FT: Hürmüz krizi yeni gıda şoku yaratabilir
İran kaynaklı enerji kesintileri ve gübre maliyetlerindeki artışın, güçlü El Niño etkisiyle birleşmesi durumunda 2027'de küresel gıda arzında ciddi sıkıntılar yaşanabileceği öngörülüyor.
İran’daki çatışmaların Hürmüz Boğazı’nda yarattığı tedarik aksaklıkları, enerji sektörünü olumsuz etkilerken tarım dünyası için de kritik riskler barındırıyor. S&P Global Institute tarafından hazırlanan bir rapor, yükselen enerji ve gübre fiyatlarının güçlü bir El Niño hava olayıyla çakışması halinde 2027 yılında küresel tarımsal üretimin ciddi oranda düşebileceği konusunda uyarıda bulunuyor.
Cumhuriyet'te yayınlanan habere göre, Financial Times muhabiri Jamie Smyth’in aktardığı raporda, Orta Doğu’daki gerilimin petrol ve doğal gazın ötesinde gıda üretim zincirini de tehdit ettiği vurgulanıyor. Mevcut durumun devam etmesi durumunda, 2027’de kuraklık, sel felaketleri ve hasat kayıplarının yaşanabileceği, bunun da gıda fiyatlarını yukarı çekebileceği belirtiliyor.
Raporda, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki saldırıları nedeniyle 2 milyar varilden fazla ham petrolün küresel piyasalara ulaşamadığı, dizel ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) sevkiyatlarının ise büyük ölçüde aksadığı kaydediliyor. Krizin en az konuşulan ancak en kritik boyutunun gübre ticareti olduğu ifade ediliyor. Dünyada en yaygın kullanılan azotlu gübre olan ürenin uluslararası ticaretinin yaklaşık üçte biri bu boğazdan geçerken, gübre üretiminde kullanılan kükürdün küresel ticaretinin yarısı ve amonyak ticaretinin beşte biri aynı güzergaha bağımlı bulunuyor.
Enerji krizinden Güney Asya’nın yoğun etkilendiği görülüyor. Hindistan’da yerli üre üretiminin yaklaşık yüzde 85’inin LNG tedarikine dayandığı, Bangladeş’te ise beş üre gübresi fabrikasından dördünün Mart 2026’dan beri LNG sıkıntısı nedeniyle çalışmadığı aktarılıyor. İran savaşının ardından küresel kükürt fiyatları ocak-temmuz döneminde iki katına çıkarak ton başına 1.000 dolara yükseldi. Eylül sonunda fiyatlar 810 dolara gerilese de, kükürt ihracatının yılın ikinci çeyreğinde yüzde 39 azalarak 6,1 milyon tona düştüğü tahmin ediliyor.
Gübre maliyetlerindeki artışa, dizel fiyatlarındaki yükseliş de ekleniyor. S&P Global verilerine göre, küresel net dizel ihracatının yarısını karşılayan Orta Doğu ve Rusya’da sevkiyatlar sert şekilde düştü. Orta Doğu’nun dizel ihracatı Temmuz 2025-Temmuz 2026 döneminde yarıdan fazla azalarak günlük 1 milyon varilin altına inerken, Rusya’da Ukrayna’nın rafineri saldırıları ve ihracat yasağı nedeniyle sevkiyatlar günlük yaklaşık 1 milyon varilden sıfıra indi. ABD’de dizel fiyatları da geçen ayki galon başına 6,52 dolarlık rekor seviyeye yakın seyrediyor.
Artan maliyetlerin çiftçileri daha az gübre kullanmaya veya ekim alanlarını küçültmeye zorlayabileceği, bu durumun da gıda üretimini azaltabileceği belirtiliyor. Ayrıca yüksek petrol fiyatlarının biyoyakıt üretimini cazip hale getirdiği, bunun da tarım arazilerinin gıda yerine enerji bitkilerine ayrılmasına yol açarak arz baskısını artırabileceği ifade ediliyor.
Enerji ve gübre krizinin yanı sıra, Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı uzmanının “Godzilla El Niño” olarak nitelendirdiği hava olayı da endişeleri derinleştiriyor. ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi (NOAA), deniz yüzeyi sıcaklıklarının normalin en az 2 derece üzerine çıkabileceğini öngörüyor; bu eşik 1950’lerden bu yana yalnızca yedi kez görüldü. S&P Global Institute, 2027’de Asya, Afrika ve Latin Amerika’da şiddetli kuraklık ve sellerin tarımsal üretimi düşürebileceğini belirtiyor.
S&P Global’in modellemelerine göre, Brezilya’da mısır üretim tahmini 6 milyon ton azaltılarak 137 milyon tona, soya tahmini ise 177 milyon tona indirildi; mısırda 10 milyon tonluk ek kayıp riski bulunuyor. Avustralya’da buğday ekim alanları yüzde 13 daraldı ve üretim 28 milyon tondan 22 milyon tona gerileyebilir. Hindistan’da Eylül yağışlarının ortalamanın yüzde 14 altında kalması buğday üretimini tehdit ederken, Endonezya ve Malezya’da palm yağı üretiminde sırasıyla 5,8 milyon ve 2,5 milyon tonluk kayıp riski öngörülüyor.
Rapora göre önümüzdeki ekim dönemleri, enerji ve gübre krizinin bir hasat krizine dönüşüp dönüşmeyeceğini gösterecek. Olası bir küresel gıda şokunun, gelişmiş ülkelerde enflasyonu yükseltip alım gücünü zayıflatırken, gıda ithalatına bağımlı yoksul ülkelerde toplumsal huzursuzlukları tetikleyebileceği değerlendiriliyor.
TürkAta Haber Ajansı