Gümrük Birliği güncellensin, Türkiye ile Avrupa'nın rekabet gücü birlikte artsın
Gümrük Birliği güncellensin, Türkiye ile Avrupa'nın rekabet gücü birlikte artsın
DIŞ Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Avrupa İş Konseyleri ve European Business Summit (EBS) işbirliğinde düzenlenen "II. EU-Türkiye Business Summit" için Brüksel yolundayken, Türkiye-Almanya İş Konseyi ile Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ'ın önerisiyle gündeme gelen çalışmanın paylaşıldığı toplantının notlarına baktım.
Mehmet Ali Yalçındağ, 21 Mayıs 2026 günü DEİK Başkanı Nail Olpak'la birlikte düzenledikleri toplantıda gündeme getirdiği çalışmanın ana konusunu paylaşmıştı:
- Türkiye-Avrupa İş Konseyleri olarak bizim en kısa sürede Avrupa Birliği'ne (AB) tam üyeliği sağlama hedefi ve inancıyla bir yol haritası çizmemiz lazım.
Yalçındağ, yeni yol hazırlıkları çerçevesinde önce bazı verileri ortaya koymuştu:
- 2025 yılı itibariyle AB ile ikili ticaretimiz 233 milyar dolarla tüm zamanların rekorunu kırdı. AB ile ticaretimizde ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 100 olarak gerçekleşti.
- Türkiye, AB için stratejik ortaktır. Derin bir üretim entegrasyonu söz konusu. 2024 yılı verilerine göre, Türkiye'deki AB ülkeleri yatırım stoku 122.3 milyar dolar.
- Türkiye'den AB ülkelerine giden yatırımlar da 34.2 milyar dolar.
- Gümrük Birliği'nin 30'uncu yılında AB, ülkemizin tartışmasız en büyük ticaret ortağı, AB'nin dünya genelindeki en büyük 5'inci ticaret ortağıyız.
- Avrupa yollarındaki her 10 ticari araçtan 8'inin parçası veya aracın üretimi Türk sanayisinin imzasını taşıyor.
Mehmet Ali Yalçındağ, o gün AB'ye şöyle seslenmişti:
- Yeni dünya düzeni oluşurken, AB ile masayı yeniden birlikte kurmak istiyoruz.
Sonra DEİK'in kurumsal ilişkiler ekibinin bu yılki toplantıyla ilgili ön bilgi notlarını okudum. DEİK Başkanı Nail Olpak, "II. EU-Türkiye Business Summit" öncesi şu mesajları verdi:
- Türkiye ve AB, onlarca yılda oluşan ekonomik bağlara, yüksek düzeyde entegre üretim ve değer zincirlerine, karşılıklı yatırımlara sahip iki önemli ortak.
- Dünyada ticaretin, üretimin ve yatırım kararlarının yeniden şekillendiği, rekabetçiliğin, ekonomik güvenliğin ve tedarik zincirlerinin giderek daha fazla önem kazandığı bir dönemden geçiyoruz.
- Bugün mevcut ilişkiyi korumakla yetinemeyiz. Yeni dönemde Türkiye-AB ekonomik ortaklığını daha iddialı, daha kapsayıcı ve geleceğe dönük bir zemine taşımalıyız.
- 30 yıllık Gümrük Birliği, Türkiye ile AB arasındaki ekonomik entegrasyonun en önemli kazanımlarından biri. Ancak, bugünün ekonomisi 30 yıl öncesinin ekonomisi değil.
- Hizmetler, dijital ticaret, yeşil dönüşüm, sürdürülebilirlik ve yeni nesil değer zincirleri artık küresel ticaretin temel unsurları.
- Dolayısıyla Gümrük Birliği'nin güncellenmesini yalnızca mevcut sorunların çözümü olarak değil, Türkiye ve Avrupa'nın küresel rekabet gücünü birlikte artıracak stratejik bir adım olarak görüyoruz.
- Türkiye'nin güçlü sanayi altyapısı, gelişmiş üretim kabiliyeti, yenilenebilir enerji potansiyeli, lojistik bağlantıları, girişimci özel sektörü ve Avrupa değer zincirleriyle mevcut entegrasyonu bu süreç açısından önemli fırsatlar sunuyor.
- Yeşil ve dijital dönüşümü de yalnızca bir uyum süreci olarak değil, yeni yatırımları, teknoloji ortaklıklarının ve ortak üretim modellerinin geliştirilebileceği bir rekabetçilik alanı görüyoruz.
- Bütün bunları konuşurken iş dünyamızın hâlâ vize süreçlerinde yaşadığı sorunları gündeme getirmek zorunda kalmamız, ekonomik ortaklığımızın ulaştığı seviye ve hedeflediğimiz gelecek ile örtüşmüyor.
Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, Türkiye ve AB'nin birlikte oluşturacağı yapının küresel ölçekte güçlü bir çekim merkezi yaratabileceğini vurgulayıp şu noktaların altını çizdi:
- İhtiyacımız mevcut ilişkiyi korumak değil, değişen koşullara göre daha ileri bir noktaya taşımak. Doğru adımlar atabilirsek Türkiye ve Avrupa birlikte küresel ölçekte çok daha güçlü bir ekonomik ve stratejik hikaye yazabilir.
- Türkiye, AB için daha fazlasını yapmaya hazır. Avrupa'nın rekabet gücünü, enerji güvenliğini, üretim kapasitesini ve stratejik dayanıklılığını güçlendirecek bir Türkiye-AB ortaklığı her iki taraf için de önemli kazanımlar yaratacaktır.
DEİK/Türkiye-Avrupa İş Konseyleri, Brüksel'de bugün "II. EU-Türkiye Business Summit"i, "AB-Türkiye Ekonomik Ortaklığının Potansiyelini Ortaya Çıkarmak" gündemiyle düzenliyor…
Asıl hedef AB'ye tam üyelik olsa da, Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve Türkiye'nin "Made in EU" kapsamına AB üyesi ülkelerle eşit düzeyde girmesi ilk sırada yer alıyor…
AB-Türkiye Ekonomik Ortaklığının potansiyelini ortaya çıkarmak
DEİK/Türkiye-Avrupa İş Konseyleri'nin European Business Summit (EBS) işbirliği ile düzenlediği "II. EU-Türkiye Business Summit"in bu yılki ana başlığı şöyle belirlendi:
- AB-Türkiye Ekonomik Ortaklığının Potansiyelini Ortaya Çıkarmak…
Bugün Brüksel'deki Egmont Sarayı'nda gerçekleşecek zirveye Ticaret Bakanı Prof. Ömer Bolat, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, AB Ticaret ve Ekonomik Güvenlikten Sorumlu Komiseri Maros Sefcovic, Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu, Türkiye'nin AB Nezdindeki Daimi Temsilcisi Büyükelçi Yaprak Balkan, Türkiye'nin Belçika Büyükelçisi Barış Tantekin katılacak.
İş ve çalışma hayatında kadın-erkek eşitliği mümkün, gelin değişimi hızlandıralım
AYDIN Doğan Vakfı Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, Avrupa Birliği (AB) desteğiyle hayata geçirdikleri "Güçlü Kızlar, Güçlü Yarınlar" projesi kapsamındaki "Dünya Kız Çocukları Günü Konferansı"nda, Dünya Ekonomik Forumu'nun 2026 raporuna dikkat çekti:
- Dünya Ekonomik Forumu 2026 raporu, mevcut hızla kadın-erkek tam eşitliğine ulaşmanın 120 yıl süreceğini ortaya koyuyor. 120 yıl beklemek zorunda mıyız? Bizim cevabımız net: Hayır. Değişim mümkündür. Şimdi onu hızlandırma zamanı.
Arzuhan Doğan Yalçındağ, ardından ekledi:
- Kız çocuklarımızı yalnızca geleceğin liderleri değil, bugünün değişim aktörleri olarak görme zamanıdır.
ABD'de Beyaz Saray'da geçtiğimiz günlerde çekilen fotoğraf üzerinde durdu:
- Fotoğrafta yapay zeka endüstrisinin 1.3 trilyon dolarlık varlığı temsil eden liderleri vardı. Aralarında hiç kadın yoktu. İleri teknoloji şirketlerinin iş gücünde kadın oranı yüzde 28-29 düzeyinde seyrederken üst düzey yöneticilerde bu oran yüzde 12-14'e düşüyor.
Türkiye'de son 25 yılda kadınların eğitime katılımında tarihi kazanımlar elde edildiğini anımsattı:
- Bir kız çocuğunun eğitim alması hikayenin sonu değil başlangıcıdır. Çünkü, asıl soru, bu kız çocuğunun istihdama katılıp katılmayacağı, ekonomik bağımsızlığını kazanıp kazanamayacağı ve ülkenin karar masalarında yer alıp alamayacağıdır.
Ülkemizde 15-24 yaş arasındaki her üç genç kadından birinin ne eğitimde ne de istihdamda yer aldığını vurguladı:
- Kadınların istihdama katılımı ise yalnızca yüzde 32.1 seviyesinde.
Aydın Doğan Vakfı'nın yürüttüğü "İhtiyaç Analizi"nden veri paylaştı:
- Genç kadınların yüzde 91.4'ü ekonomik zorlukları, yüzde 76.7'si ise toplumsal cinsiyet normlarını liderlik yolundaki en büyük engeller arasında görüyor. AB destekli projeyle 7 bin 632 genç kadının yüzde 99'u liderlik ve fırsatlara erişim farkındalığı kazandı.
Konferansta gençlerle bir araya gelen V Vakfı Kurucusu ve Başkanı Vuslat Doğan, medya liderliğinden sanat yolculuğuna uzanan deneyimlerini ve "cömert dinleme" kavramını anlatıp, şu mesajı verdi:
- Genç kadınlar, belirsizlikler ve toplumsal baskılar karşısında kendi sınırlarınızı kaldırın.
Hayat yolculuğunun en temel kılavuzunun merakı olduğunu belirtti:
- Yolculuk değişirken insan yolda dönüştüğü için bunu önceden tanımlamak güç. Ancak, bir pusulanızın olması çok kıymetli. Benim pusulam her zaman merakım oldu. İnsan kendini dinlemeye başladığında zihninde önce bir sürü olumsuz ses ve engeller beliriyor.
Zamanla o seslerin sessizliğe büründüğünü kaydetti:
- Asıl yaratım sürecim de o zaman başlıyor. Ben de ancak kendi üzerime koyduğum sınırları ve olmaz kapılarını kaldırdığımda adımlarımı cesaretle atabildim.
Genç bir kadının bu hayatta kendisine emanet etmesi gereken en değerli şeyin "kendi iç sesi", "merakı" ve "gitmek istediği yer" olduğunun altını çizdi:
- Bütün kaousun ve belirsizliklerin içinde kimsenin bunu elinizden almasına izin vermeyin. Bu emanete sıkı sıkıya sahip çıkın. En büyük sorumluluğunuz, kendinize duyduğunuz sorumluluktur. Ne istediğinizi bildiğinizde o pusula sizi mutlaka doğru yere götürecektir.
Kaynak: Ekonomigazetesi