İçeriğe geç
  • Dolar 49,3335 ▲ %0,12
  • Euro 55,0768 ▼ %0,43
  • Sterlin 65,1948 ▼ %0,12
  • Gram Altın 6.611,42 ▼ %0,50
  • Çeyrek Altın 10.785,56 ▼ %0,51
  • Gümüş 95,52 ▼ %0,88
  • Bitcoin 4.090.491 ▼ %0,79
  • BIST 100 12.150,67 ▼ %0,94

Gündem

Figen Yüksekdağ: Barış için mücadele seferberliği gerekli

Meclis'in açılmasına ve çerçeve yasanın kabul edilmesine rağmen iktidarın somut adımlar atmadığını söyleyen Yüksekdağ, sürecin demokratikleşme adımlarıyla desteklenmesi gerektiğini vurguladı.

Kandıra F Tipi Cezaevi'nde tutulan HDP eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, çözüm sürecinde somut adımların atılmadığını belirterek "Sürecin asli muhatabı olarak görülen Sayın Öcalan'ın statüsü tanımlanmış değil" dedi.

Yüksekdağ, barışın ilerlemesi için toplumsal mücadelenin güçlendirilmesi ve ortak mücadele hattının kurulması gerektiğini söyledi.

Yeni Yaşam gazetesinden Nezahat Doğan'a konuşan Figen Yüksekdağ, Kürt sorununun çözümü, Barış ve Demokratik Toplum Süreci, Abdullah Öcalan'ın rolü ve demokratik siyasetin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Meclis'in açılmasına ve çerçeve yasanın kabul edilmesine rağmen iktidarın somut adımlar atmadığını söyleyen Yüksekdağ, sürecin demokratikleşme adımlarıyla desteklenmesi gerektiğini vurguladı.

Yüksekdağ, çerçeve yasanın toplumsal beklentileri karşılamaktan uzak olduğunu belirterek şöyle dedi:

"Ekim itibarıyla çerçeve yasa ve bu bağlamda sürece verilen desteğin iktidar propagandası için kullanılması dışında somut bir gelişme göremedik. Umarım Meclis açılışı ve komisyonların kurularak faaliyete geçmesi gibi gelişmelerle birlikte halkın talep ve beklentilerine yanıt olacak adımları da görebiliriz."

"Öcalan'ın statüsü tanımlanmış değil"

Çözüm sürecinin iki yıla yayılan bir döneme rağmen somut sonuçlar üretmediğine dikkat çeken Yüksekdağ, yasal adımlar atılmadığı takdirde çerçeve yasanın Kürt sorununu güvenlik eksenine sıkıştırma riski taşıdığını söyledi.

Yüksekdağ, "Hâlâ sürecin asli muhatabı olarak görülen Sayın Öcalan'ın statüsü tanımlanmış değil. Halk hareketinin yasal ve meşru düzlemde tanınması, dünyadaki birçok örneğe yakın bir muhataplık ve çözüm mekanizmasının kurulması bakımından iktidarın ciddi bir ayak diremesi var" dedi.

İktidarın müzakere süreçlerinde kendi gücünü korumaya yöneldiğini belirten Yüksekdağ, çözümün toplumsal mücadeleyle mümkün olacağını vurguladı.

"Türkiye'deki iktidar da dahil hiçbir egemen güç, mecbur kalmadıkça ulusal ya da sınıfsal bir mücadele dinamiği ile müzakere masasına oturmaz" diyen Yüksekdağ, mevcut durumun kabullenilmemesi gerektiğini söyledi.

Yüksekdağ, "Daha fazlasına nasıl gücümüz yeterin peşine düşmeliyiz. Zaten ihtiyaç duyulan da budur" ifadelerini kullandı.

"Beklemecilik gibi bir şansınız yok"

Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin toplumsal mücadeleden bağımsız düşünülemeyeceğini belirten Yüksekdağ, iktidarın adım atmasını beklemek yerine toplumsal muhalefetin harekete geçmesi gerektiğini söyledi.

Yüksekdağ, "Bu sürecin asli amacı, toplumda barış ve demokrasi bilincini yapısal olarak geliştirmek için her şeyden önce güncel politik sürece müdahale etmeye, yeninin toplumsal tabanını hazırlamaya dayanıyor" dedi.

Sürecin ilerlemesi için farklı toplumsal kesimlerin mücadele kapasitesini geliştirmesi gerektiğini belirten Yüksekdağ, şöyle konuştu:

"Bugün aktif politik mücadele eden her toplumsal sorun ve özgürlük talebini kapsayan eylem kapasitesini geliştirmekten bağımsız bir süreç düşünülemez. Eksiklikler ve tıkanmaların kaynağı da esas olarak buradaki yetmezliklerdir. Karşısında organize bir hareket, gücün doğru kullanımı ve seferberliği gibi şeyler yoksa ya da zayıfsa iktidarın süreci pozitif düzeyde ilerletmek, hızlandırmak gibi bir derdi olmaz."

Yüksekdağ, barışın yalnızca Kürt sorununun çözümüyle sınırlı kalmaması, toplumsal hayatın tamamının demokratikleşmesini sağlaması gerektiğini vurguladı. İşçileri, emekçileri, kadınları, gençleri, köylüleri ve yoksulları kapsayan ortak mücadelelerin önemine dikkat çekti.

"AİHM ve AYM kararları uygulanmalı"

Siyasi tutsakların özgürlüğünün yeni bir yasaya bağlı olmadığını söyleyen Yüksekdağ, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarının uygulanması gerektiğini belirtti.

Yüksekdağ, "Tutsak siyasetçilerin özgürlüğü konusunda çerçeve yasaya bakmaya lüzum olmadığını, aksine rutin yazılı hukuk kurallarına bağlılık gerektiğini daha önce de belirtmiştik" dedi.

Siyasi tutsakların özgürlüğü ve kayyım uygulamalarının sona ermesinin sürecin demokratik niteliği açısından önemli olduğunu vurgulayan Yüksekdağ, halkın beklentilerinin ertelenmesini eleştirdi.

"Ortak mücadele hattı kurulmalı"

Yüksekdağ, Kürt sorununun çözümünün demokrasi güçlerinin ortak sorumluluğu olduğunu belirterek sol, sosyalist ve demokratik yapıların birleşik mücadeleyi güçlendirmesi gerektiğini söyledi.

Yeni bir siyasal yapılanma tartışmalarına da değinen Yüksekdağ, farklılıkların korunarak ortak bir zeminin oluşturulması gerektiğini vurguladı. HDK ve HDP deneyimlerinin halkların, kadınların, emekçilerin ve farklı inançların mücadelesini ortaklaştıran önemli bir birikim yarattığını söyledi.

(EMK)

Kaynak: Bianet

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…