İçeriğe geç
  • Dolar 49,5565 ▲ %0,10
  • Euro 55,7692 ▲ %0,12
  • Sterlin 66,1467 ▲ %0,39
  • Gram Altın 6.633,21 ▼ %0,03
  • Çeyrek Altın 10.859,67 ▲ %0,90
  • Gümüş 90,76 ▼ %0,67
  • Bitcoin 4.024.350 ▼ %0,51
  • BIST 100 11.721,72 ▼ %2,89

Gündem

İstanbul'daki selin nedeni araştırmayla belgelendi: Derelerin yüzde 80'i yerleşimle iç içe

Peyzaj mimarı Dr. Hülya Dinç'in araştırması, İstanbul'daki 168 ana derenin yalnızca 60'ının doğal kaldığını, derelerin yüzde 80'inin yerleşim alanlarıyla iç içe geçtiğini ortaya koydu. Koruma bantlarının 100 metreden 10 metreye düşürülmesi ve yapılaşmanın artması taşkın riskini büyüttü.

1

1

İstanbul'da 14 Ekim'de etkili olan sağanak sonrası derelerin taşmasıyla dört kişi hayatını kaybetti, üç kişiye ulaşılamadı. Sel felaketinin bir tesadüf olmadığını, suyun kendi yoluna gittiğini ancak kent yöneticilerinin bu yollara fabrika, yol ve ev inşa ettiğini belirten uzmanlar, afetin "doğal" değil, yapay olduğunu vurguluyor.

SoL'da yayınlanan habere göre, peyzaj mimarı Dr. Hülya Dinç'in 2015'te İTÜ'de tamamladığı doktora tezi, İstanbul'daki dere sistemlerinin geçirdiği dönüşümü rakamlarla ortaya koyuyor. İSKİ'nin 2023'te açıkladığı plana göre İstanbul'da 2 bin 772 dere bulunuyor ve bu derelerin toplam uzunluğu 5 bin 247 kilometre. Dinç, içme suyu havzaları dışında kalan 168 ana dereyi ve kollarını inceledi; bu ağ yaklaşık 3 bin 344 kilometrelik bir dere sistemine karşılık geliyor.

Araştırmaya göre incelenen 168 ana derenin yüzde 64'ünde fiziksel değişim yaşandı, kaynağından döküldüğü yere kadar doğal yapısını koruyan dere sayısı yalnızca 60. Derelerin yaklaşık yüzde 80'i yerleşim alanlarıyla iç içe geçmiş durumda; yerleşim dışında kalan dere sayısı ise sadece 33. Dinç, yalnızca ana dere yataklarını değil, suyu bu yataklara taşıyan küçük kolları da inceledi; bu kolların çoğunun yapılaşma nedeniyle yok olduğunu ve suyun sokağı yol edinmeye başladığını ifade etti.

Derelerin kenarında yapı yapılamayan koruma şeritlerinin genişliğinin yıllar içinde değiştiğini belirten Dinç, en kritik değişikliğin 2013'te yapıldığını, sağlı sollu 100'er metre olan bantların 10 metreye çekilmesiyle alanların imara açıldığını söyledi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin 2008 tarihli raporunun taşkın riski taşıyan 28 dere havzasını saydığını, bu havzaların tamamında fiziksel değişim ve kol kayıpları yaşandığını aktaran Dinç, geçtiğimiz günlerde sağanağın felç ettiği Kağıthane, Alibeyköy ve Ayamama'nın da bu listede yer aldığını hatırlattı.

Dinç, havzanın yüzde 5-10'una kadar yapılaşma olması durumunda 10 yıllık ve 50 yıllık yağışlarda bile sel yaşanmadan yerleşim kurulabileceğini, ancak yüzde 30 gibi bir yerleşim oranına çıkıldığında 100 yıllık en yüksek yağışlarda sorunun iki katına çıktığını belirtti. Dereleri koruyan bütüncül bir su hukukunun olmadığını, İstanbul'daki düzenlemenin başka illere de örnek olduğunu söyleyen Dinç, Kağıthane'yi örnek göstererek havzanın yaklaşık 267 kilometrekare olduğunu, metrekareye 100 kilo yağmur düştüğünde yaklaşık 26,7 milyon ton suyun tek bir noktadan çıkmak zorunda kaldığını, çıkış dar boğaz olduğunda sıkıntının geriye bastığını ifade etti.

TürkAta Haber Ajansı

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…