Dr. Vahdet Mesut Ayan'dan Medya ve Ekonomi İlişkisi Değerlendirmesi
Akademisyen Dr. Vahdet Mesut Ayan, medyanın ekonomik ilişkiler ve siyasal iktidarın yeniden üretim süreçlerinden bağımsız düşünülemeyeceğini vurguladı. Ayan, Türkiye'deki medya dönüşümünün sermaye birikimi dinamikleriyle paralel ilerlediğini belirtti.
Türkiye'de medya ve siyaset arasındaki ilişkinin son yirmi yılda yapısal bir dönüşüm geçirdiği belirtildi. İktidarın yönetim pratiğinin değişimiyle birlikte medya düzeninin de köklü bir değişime uğradığı, bu sürecin küresel kapitalizmdeki krizler ve sermaye el değiştirmeleriyle doğrudan bağlantılı olduğu ifade edildi. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile yürütmenin merkezileşmesinin, medyanın denetim mekanizmalarını tek bir elde topladığı kaydedildi.
Evrensel'de yayınlanan habere göre, Dr. Vahdet Mesut Ayan ile yapılan röportajda, 2002'den bugüne uzanan süreçte medyanın geçirdiği evreler ve sermaye-iktidar sarmalındaki dönüşüm ele alındı. Ayan, muhafazakâr demokrat kimlikle iktidara gelen AK Parti'nin zaman içinde otoriterleşen bir yönetim pratiği geliştirdiğini ancak bu değişimin yalnızca siyasi tercihlerle açıklanamayacağını savundu. Ayan, 2008 sonrası küresel krizlerin ve iktidarın temsil ettiği sermaye kesimlerinin beklentilerinin de belirleyici olduğunu vurguladı.
Medyanın sadece ideolojik bir üstyapı kurumu olarak görülmemesi gerektiğini belirten Ayan, "Medya, meta üretimi ve dolaşımına katılan, sermaye birikiminin parçası olan ekonomik bir alan" dedi. Ayan, medyanın ideolojik işlevlerinin, içinde bulunduğu ekonomik ilişkilerden ve siyasal iktidarın yeniden üretim süreçlerinden ayrı düşünülmemesi gerektiğini aktardı. Düzenleyici kurumların yetkilerinin kullanımının, medya alanındaki bağımlılık ilişkilerini şekillendirdiği ifade edildi.
Merkez medya kuruluşlarının önemli bir bölümünün, iktidarla yakın ilişkileri bulunan sermaye gruplarının mülkiyetinde yoğunlaştığına dikkat çekildi. Ayan, bu yapının iktidarın politikalarını meşrulaştıran bir işlev gördüğünü ve meselenin yalnızca basın özgürlüğünün sınırlanması değil, medya alanının hangi ekonomik ve siyasal ilişkiler üzerinden örgütlendiği olduğunu belirtti. Sansürün ise belirli haberlerin engellenmesinden ziyade, iletişim alanının işleyişini etkileyen yapısal bir sorun olarak değerlendirilmesi gerektiği kaydedildi.
TürkAta Haber Ajansı