İçeriğe geç
  • Dolar 49,5565 ▲ %0,10
  • Euro 55,7692 ▲ %0,12
  • Sterlin 66,1467 ▲ %0,39
  • Gram Altın 6.633,21 ▼ %0,03
  • Çeyrek Altın 10.859,67 ▲ %0,90
  • Gümüş 90,76 ▼ %0,67
  • Bitcoin 4.012.799 ▼ %0,54
  • BIST 100 11.721,72 ▼ %2,89

İşçi

İklim krizi ve kentleşme kuryelerin iş güvenliğini tehdit ediyor

İklim krizi ve kentleşme kuryelerin iş güvenliğini tehdit ediyor

İstanbul'da 14 Ekim'deki sağanak, kuryeler için iş yerinin baştan sona tehlikeli hale gelmesi anlamına geldi. Kuryeler ya canlarını riske atarak çalıştı ya da çalışamayıp gelir kaybı yaşadı; platform şirketleri ise bu süreçte sorumluluk üstlenmedi.

Kuryelerin karlı havada çalışma koşulları: Tehlikeler, baskılar ve haklar

İstanbul'da 14 Ekim'de etkili olan şiddetli sağanak, kent genelinde yolların göle dönmesine neden oldu. Eminönü, Balat, Alibeyköy ve Maslak hattında sipariş teslim eden bir kurye, sağanağın en sert anına Sirkeci'de yakalandığını ve ana arterlerin kullanılamaz hale geldiğini aktardı. Motosikletle ilerlemenin neredeyse imkânsız olduğunu, suyun içinde kalınan anlar yaşandığını belirtti.

Bianet'te yayınlanan habere göre, Valilik verilerine göre İstanbul'da metrekareye 261 kilogram yağış düştü; bu, 1942'den bu yana ölçülen en yüksek değer. Valilik, 3 kişinin hayatını kaybettiğini ve 2 bin 722 kişinin kurtarıldığını açıkladı. Aşırı yağışın sele dönüşmesinde iklim krizinin yanı sıra betonlaşma, dere yataklarına yerleşim ve yetersiz altyapının da etkili olduğu ifade ediliyor.

Kötü hava koşulları, açık havada çalışan kuryeler için iş sağlığı ve güvenliği meselesi olarak değerlendiriliyor. Kuryeler, gün boyu sağanak ve fırtına altında sipariş taşıdı; Beşiktaş'ta bir kuryenin motosikleti suya gömüldü, bir başka kurye sele kapılmamak için devrilen motosikletine tutundu. Kocaeli, Sakarya ve Antalya'daki kuryeler de benzer koşullarda çalıştıklarını bildirdi.

Motosiklet yasağının ancak gün içinde, hava kötüleştikten sonra saat 18.30 sularında açıklandığı ve 21.00'de başladığı belirtiliyor. Kuryeler, yasağın açıklandığı andan uygulanmaya başladığı saate kadar şiddetli yağış altında çalışmak zorunda kaldı. Platform şirketlerinin ise valilik kararını bekleyerek yasak gelene kadar sipariş almaya devam ettiği aktarılıyor. Yasak saatlerinde bazı yerel işletmelerin kuryeleri sipariş dağıtmaya zorladığı yönünde şikâyetler iletildi.

Motosiklet, kurye için bir üretim aracı olarak görülüyor; ancak esnaf kurye modelinde aracın alımı, bakımı ve hasarı kuryeye ait. Sel sularında kalan motosikletlerde ciddi hasar oluştuğu, platform şirketlerinin bu konuda herhangi bir destek açıklamadığı ifade ediliyor. Yasak günü kuryelerin fiilen ücretsiz izne çıkarıldığı, çalışılamayan bir günün en az 3-4 bin lira kayıp anlamına geldiği hesaplanıyor. Kuryelerin talebi, olağanüstü hava koşullarında ücretli izin ya da gelir desteği sağlanması.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 13. maddesi, ciddi ve yakın tehlike karşısında çalışana çalışmaktan kaçınma hakkı tanıyor ve bu sürede ücretin saklı kalacağını belirtiyor. Ancak platformlar kuryeyi "kendi nam ve hesabına çalışan esnaf" olarak tanımladığı için bu koruma uygulanamıyor. Kuryelerin kâğıt üstünde esnaf, fiiliyatta işçi olduğu; platformun talimatıyla çalıştıkları, ücretlerin tek taraflı belirlendiği ve denetlendikleri ifade ediliyor. Uluslararası Çalışma Örgütü'nün Haziran'da kabul ettiği 193 sayılı sözleşmenin platform çalışanlarını koruma altına aldığı ve Türkiye'nin bu sözleşmeyi gecikmeden onaylaması gerektiği vurgulanıyor.

TürkAta Haber Ajansı

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…