İçeriğe geç
  • Dolar 49,1791 ▲ %0,08
  • Euro 55,4009 ▼ %0,02
  • Sterlin 65,3551 ▼ %0,02
  • Gram Altın 6.542,72 ▼ %0,76
  • Çeyrek Altın 10.850,27 ▲ %0,96
  • Gümüş 95,40 ▼ %0,92
  • Bitcoin 4.194.958 ▲ %0,54
  • BIST 100 12.270,18 ▲ %0,17

Gençlerin Küçülen Hayalleri ve Rota Arayışı

Sabahları gözümü açtığımda artık o "yeni bir gün, yeni umutlar" hissini yaşamayalı çok oldu. Onun yerine, daha yataktan bile çıkmadan göğsüme oturan koca bir sıkıntıyla uyanıyorum. Gelecek kaygısı. Sadece benim değil, etrafımdaki bütün akranların içine işlemiş durumda. Türkiye'de genç olmak demek, uzun zamandır hayal kurmak değil. Artık her gün biraz daha daralan bir çemberin içinde nefes almaya çalışmak demek oldu. Bırakın on yıl sonrasını, önümüzdeki ay ne yapacağımı bile göremiyorum ve bu belirsizlik beni gerçekten çok yoruyor. Bize yıllarca bir masal anlattılar: "Okulunu oku, çok çalış, gerisi zaten gelir." İnanıp deliler gibi çalıştık. Sınavdan sınava koştuk, uykusuz kaldık. Sonra diplomayı aldık ve o soğuk gerçekle tosladık: İşsizlik. Gönderdiğimiz CV'lerin bir kara deliğe düşmesi, mülakatlardan sonraki o meşhur "Biz size döneriz" sessizliği... İş ilanlarındaki o deneyimli eleman aranıyor yazısı… Yeni mezunların sürekli iş arayışı… Bütün bunlar olurken insanın aklında sürekli aynı sorular dönüyor: "Acaba her şeyi bırakıp yurtdışına mı gitsem?" Bir yanda doğup büyüdüğün, sevdiğin insanları bırakıp gitmenin, oralarda sıfırdan ve hep biraz "yabancı" olarak hayata tutunmaya çalışmanın ağırlığı... Diğer yanda burada kalıp bu belirsizliğin içinde eriyip gitme korkusu. İkisi de birbirinden zor. Bazen de "Acaba her şeye sıfırdan mı başlasam, bambaşka bir iş mi yapsam?" diye düşünüyorum. Ama o kadar emeğe, okuduğum yıllara yazık değil mi? Sırf hayatta kalabilmek ve kendi hayatımı kurabilmek için hiç sevmediğim, bana ait olmayan bir işi yapmak kendime ihanet gibi geliyor. Üstelik tam bu krizlerin ortasında bir de yapay zeka çıktı. Geceleri düşünmeden edemiyorum: "Ben daha kendimi kanıtlayacak bir iş bulamadan, bir algoritma benim yapacağım işi çoktan elimden almış mı olacak?" Zaten pamuk ipliğine bağlı bir kariyer hayalim var, o da daha ben mesleğe tam adım atamadan "çağdışı" mı kalacak diye düşünmeden duramıyorum. Eskiden gençler dünyayı değiştirmekten, büyük izler bırakmaktan falan bahsederdi. Bizim jenerasyonun en büyük hayali ne biliyor musunuz? Kirayı sorunsuz ödeyebilmek, markete gidince fiyat etiketine bakmadan temel ihtiyaçları alabilmek, hafta sonu arkadaşlarla bir kahve içerken hesap yapmamak. Beklentilerimiz o kadar küçüldü, sıradan bir hayat yaşamak o kadar büyük bir "lüks" oldu ki... Bir yanda ekonomi boğazımızı sıkıyor, diğer yanda iklim krizi, savaşlar, bozulan doğa, adaletsizlik... Sanki güzel olan ne varsa bizden öncekiler yemiş bitirmiş, bize de sadece hesabı ödemek ve enkazı toplamak kalmış gibi hissediyorum. Gerçekten büyük haksızlık. Ama, tüm bu saçmalıklara, sürekli hissettiğim o kaygıya ve "bir işim olacak mı ve işimi elimden alacaklar mı" korkusuna rağmen pes etmeyeceğim. Çünkü pes etmek, bizim hayallerimize, kendimize yaptığımız ihanet olur. Mülakatlardan yine ret yiyebilirim, teknolojiyle yeni baştan boğuşmam gerekebilir; ama liyakati, emeğimin karşılığını ve insanca yaşanabilir bir dünyayı istemekten vazgeçmeyeceğim. İçimdeki o inatçı "daha iyisini hak ediyoruz" sesini susturmayacağım. Çünkü bu fırtına ancak biz gençler umutsuzluğa alışmayı reddettiğimizde, inatla "Buradayız ve yaşanmaya değer bir gelecek istiyoruz" dediğimizde dinecek. Ben bu belirsizliğin içinde boğulmayı değil, dalgalara inat kendi rotamı çizmeyi seçiyorum.

Bu haber, Yekpare Haber Merkezi sitesi, Ankara Şehir Gazetesi sitesi tarafından eklenmiştir.

Sıradaki haber yükleniyor…