İSKİ'den Ömerli Havzası için yeni uyarı
İstanbul'un su ihtiyacının yarısını karşılayan Ömerli Havzası'nda planlanan Biyoteknoloji İhtisas OSB'ye karşı İSKİ'nin açtığı davada mahkeme imar planlarını iptal etti. İSKİ Genel Müdür Yardımcısı Bülent Solmaz, havza bütünlüğünün korunması gerektiğini vurguladı.
İstanbul'un içme ve kullanma suyu ihtiyacının yaklaşık yüzde 50'sini karşılayan Ömerli Havzası'nda kurulması planlanan Biyoteknoloji İhtisas Organize Sanayi Bölgesi (BİYOSAD) projesine yönelik hukuki süreçte önemli bir gelişme yaşandı. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) tarafından açılan davada İstanbul 7. İdare Mahkemesi, 1. etap revizyon nazım ve uygulama imar planlarını iptal ederek yürütmeyi durdurma kararı verdi. Ancak İSKİ Genel Müdür Yardımcısı Bülent Solmaz, havzadaki yapılaşma baskısının devam ettiğine dikkat çekti.
Evrensel'de yayınlanan habere göre, BİYOSAD projesinin tamamlanması halinde havzada ilaç, aşı, tıbbi cihaz ve nanoteknolojik ürünler gibi birçok biyoteknolojik materyalin üretilecek 180 firmanın faaliyet göstermesi hedefleniyor. İSKİ, Ömerli Barajı'nın uzak mesafe koruma ve besleme havzası içinde kalan bu projenin İstanbul'un su kaynağını tehdit ettiği gerekçesiyle yargı yoluna başvurdu. Mahkeme kararında, ilgili imar planlarının iptal edildiği belirtildi. Ömerli Havzası'nı etkileyen tek unsurun BİYOSAD olmadığı, TOKİ eliyle bazı alanların rezerv yapı alanı ilan edildiği de aktarıldı.
İSKİ Genel Müdür Yardımcısı Bülent Solmaz, Ömerli Havzası'nın Anadolu ve Avrupa yakasına günlük 1 milyon metreküp su sağladığını hatırlattı. Solmaz, mahkemenin kararının imar planı teknik detaylarına odaklandığını, asıl meselenin ise havza bütünlüğü olduğunu ifade etti. Solmaz, "Burası bir havza alanı. Sadece imar planı yönünden değerlendirilemez. Vurgulanması gereken asıl şey 'Buranın havza olduğu unutulmadan bakılması' gerektiğidir. Bu davalarda suyu hiç konuşmuyoruz. Mahkeme de bu gözle bakmalı. Bizim kazandığımız mahkeme de imar planı yönünden karar verdi" diye konuştu.
Solmaz, BİYOSAD'a karşı iki ayrı davanın sürdüğünü belirterek, 1/100.000'lik çevre düzeni planına ilişkin davanın karar aşamasında olduğunu, imar planlarına ilişkin davanın ise iptal kararıyla sonuçlandığını kaydetti. Kararın olumlu olduğunu ancak sürecin imar planları üzerinden yürümesinin projenin revize edilip devam etmesine kapı aralayabileceğini vurgulayan Solmaz, havza yönetmeliğine atıfta bulundu. Solmaz, "Ömerli Gölü yokmuş da boş araziymiş ve sorun sadece imarmış gibi bir mantıkla bakılmamalı. Ayrıca havza kavramı dikkate alınmalı. Yürürlükte olan bir havza yönetmeliği var. Havzalarda koruma, insani hareketlerin en aza indirilmesi ile mümkün. Buralardan asfalt yolların bile geçmemesi lazım. Çünkü lastikten, yakıt atığından olan kimyasal bile yağmur yağdığında Ömerli Gölü'ne taşınıyor. Yağan yağmur ya havzaya ya denize akacak. Başka bir yerde toplanmasının imkanı yok" uyarılarında bulundu.
Projenin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporunda günlük 15 bin metreküp atıksu arıtma tesisi öngörüldüğünü aktaran Solmaz, bu atık suyun havza dışına taşınmasının planlandığını ancak yoğun yağışlarda pompaların yetersiz kalabileceğini ve taşkın riskinin bulunduğunu dile getirdi. Solmaz, havzada depolama tesislerinin insan sağlığı açısından risk oluşturduğunu belirterek, "Yani günde 15 bin metreküp atık su üretilecek. Raporda bu atık suyun pompalarla havza dışına taşınacağı belirtiliyor. Ancak geçtiğimiz günlerdeki gibi bir yağmur yağdığında o pompaların gücü yetmez ve atık suyun havzaya karışmasına neden olur. Ki Ömerli'de böyle taşkınlar 4-5 yılda bir olur. Ayrıca havzada depolama tesisleri de istemeyiz. Çünkü tesisteki ürünler insan sağlığı için zehirlidir. Bunu taşıyan arabada bile bir kaza olsa, içindeki zehir doğal olarak Ömerli'ye akacak" ifadelerini kullandı.
2009 İstanbul Çevre Düzeni Planı'na göre havzada yeni sanayi tesislerine izin verilmemesi gerektiğini hatırlatan Solmaz, asıl sorunun revizyon adı altında yoğunluk artışı ve tanımlanmayan sanayi kollarının getirilmeye çalışılması olduğunu söyledi. Ömerli Havzası için alternatif bir su kaynağı bulunmadığını vurgulayan Solmaz, Sazlıdere ve Alibeyköy havzalarında da benzer yapılaşma baskıları olduğunu aktardı. Solmaz, Ömerli Havzası'ndaki 1154 parsel ile Kurna ve Harmandere rezerv yapı alanlarında imar değişikliğine gidildiğini ve İSKİ'nin bu değişikliklere karşı da dava açtığını bildirdi. Solmaz, "Sazlıdere'de de davaları bir kazanıyoruz bir kaybediyoruz. Üstelik orada sosyal alanlar direkt gölün içine yapılıyor. Oraları su basması daha muhtemel. Alibeyköy Havzası'nda da direkt baraj içine dair yapılaşma talebi geliyor. Aslında havza alanlarının yapılaşmaya açılması büyük bir tehlike" uyarısında bulundu. Solmaz, konut yapılabileceğini ancak bunun havza alanı dışında olması gerektiğini sözlerine ekledi.
TürkAta Haber Ajansı