Bu durum bir oyalama olarak sürüp gidecek
diyerek sokaktaki tükenmişliği özetliyor.
Kurum çalışanları açısından da tablo karamsar görünüyor. Kayıpları için taziye kuran aileler, yakınlarının cezaevinden çıkmasını veya yurt dışından dönmesini beklerken, bu sürecin ardından yaşanacaklara dair derin bir güvensizlik taşıyor. Bir kurum çalışanı kadın,
Bu insanlar döndüğünde veya cezaevinden çıktığında tekrar hapsedilmeyeceklerinin garantisi yok. Hiçbirimizin yok aslında. Barış için bu adımları atmak zorundayız evet, ama hep biz mi atacağız?
ifadelerini kullanıyor. Aynı kişi, terörist başı Abdullah Öcalan'ın durumuna ilişkin söylemlerdeki gerilemeye dikkat çekerek,
'Gelsin Meclis'te konuşsun, Umut Hakkı'ndan yararlansın' noktasından, komisyon koordinatörlüğüne kadar gerilediler. Birkaç gün evvel de hükümlü statüsünün değişmeyeceğine dair açıklamalar yaptılar. Süreci nereye götürmek istemedikleri ya da nereye götürmek istedikleri çok belli.
diyor. Belediyelere yönelik müdahalelere değinen kadın,
Bir yandan bir sürü belediye gidiyor, isimler AK Parti'ye geçiyor, insanlar uyduruk sebeplerle cezaevine gönderiliyor. Biz bu sürecin neyine inanalım, kime inanıp güvenelim?
sorusunu yöneltiyor.
İki yılı geride bırakan süreç, silahların susmasıyla nefes aldırıcı bir zemin yaratmış gibi görünse de hukuki ve toplumsal güvencelerden yoksun olması nedeniyle kendi içinde büyük bir çıkmaz barındırıyor. Diyarbakır sokağından yükselen ortak ses, atılan adımların kalıcı ve hak temelli bir barıştan ziyade siyasi bir oyalama olarak algılandığını gösteriyor. Toplum, barışa olan ihtiyacını vurgularken, temel haklar güvence altına alınmadan sürecin nihayete eremeyeceği gerçeğini altını çiziyor.
TürkAta Haber Ajansı