Erdoğan hükümeti adım adım tüm medyayı ele geçirdi
Demokrasilerin sağlıklı şekilde işleyebilmesi için hayati bir öneme sahip olan '4. kuvvet medya', Erdoğan rejiminin hedefi olmaya devam ediyor. Eleştirel sesleri bastırmayı ve kamuoyunu tek bir anlatıya inandırmayı amaçlayan hükümetin son hedefi T24 ve Halk TV oldu.

Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde AKP hükümetinin işbaşına geldiği Kasım 2002'den itibaren Türkiye medyasına yapılan operasyonlarla mülkiyet yapısı, yönetimler ve haber politikaları adım adım değişti.
Eleştirel sesleri bastırmayı ve kamuoyunu tek bir anlatı etrafında biçimlendirmeyi amaçlayan son müdahaleler T24 ve HalkTV'ye geldi.
İşte Türkiye'de medyaya yapılan darbenin serencamı:
MEDYADA DÖNÜŞÜM TMSF ELİYLE BAŞLADI
2003 – 2004 (Star Medya Grubu / Uzan Grubu): AKP hükümeti TMSF eliyle Uzan Grubu'nun İmar Bankası ve borçları gerekçesiyle gruba ait Star TV, Star Gazetesi, Kral TV ve çok sayıda radyo/dergiye el koydu. Star Medya Grubu ilerleyen yıllarda satılarak AKP iktidarına yakın iş insanlarına (Ethem Sancak, Fettah Tamince vb.) devredildi.
2007 (Sabah-ATV Grubu / Dinç Bilgin – Ciner Grubu): TMSF, Medya Takip Merkezi (MTM) sözleşmesi usulsüzlüğü, iddiasıyla Merkez Medya Grubu'na (Sabah Gazetesi, ATV vb.) el koydu. Gruba ait kuruluşlar 2008 yılında ihale ile AKP iktidarına yakınlığıyla bilinen Çalık Holding'e (Turkuvaz Medya) satıldı. Bu satış, daha sonra 'havuz medyası' olarak adlandırılan iktidara yakın medya bloğunun oluşmasındaki ilk en büyük adımdır.
2008 (Çukurova Grubu / Akşam, TürkMedya): Çukurova Grubu'nun borçları nedeniyle Akşam Gazetesi, Güneş Gazetesi, Skytürk 360 gibi yayın organları TMSF bünyesine geçti ve ardından iktidara yakınlığıyla bilinen Ethem Sancak/Ziraat Grubu şirketlerine devredildi.
DOĞAN MEDYA ÜZERİNDEKİ BASKI (2009 – 2013)
2009 (Doğan Medya'ya Tarihi Vergi Cezası): Dönemin en büyük medya grubu olan Doğan Yayın Holding'e (Hürriyet, Milliyet, Radikal, Kanal D, CNN Türk) yaklaşık 4,8 milyar TL tutarında rekor vergi cezaları kesildi. Bu baskının ardından Aydın Doğan, Milliyet ve Vatan gazetelerini Demirören Grubu'na satmak zorunda kaldı (2011).
2013 (Gezi Parkı Süreci ve Havuz Medyası Kavramı): Gezi eylemleri sırasında ana akım medyadaki oto-sansür ve penguen belgeseli yayınları büyük tepki çekti. Takip eden dönemde iddia edilen ses kayıtları (Erdoğan'ın Fatih Saraç'ı arayıp Habertürk yayınına müdahale etmesi, 'Alo Fatih olayı') ile ana akım kanalların alt bantlarına ve haber akışına doğrudan siyasi müdahaleler yapıldığı açığa çıktı. İktidara yakın iş insanlarının aldıkları devlet ihalelerine karşılık satın aldıkları medya kullanılan "Havuz Medyası" tabiri literatüre girdi.
KAYYIM YOLUYLA MEDYAYI ELE GEÇİRME DÖNEMİ (2015 – 2016)
26 Ekim 2015 (Koza İpek Grubu'na Kayyım Atanması, Polis Baskını): Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliği kararıyla ilk olarak Koza İpek Holding'e kayyım atandı. Bugün Gazetesi, Millet Gazetesi, Kanaltürk ve Bugün TV'ye polis baskınıyla girilerek yayın çizgisi bir gecede iktidar yanlısı çizgiye çekildi; çalışanlar işten çıkarıldı, kısa süre sonra kanallar kapatıldı. Muhalif yayın yapan gazeteler tamamen Erdoğan propagandası yapan medya kuruluşuna dönüştü.
4 Mart 2016 (Zaman Gazetesi ve Cihan Haber Ajansı'na Kayyım): Feza Yayıncılık bünyesindeki Zaman Gazetesi, Today's Zaman, Cihan Haber Ajansı ve Aksiyon Dergisi'ne kayyım atandı. Binalara polis baskını yapıldı, yönetim değiştirildi ve gazetenin manşetleri tamamen iktidar söylemine uygun hale getirildi.
15 TEMMUZ SONRASI MEDYAYA AĞIR DARBE (TOPLU KAPATMALAR 2016 – 2018)
27 Temmuz 2016 (668 Sayılı KHK ile Toplu Medya Kapatmaları): 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında ilan edilen Olağanüstü Hâl (OHAL) döneminde çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile Türkiye'de 200'ün üzerinde medya kuruluşu kapatıldı
- Gazete: 53
- Televizyon Kanalı: 34
- Radyo İstasyonu: 37
- Haber Ajansı: 6
- Dergi: 20
- Yayınevi ve Dağıtım Kanalı: 29
Eylül – Ekim 2016 (Muhalif ve Kürt Basınına Yönelik Kapatmalar): OHAL yetkileriyle İMC TV, Hayatın Sesi TV, TV10, Özgür Gündem, Azadiya Welat gibi farklı spektruımdaki sol ve muhalif yayın organları da mühürlenerek kapatıldı veya TMSF/Hazine'ye devredildi.
Mart 2018 (Doğan Medya'nın Satışı / Ana Akım Medyanın Tamamen El Değiştirmesi): Doğan Grubu, bünyesindeki Hürriyet, Milliyet, Posta, Kanal D, CNN Türk, DHA gibi tüm yayın organlarını Demirören Grubu'na sattı. Bu satışla birlikte Türkiye'deki geleneksel ana akım medyanın %85-90'lık bölümü doğrudan iktidara yakın sermaye gruplarının kontrolüne geçmiş oldu.
RTÜK VE BİK CEZALARI (2019 – 2025)
İdari organlar olan RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) ve BİK (Basın İlan Kurumu), bağımsız ve muhalif yayın yapan az sayıdaki gazete ve TV kanalına (FOX/Now TV, TELE1, Halk TV, KRT, Sözcü, Cumhuriyet vb.) aralıksız ekran karartma, para cezaları ve ilan kesme yaptırımları uyguladı. 2022'de yürürlüğe giren "Dezenformasyon Yasası" (Sansür Yasası) ile dijital ortamdaki gazetecilik faaliyetlerine yönelik tutuklama riski arttırıldı.
DÜNYADA EN ÇOK GAZETECİ TUTUKLAYAN ÜLKE
Sadece 15 Temmuz 2016 sonrası bazı kayıtlarda aynı anda 200'ün üzerinde gazetecinin Türkiye'deki cezaevlerine tutuklu olduğu belirtildi.
2012-2013 Yılları: CPJ verilerine göre Türkiye, Çin ve İran gibi ülkeleri geride bırakarak dünyada en çok gazetecinin cezaevinde bulunduğu ülke konumuna gelmişti (O dönem cezaevindeki gazeteci sayısı 50'li rakamların üzerindeydi).
15 Temmuz Darbe Girişimi Sonrası (2016-2018): OHAL süreci ve KHK'larla binlerce kişinin soruşturmaya uğradığı dönemde Türkiye, aynı anda CPJ verilerine göre 140'tan fazla tutuklu gazeteci ile yine dünya genelinde (Çin ve Türkiye ekseninde) zirvedeydi.
Kaynak: Kronos42