İçeriğe geç
  • Dolar 49,7646 ▲ %0,14
  • Euro 55,7048 ▼ %0,06
  • Sterlin 66,4980 ▼ %0,09
  • Gram Altın 6.430,93 ▲ %0,72
  • Çeyrek Altın 10.494,98 ▼ %0,37
  • Gümüş 86,60 ▲ %0,51
  • Bitcoin 3.970.773 ▼ %0,73
  • BIST 100 11.151,96 ▲ %0,31

Gündem

Ankara'da Kadınların Barış Konferansı

Ankara'da Kadınların Barış Konferansı

80 kadının çağrısıyla düzenlenen "Yan Yanayız, Geleceği Konuşuyoruz" konferansı, 31 Ekim-1 Kasım 2026 tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilecek.

80 kadından Ankara'da barış ve demokrasi konferansı için çağrı

Farklı disiplinlerden ve alanlardan kadınlar, barış, demokrasi ve eşit yurttaşlık temellerini tartışmak amacıyla Ankara'da bir araya geliyor. "Yan Yanayız, Geleceği Konuşuyoruz" başlıklı konferans, 31 Ekim-1 Kasım 2026 tarihlerinde TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Ankara Şubesi'nde düzenlenecek. Etkinlik, kadınların ortak mücadele deneyimlerini paylaşarak barışın toplumsallaştırılmasına katkı sağlamayı hedefliyor.

Bianet'te yayınlanan habere göre, çağrıcılar barışın yalnızca silahlı çatışmanın sona ermesi olarak görülmemesi gerektiğini; adalet, demokrasi, eşitlik ve özgürlük kavramlarıyla bütünleşik bir anlam taşıdığını vurguluyor. Türkiye'de kadın hareketinin güçlü bir hafızaya ve mücadele birikimine sahip olduğu belirtilirken, siyasal görüş farklılıklarına rağmen kadınların şiddet, ötekileştirme ve eril sisteme karşı ortak bir zeminde buluştuğu ifade ediliyor. Konferans öncesi yapılan açıklamalarda, derinleşen yoksulluk, kadın kırımına yönelik şiddet ve ekolojik yıkım gibi sorunlara karşı kadınların sesini yükseltme kararlılığı öne çıkıyor.

Çağrıcılardan Arzu Yılmaz, kadınların yan yana gelmesinin alternatif bir siyaset ve barış dili kurma imkânı sunduğunu belirtti. Berrin Sönmez ise etkinliğin, demokrasi ve eşitlik ilkelerinin kadınlar arasında güçlendirilmesi açısından önemli bir fırsat olduğunu kaydetti. Besna Tosun, barışı kadınların kendi hayatları üzerinde söz sahibi olması ve geleceklerini özgürce inşa edebilmesi şeklinde tanımlarken; Birsen Atakan, farklı beklentilerle bir araya gelen kadınların deneyim paylaşımını ve ortak gelecek iradesini başlı başına bir barış pratiği olarak nitelendirdi.

Barışın kadınlar için ne anlama geldiğine dair çeşitli görüşler dile getirildi. Büşra Ersanlı, "Şiddetsiz bir Türkiye'yi en çok kadınlar özlüyor, barış kadınlar için her şey, topyekûn şiddetsizliktir" ifadesini kullandı. Ceren Önder Kandemir, kadınların sadece annelik üzerinden tanımlanmasına ve "anneler ağlamasın" söylemine hapsedilmesine itiraz ederek çözümün öznesi olma kararlılığını vurguladı. Eren Keskin, savaşlarda kadınların hem kendi canlarını hem de yakınlarını kaybettiğine dikkat çekerek silahsızlanmanın önemine işaret etti. Eylem Aktaş ise farklı seslerin birbirini susturmadan, kendi renkleriyle bir arada var olabildiği bir yaşamın herkesin hakkı olduğunu savundu.

Fatma Bostan Ünsal, kutuplaşmanın aşılmasının barış süreci için kritik bir adım olduğunu belirtirken, Feryal Öney barışın ancak adalet, demokrasi ve eşitliğin hayata geçmesiyle mümkün olabileceğini ifade etti. Füsun Demirel, erkek egemen zihniyetin barışı egemenliğin yeniden paylaşımı olarak gördüğünü, kadınların ise savaşın yarattığı toplumsal tahribatın onarılmasına odaklandığını söyledi. Gözde Şeker, kadınların yaratmadıkları sorunların mağduru olmaya mecbur bırakılmasını reddettiklerini ve sözlerini ortaklaştırdıklarını dile getirdi.

Güldestan Yüce, savaş sonrası yıkımın onarılmasının tarih boyunca kadınların gücüne ve iradesine kaldığını vurguladı. Güley Bor, kadınların barış mücadelesini ittifakların hikâyesi olarak tanımlayarak kadın dayanışmasının sürdürülebilir barış için güvence olduğunu kaydetti. Gülseren Onanç, adalet, barış, demokrasi, eşitlik ve özgürlük kavramlarının birbirinden ayrılamayacağını belirtti. Gülsüm Elvan, "Biz ölmek değil yaşamak istiyoruz; varız ve yan yana olup üretmeye, inşa etmeye, değiştirmeye çalışacağız" dedi.

Gülsüm Kav, kadınların barışın kurucu özneleri olmasının doğaları gereği değil, eşitsizlik ve şiddete karşı verdikleri mücadeleyle kazandıkları örgütlenme deneyimi sayesinde olduğunu açıkladı. Özgür Sevgi Göral, Kürt meselesinin demokratik siyaset zeminine taşınma ihtimalinin tartışıldığı bu dönemde geniş ittifaklarla siyasete alan açmanın önemine dikkat çekti. Perva İnal, kadınların barış için güçlü duruşunun topluma yayılabileceğini belirtirken, Pervin Buldan "Barışı inşa edecek olan da barışı toplumsallaştıracak olan da kadın örgütlülüğü ve mücadelesidir; kadınlar barışın inşa gücüdür" ifadesini kullandı.

Pınar Dinç, konferansın buluşma, dinleme, duyma ve anlama zemini yaratmayı amaçladığını söyledi. Rojda Akkaya, kadınların barışı yalnızca talep eden değil, koşullarını kuran ve sürekliliğini sağlayan özneler olması gerektiğini vurguladı. Sebahat Tuncel, barışı savaşın yokluğu olarak görmediklerini; kadın özgürlüğünü esas alan, demokratik, ekolojik ve şiddetten arınmış bir yaşamın kurulması gerektiğini ifade etti. Zeynep Altıok, eşit yurttaşlık ve adalet temeli olmayan bir barışın kalıcı olamayacağını belirtti. Zeynep Duygu Ağbayır ise barışın sokakta, evde ve işyerinde nasıl yaşanacağıyla ilgili politik bir mesele olduğunu ve kadınların itirazını susturan bir sabır anlayışını kabul etmediklerini söyledi.

İki gün sürecek olan konferans, Necatibey Caddesi No: 57, Kat: 4, Çankaya adresindeki TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Ankara Şubesi'nde gerçekleştirilecek. Program kapsamında kadınların barış tanımından ortak mücadele yöntemlerine kadar çeşitli konularda oturumlar düzenlenecek.

TürkAta Haber Ajansı

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…