İçeriğe geç
  • Dolar 49,7695 ▲ %0,14
  • Euro 55,6960 ▼ %0,07
  • Sterlin 66,4344 ▼ %0,18
  • Gram Altın 6.389,76 ▲ %0,08
  • Çeyrek Altın 10.482,70 ▼ %0,49
  • Gümüş 85,22 ▼ %1,08
  • Bitcoin 3.958.390 ▼ %0,81
  • BIST 100 11.056,31 ▼ %0,55

Dünya

İsrail'de seçim sonrası üç olası gelişme

İsrail'de seçim sonrası üç olası gelişme

İsrail'de 27 Ekim'deki genel seçimler öncesi anketler, hiçbir bloğun tek başına iktidar için gereken 61 milletvekiline ulaşamadığını gösteriyor. Bu durum; seçimlerin yenilenmesi, Gadi Eisenkot'un Arap partilerinin desteğiyle kuracağı bir hükümet ya da Netanyahu-Eisenkot ortaklığında ulusal birlik hükümeti kurulması olmak üzere üç temel senaryoyu gündeme getiriyor.

İsrail'de 27 Ekim Salı günü gerçekleştirilecek genel seçimler öncesinde yayımlanan son kamuoyu yoklamaları, siyasi dengelerin kırılganlığını gözler önüne seriyor. Mevcut tabloda ne Başbakan Binyamin Netanyahu'nun liderliğini yaptığı blok ne de eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot'un öncülük ettiği muhalefet cephesi, 120 sandalyeli Knesset'te hükümet kurmak için gerekli olan 61 milletvekili sayısına ulaşabiliyor. Bu siyasi kilitlenmenin sandığa yansıması halinde ülkeyi üç olası senaryo bekliyor: Seçimlerin tekrarı, Arap partilerinin dışarıdan veya içeriden desteğiyle kurulacak bir Eisenkot hükümeti ya da iki ana rakibin ortaklaşa yöneteceği geniş tabanlı bir ulusal birlik hükümeti.

Diriliş Postası'nda yayınlanan habere göre, seçim haftası sonunda paylaşılan anket verileri muhalefet bloğunun 54-56, Netanyahu'nun aşırı sağcı ve Ultra Ortodoks Yahudi (Haredi) partilerinden oluşan koalisyonunun ise 50 sandalyede kaldığını ortaya koyuyor. İsrail vatandaşı Filistinlileri temsil eden listelerin ise toplamda 14-16 milletvekili çıkarması öngörülüyor. Bu dağılım, her iki ana bloğun da çoğunluk için rakip taraftan parti devşirmesini zorunlu kılıyor ancak seçim kampanyasının sert kutuplaşma üzerinden ilerlemesi bu geçişleri güçleştiriyor.

Seçim sonuçlarının ardından Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'un parti liderleriyle yapacağı istişareler sürecin ilk adımını oluşturacak. Hükümeti kurma görevinin büyük olasılıkla en çok oyu alan partinin liderine verilmesi bekleniyor. Yasal takvime göre yetki alan liderin, ek süre dahil olmak üzere 6 hafta içinde hükümeti kurması gerekiyor. Bu sürenin sonunda başarısızlık halinde ikinci bir lidere 4 hafta süre tanınıyor. İkinci girişimin de sonuçsuz kalması durumunda, 3 hafta içinde 61 milletvekilinin imzasıyla bir koalisyonun oluşturulması deneniyor. Tüm bu aşamaların başarısızlıkla sonuçlanması halinde meclis feshedilecek ve 3 ay içinde seçimler yenilenecek.

Anketlerin işaret ettiği çoğunluk eksikliği ve siyasi vaatlerden geri adım atılmaması durumunda, seçimlerin tekrarlanması en kuvvetli ihtimal olarak değerlendiriliyor. İsrail, 2019-2022 döneminde benzer bir siyasi tıkanıklık yaşamış ve dört yıl içinde beş kez sandık başına gitmişti. Böyle bir senaryoda Netanyahu, yeni hükümet kurulana kadar görevini fiilen sürdürecek ve ülkeyi 2027'nin ilk yarısında yeniden seçime taşıyacak. Yolsuzluk davaları nedeniyle görevde kalmak istediği yönündeki eleştirilere maruz kalan Netanyahu'nun yaklaşık 5-6 ay daha başbakanlık koltuğunda oturabileceği, bu süreçte sertleşen politikalarla bölgedeki gerilimi tırmandırabileceği yorumları yapılıyor.

Gadi Eisenkot'un hükümet kurabilmesi ise büyük ölçüde Arap partilerinin tutumuna bağlı bulunuyor. Netanyahu, muhalefetin Arap partileriyle ittifak kuracağı iddiasını kampanyasının merkezine yerleştirirken, Likud partisi seçim boyunca "ya sağ, ya Filistin" sloganını kullandı. Eisenkot ise Arap partileriyle birlikte hareket etmeyeceğini ve kendi döneminde Filistin devletinin kurulmayacağını belirterek bu iddiaları reddetti. Eski Savunma Bakanı Avigdor Liberman gibi muhalefetteki bazı sağcı isimler de Filistinli partilerle aynı masaya oturmayacaklarını açıkladı.

Raam Partisi lideri Mansur Abbas, 2021'deki gibi koalisyona katılmaya açık olduğunu duyursa da anketler, Raam'ın desteğinin muhalefeti tek başına 61'e taşımaya yetmeyebileceğini gösteriyor. Hadaş, Taal ve Balad'dan oluşan Ortak Liste ise aşırı sağcı hükümeti devirmek amacıyla dışarıdan destek verebileceklerini belirterek kapıyı açık bıraktı. Mevcut siyasi pozisyonlar korunduğu sürece bu senaryonun gerçekleşmesi zor görünse de Arap partileri mecliste kilit rol oynamaya devam edecek.

Son günlerin en çok tartışılan konusu ise Netanyahu ve Eisenkot'un öncülüğünde kurulabilecek bir "ulusal birlik hükümeti". Bu fikir ilk kez Netanyahu'nun Temmuz 2026'daki açıklamalarıyla gündeme gelmişti. Her iki lider de seçim arifesinde böyle bir hedefleri olmadığını söylese de seçenek tamamen masadan kalkmış değil. İsrail basını, Cumhurbaşkanı Herzog'un 2019-2020'deki gibi üç seçimlik bir krizin tekrarlanmaması için bu tür bir uzlaşıya öncülük edilmesini istediğini yazdı. Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ise Netanyahu'nun kendisini devre dışı bırakmaya çalıştığını ve bu arayışın içinde olduğunu öne sürüyor.

Olası bir ulusal birlik hükümetinde Ben-Gvir ve aşırı sağcı bakan Bezalel Smotrich'in yer alıp almayacağı belirsizliğini koruyor. Uluslararası tepkilere neden olan Ben-Gvir'in hükümette bulunmayacağı tahmin edilirken, Smotrich'in durumu tartışmalı. Eisenkot'un, geçmişte rotasyon anlaşmalarında sorun çıkaran Netanyahu'dan bu konuda güvence talep edebileceği konuşuluyor. Ayrıca Eisenkot'un, 7 Ekim saldırılarına ilişkin bir devlet soruşturma komisyonu kurulmasını ve yargı düzenlemelerinin durdurulmasını şart koşabileceği değerlendiriliyor. ABD ve İsrail'in İran'a yönelik olası yeni askeri adımlarının da muhalefeti masaya oturmaya zorlayarak bu senaryoyu güçlendirebileceği belirtiliyor.

Seçim sonuçlarının Filistinliler üzerindeki etkisine dair analizler, iktidar veya muhalefet değişiminin köklü bir farklılık yaratmayacağına işaret ediyor. Muhalefetin iktidara gelmesi halinde baskının bir ölçüde hafifleyebileceği dile getirilse de uygulamaların farklı yöntemlerle süreceği öngörülüyor. Aşırı sağcı bir hükümetin devam etmesi durumunda ise saldırı ve baskıların artabileceği değerlendiriliyor.

TürkAta Haber Ajansı

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…