İçeriğe geç
  • Dolar 49,7672 ▲ %0,14
  • Euro 55,8000 ▲ %0,13
  • Sterlin 66,4827 ▼ %0,11
  • Gram Altın 6.423,85 ▲ %0,61
  • Çeyrek Altın 10.546,19 ▲ %0,11
  • Gümüş 86,41 ▲ %0,29
  • Bitcoin 3.998.008 ▲ %0,25
  • BIST 100 11.059,65 ▼ %0,52

Gündem

Aykaç'tan ekonomik kriz ve baskı analizi

Aykaç'tan ekonomik kriz ve baskı analizi

Aslıhan Aykaç, ekonomik çöküntünün fon kriziyle siyasi boyut kazandığını, iktidarın rıza üretemeyince baskıya başvurduğunu ancak toplumsal muhalefetin sessizliğinin onay anlamına gelmediğini belirtti.

Rejimin bağımsız medyayı tasfiye hareketine karşı: Halk gazetecilerine sahip çıkıyor

Türkiye'nin uzun süredir devam eden ekonomik sıkıntıları, son dönemde yaşanan fon kriziyle birlikte yeni bir aşamaya geçti. Finansal piyasalardaki gerileme, uluslararası ekonomi çevrelerinde ülkenin güvenilirliğini zedelerken, Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi başta olmak üzere AK Parti çevresinden bazı siyasi ve ekonomik aktörlerin fon manipülasyonundan yararlandığı iddiaları, krizin ulusal siyasete yansımasına neden oldu. Yüksek enflasyon, artan sosyo-ekonomik eşitsizlik ve derin yoksullukla kendini gösteren ekonomik sorunlar, fon kriziyle birlikte hem uluslararası hem de siyasi bir nitelik kazandı.

BirGün'de yayınlanan habere göre, Aslıhan Aykaç, iktidarın süreci yönetmedeki yetersiz girişimlerinin karşılık bulmamasıyla muhalefete yönelik müdahalelerin sertleştiğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Biz millete yanlış yapana, milletin malına el uzatana sahip çıkmayız" sözleri, Fatma Betül Sayan Kaya'nın fon getirilerini iade etmesi ve SPK Başkanı'nın görevden alınması gibi adımların ne muhalif kesimde ne de iktidar destekçilerinde ikna edici bulunmadığını vurgulayan Aykaç, kriz yönetiminde şeffaflık ve hukuki süreçlerde adalet eksikliğinin baskının artmasına yol açtığını savundu.

Yazar, muhalefete ve özellikle muhalif medyaya yönelik baskıyı siyaset bilimi çerçevesinde değerlendirerek, ekonomik çöküntü dönemlerinde refah ve sosyal politikalarla toplumsal rıza üretemeyen iktidarların baskıya yönelmesinin beklenen bir durum olduğunu belirtti. Ancak beklenmeyen unsurun toplumsal muhalefetin tepkisizliği olduğuna dikkat çeken Aykaç, 2007'deki "Biz kaç kişiyiz?" hareketi, Cumhuriyet mitingleri, 2013 Gezi olayları, 19 Mart sürecindeki Saraçhane mitingleri veya ışık kapatma eylemleriyle kıyaslandığında bugünkü protestoların katılım ve etki açısından sınırlı kaldığını kaydetti. Fransa, İtalya, Portekiz ve Sırbistan'daki öğrenci protestolarına kıyasla Türkiye'deki sessizliğin, iktidara yönelik bir rıza olarak görülmemesi gerektiğini belirten Aykaç, bunun eylemliliğin risklerinin getirilerini karşılayamaması, korku, umutsuzluk ve alternatifsizlik algısıyla ilişkili olduğunu ifade etti.

Aykaç, muhalefete ve medyaya yönelik baskının, Türkiye'nin demokratik yapısındaki aşınmanın somut bir göstergesi olduğunu dile getirdi. Freedom House değerlendirmelerine atıfta bulunarak Türkiye'nin 2017'den bu yana özgür olmayan ülkeler kategorisinde yer aldığını hatırlatan yazar, demokrasinin adil seçimlerin yanı sıra örgütlenme, ifade özgürlüğü ve hukukun üstünlüğüne dayandığını vurguladı. Seçim sonuçlarının yok sayılması, muhalif belediyelerin iktidara devşirilmesi, parti siyasetine müdahale, medyanın susturulması ve yargının siyasallaşması gibi uygulamaların mutlak kontrol hedefini yansıttığını savunan Aykaç, bu durumun rekabetçi otoriterlik veya illiberal demokrasi gibi ara kavramlarla açıklanamayacağını ileri sürdü.

Dijital alana ilişkin değerlendirmelerinde Aykaç, Türkiye'de nüfusun %90'ından fazlasının internete erişebildiğini ve 77 milyondan fazla aktif kullanıcı bulunduğunu, nüfusun yaklaşık %70'inin sosyal medya kullandığını ve günlük internet kullanımının yedi saatin üzerinde olduğunu aktardı. Bu yaygın kullanıma rağmen internet özgürlüğü sıralamasında Türkiye'nin en altlarda yer aldığını belirten Aykaç, siyasi otoritenin sansürü ve sermayenin algoritmik denetiminin dijital alanın özgür olmadığını gösterdiğini ifade etti. Sonuç olarak Aykaç, otoriter rejimlerde toplumsal muhalefeti diri tutmak için alışılmışın dışında yaratıcı girişimlere, kolektif mücadeleye ve bireysel liderliklere indirgenmeyen kapsayıcı süreçlere ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

TürkAta Haber Ajansı

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…