Fiji'de COP31 Öncesi Kritik Mesajlar Verildi: 1,5 Derece Hedefi, Okyanuslar ve İklim Finansmanı Antalya'nın Gündemine Taşındı
Fiji'de 100'den fazla ülkeden yaklaşık 4 bin katılımcının yer aldığı Pasifik Ön-COP toplantısı sona erdi. Dört gün süren görüşmelerde 1,5 derece hedefinin korunması, okyanusların iklim sistemindeki rolünün güçlendirilmesi, iklim finansmanına erişimin hızlandırılması ve temiz enerjiye geçiş başlıkları öne çıktı. Fiji, Tuvalu, Avustralya ve Türkiye temsilciler
FİJİ'DEKİ GÖRÜŞMELER SONA ERDİ, GÖZLER ANTALYA'YA ÇEVRİLDİ
Fiji'de dört gün boyunca 100'den fazla ülkeden yaklaşık 4 bin katılımcının bir araya geldiği Pasifik Ön-COP toplantısı sona ererken, iklim krizinin geleceğine ilişkin kritik başlıklar önümüzdeki ay Türkiye'nin Antalya kentinde gerçekleştirilecek COP31 İklim Zirvesi'nin gündemine taşındı. Görüşmelerde 1,5 derece sıcaklık artışı hedefinin korunması, okyanus-iklim ilişkisinin uluslararası müzakerelerde daha güçlü biçimde ele alınması ve iklim finansmanının ihtiyaç sahibi topluluklara hızla ulaştırılması öne çıktı.

Fiji'deki toplantıda enerji güvenliği, elektrifikasyon, iklim direncinin artırılması ve temiz enerji dönüşümünün ekonomik fırsatları da ele alındı. Ülkelerin politika önerileri, uygulama planları ve yeni girişimlerini paylaştığı buluşma, COP31 öncesinde Pasifik ülkelerinin önceliklerini küresel iklim müzakerelerinin merkezine taşıdı.
Fiji Bakanı Lynda Tabuya, Avustralya Bakanı Chris Bowen, Türkiye Bakanı Murat Kurum ve Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği İcra Sekreteri Simon Stiell'in katıldığı ortak basın toplantısında, toplantının Antalya'daki müzakerelere hazırlık niteliği taşıdığı vurgulandı.
"1,5 DERECE HEDEFİ BİR HAYATTA KALMA MESELESİ"
Türkiye Bakanı ve COP31 Başkan adayı Murat Kurum, Pasifik bölgesinin Ön-COP toplantısı için seçilmesinin temel nedeninin, iklim krizinin etkilerinin bölgede doğrudan hissedilmesi olduğunu belirtti.
Tuvalu ziyaretine değinen Kurum, "Tuvalu bu krize hiçbir katkıda bulunmadı, ancak ne yazık ki tehditle karşı karşıyalar. Varoluşsal bir krizle karşı karşıyalar ve en ağır bedeli ödüyorlar." ifadelerini kullandı.
Bilimin 1,5 derece hedefinin tehlikede olduğu konusunda açık uyarılarda bulunduğunu kaydeden Kurum, "Kaybedecek tek bir dakikamız, tek bir günümüz yok. Dolayısıyla, bu 1,5 derecelik hedef bir hayatta kalma meselesi; kültürlerin, tarihin, anıların, vatanınızın, evlerinizin hayatta kalması meselesi; işte bu kadar önemli." dedi.

Kurum'un açıklamaları, iklim değişikliğinin özellikle küçük ada devletleri açısından yalnızca çevresel bir sorun olmadığını; ülkelerin toprak bütünlüğü, kültürel mirası ve gelecek kuşakların yaşam koşullarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu ortaya koydu.
PASİFİK ÜLKELERİNİN SESİ ANTALYA'DA DAHA GÜÇLÜ DUYULACAK
Fiji Bakanı Lynda Tabuya, toplantıda elde edilen ilerlemenin yerli halkların bilgisi, geleneksel koruyuculuk anlayışı ve iklim bilimiyle bağlantılı olduğunu belirterek, çalışmaların Antalya'da somut sonuçlara dönüşmesi gerektiğini söyledi.
Tabuya, "COP31'e zemin hazırladık, ancak şimdi Türkiye'ye odaklanıyoruz ve burada şu sonuçlara ulaşmalıyız: 1,5 derece hedefini ulaşılabilir kılmak, iklim finansmanını gerçekten ihtiyacı olan insanların eline geçirmek ve elbette okyanusu iklim gündeminde hak ettiği yere yerleştirmek." ifadelerini kullandı.
Avustralya Bakanı ve COP31 Müzakereleri Başkanı Chris Bowen da Türkiye ile Avustralya arasındaki ortaklığın, uzun süredir uluslararası iklim müzakerelerinde yeterince duyulamayan küçük ada devletlerinin sesini güçlendirmeyi amaçladığını bildirdi.

Bowen, Türkiye Bakanı Murat Kurum ile bir yıl önce geliştirmeye başladıkları ortaklığa ilişkin, "COP31 için en iyi başlangıç noktasını sağlamak amacıyla COP Öncesi Toplantısı'nı kullanmamız gerektiği konusunda hemen hemfikir olduk." dedi.
Pasifik ülkelerinin Antalya'daki müzakerelerde etkili olabilmesi için çalıştıklarını belirten Bowen, "Son birkaç gündür bunun için çok çalıştık ve bu sayede Pasifik ülkeleri COP31'de seslerini duyurma şansını en üst düzeye çıkardılar." değerlendirmesinde bulundu.
BM İklim Değişikliği İcra Sekreteri Simon Stiell ise bölgenin kriz karşısında iş birliği, yenilikçilik ve pratik çözümler geliştirme kapasitesine dikkat çekti.
Stiell, "Bu yıl COP31'in tüm potansiyeline ulaşabilmesi için, işte bu ruha ihtiyacımız var." ifadelerini kullanarak, zirvenin temel işlevinin siyasi vaatleri uygulanabilir sonuçlara dönüştürmek olması gerektiğini vurguladı.
300 MİLYON GÜNEŞ PANELİ İÇİN KÜRESEL TAAHHÜT
Fiji'deki toplantıda temiz enerji dönüşümüne yönelik somut bir girişim de duyuruldu. Avustralya Bakanı Chris Bowen, topluluk temelli Solar Citizens kuruluşu ve yerel yönetimler tarafından başlatılan Küresel Çatı Üstü Güneş Enerjisi Taahhüdü'ne katılan ilk ülkenin Avustralya olduğunu açıkladı.
Girişim, 2030 yılına kadar dünya genelinde çatılara 300 milyon güneş paneli yerleştirilmesini hedefliyor. Avustralya'da hanelerin yaklaşık üçte birinin çatısında güneş paneli bulunduğu ve ülke genelindeki evlere 500 binden fazla batarya kurulduğu bilgisi paylaşıldı.
Bowen, enerji üreticisi ve tüketicisi konumundaki bireylerin enerji sistemleri üzerinde daha fazla kontrol sahibi olabildiğini belirterek, "Elektrik şebekesi daha güvenli. Hane halkı daha güvende ve herkes daha iyi durumda, ev yönetimi de daha aktif. Bence bu, ilgili herkes için kazan-kazan-kazan durumu." dedi.

Girişim, yenilenebilir enerji yatırımlarının yaygınlaştırılması, hanelerin enerji güvenliğinin artırılması ve elektrik sistemlerinin daha dayanıklı hâle getirilmesi açısından COP31 öncesinde öne çıkan uygulama başlıkları arasında yer aldı.
İKLİM FİNANSMANINDA 5 MİLYAR DOLARLIK DAĞITIM BEKLENTİSİ
Toplantının Antalya'ya taşıdığı bir diğer kritik konu, iklim finansmanına erişimde yaşanan sorunlar oldu. Avustralya, özellikle iklim krizine karşı kırılgan topluluklara kaynak aktarımını hızlandırmayı ve finansmana erişimi zorlaştıran bürokratik engelleri azaltmayı amaçlayan bir Finansmana Erişim Bildirisi ve Eylem Planı yayımladı.
Açıklanan plana göre diğer ülkeler de eylem gündemi kapsamında girişime katılabilecek. Amaç, iklim finansmanının yalnızca uluslararası düzeyde taahhüt edilmesiyle sınırlı kalmaması; ihtiyaç duyan ülkelerde ve topluluklarda somut sonuçlar doğurması.
Paylaşılan verilere göre Paris Anlaşması'nın kabul edilmesinden bu yana Pasifik ülkelerine 16 milyar ABD dolarından fazla iklim finansmanı taahhüt edildi. Ancak 5 milyar ABD dolarından fazla kaynağın henüz dağıtılmadığı belirtildi.
Fiji'deki görüşmelerde bu tablo, finansmanın miktarı kadar aktarım hızı, erişilebilirliği ve sahada yarattığı etkinin de önemli olduğunu gösteren temel örneklerden biri olarak öne çıktı.
Simon Stiell, COP31'in vaatleri gerçek sonuçlara dönüştürme kapasitesine odaklanması gerektiğini belirterek, bunun için uygulamanın hızlandırılması ve uygun maliyetli iklim finansmanına erişimin genişletilmesinin önemini vurguladı.
Stiell, "COP31'in yapabileceği ve yapması gereken şey budur: Vaatleri daha gerçekçi sonuçlara dönüştürmeye yardımcı olmak ve bu da ölçeklendirme, hızlandırma ve uygun fiyatlı iklim finansmanına erişimi genişletme de dahil olmak üzere birçok faktöre bağlıdır." dedi.
OKYANUSLAR İKLİM MÜZAKERELERİNİN MERKEZİNE YERLEŞTİRİLMEK İSTENİYOR
Pasifik ülkeleri, okyanusların iklim sistemindeki belirleyici rolünün COP31 gündeminde daha güçlü biçimde temsil edilmesi çağrısında bulundu. Genel kurul oturumlarında yapılan açıklamalarda, okyanusların yalnızca iklim değişikliğinden etkilenen ekosistemler olarak değil, küresel sıcaklık dengesinin korunmasında kritik işlev üstlenen doğal sistemler olarak değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.

BM Genel Sekreteri'nin Okyanus Özel Elçisi Peter Thomson, Türkiye'nin okyanus-iklim ilişkisini COP31 Pasifik Ortaklığı'nın beş temel sütunundan biri olarak ele alma yaklaşımına dikkat çekti.
Thomson, "COP31 eş başkanlarının okyanus-iklim ilişkisini COP31 Pasifik Ortaklığı'nın beş temel sütunundan biri olarak belirlediğini kabul eden Türkiye, okyanus-iklim ilişkisinin gezegenin ikliminin düzenlenmesindeki merkezi rolünü tanıyan ve gelecekte okyanus temelli iklim eylemini destekleyecek bir Antalya Okyanus Bildirgesi'ne doğru çalışacağına dair bize güvence verdi." ifadelerini kullandı.
Thomson, okyanusların uluslararası iklim müzakerelerinde geri planda kalmaması gerektiğini belirterek, "Gezegenin birincil iklim düzenleyicisi olan Okyanus Ana, bir daha asla görüşmelerin arka sıralarına itilmemeli." dedi.
Fiji Toprak ve Maden Kaynakları Bakanı Filimoni Vosarogo da mevcut iklim politikalarının okyanusların rolünü yeterince dikkate almadığını ifade etti.
Vosarogo, "Okyanus, insan olarak yaydığımız karbondioksitin yaklaşık dörtte birini ve hapsettiğimiz fazla ısının yüzde 90'ından fazlasını emmiştir. Gezegenin iklim düzenleyicisi ve aktif en büyük karbon yutağıdır ve dünyanın şu an olduğundan çok daha sıcak olmamasının nedenidir. Ve bu hizmetin bedelini sağlığıyla ödüyor." değerlendirmesinde bulundu.
Açıklamalarda, okyanus ısınması, asitlenme, deniz seviyesinin yükselmesi ve buzullar ile buz tabakalarındaki kayıpların giderek ağırlaşan iklim krizinin temel unsurları olduğu hatırlatıldı.
TUVALU'DAN KÜRESEL İKLİM EYLEMİ ÇAĞRISI
Tuvalu Bakanı Maina Talia, 6 Ekim'de kabul edildiği belirtilen liderler bildirisinin diğer taraflarca da desteklenmesini istedi. Talia, bildirinin iklim krizinden en fazla etkilenen toplulukların, yerli halkların ve gençlerin karar alma süreçlerindeki rolünü güçlendirmeyi amaçladığını ifade etti.
Talia, "Gelecek nesiller için daha iyi bir gelecek sağlamak amacıyla küresel iklim eylemini ve uygulamasını ilerletmek için bize katılın." çağrısında bulundu.
Bildirinin okyanusların ısınması ve asitlenmesinden deniz seviyesinin yükselmesine, buzulların ve buz tabakalarının kaybına kadar çeşitli tehditleri kapsadığını belirten Talia, küresel toplumun iklim krizinin ön saflarında bulunan ülkelerle dayanışma içinde hareket etmesi gerektiğini kaydetti.
"TOPLANTININ DEĞERİ ANTALYA'DA ALINACAK KARARLARLA ÖLÇÜLECEK"
Fiji Bakanı Lynda Tabuya, Ön-COP toplantılarının tek başına karar alıcı bir süreç olmadığını, asıl başarının sonraki müzakerelerde ortaya çıkacağını vurguladı.
Tabuya, "COP öncesi toplantılar karar almaz. Gerçek değeri, bundan sonra olacaklarla ölçülecektir: burada yaptığımız bu görüşmeler Antalya'daki kararları bilgilendirecek ve şekillendirecek mi; 1,5 derecelik sınırı koruma yükümlülüğümüzle uyumlu olarak aradaki farkı kapatacak mı; iklim finansmanı topluluklarımıza etkili, daha hızlı ve gereken ölçekte ulaşacak mı; ve nihayetinde eylemlerimiz, iklim krizine maruz kalan milyarlarca insanın hayatında gerçek bir fark yaratacak mı?" dedi.

Chris Bowen da Tuvalu ziyareti ve toplantı kapsamında gerçekleştirilen geniş katılımlı paydaş programının, küçük ada devletlerinin karşı karşıya olduğu sorunları uluslararası gündeme taşıdığını belirtti. Bowen, iklim krizine neden olan emisyonlara sınırlı katkıda bulunmalarına rağmen bu ülkelerin ağır sonuçlarla karşılaştığını ifade etti.
Fiji'deki toplantı, COP31'in başarısının 1,5 derece hedefinin korunması, iklim finansmanının ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması, okyanusların korunması ve temiz enerji dönüşümünün hızlandırılması alanlarında somut ilerleme sağlanmasına bağlı olduğu mesajıyla sona erdi.
Ön-COP sürecinde ortaya konulan öncelikler, Antalya'da ülkelerin müzakere gündemine taşınacak. Pasifik ülkelerinin beklentisi ise siyasi taahhütlerin ötesine geçilerek iklim krizinin etkileriyle mücadele eden toplulukların yaşamında ölçülebilir değişim sağlayacak kararların alınması.
Kaynak: Cumha