KDK, icapçı hekim uyarma cezasını onadı
Başkale Devlet Hastanesi'nde acil konsültasyona ulaşamayan icapçı hekimin uyarma cezasına yaptığı itiraz, Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından reddedildi.
Başkale Devlet Hastanesi'nde görevli icapçı bir uzman hekimin, acil servisten gelen konsültasyon talebine telefon arızası nedeniyle yanıt verememesi üzerine aldığı uyarma cezası hukuka uygun bulundu. Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK), iletişim cihazının bozuk olmasının mazeret teşkil etmediğine hükmederek, disiplin cezasının yerinde olduğuna karar verdi.
Türkiye Sendika Platformu'nda yayınlanan habere göre, Kamu Başdenetçisi Mehmet Akarca imzasını taşıyan ve 20 Ekim 2026 tarihli 2026/21665-S.26.29706 sayılı kararda, sürecin yasal mevzuata uygun işlediği vurgulandı. Karar, Van'ın Başkale ilçesindeki hastanede yaşanan olaya ilişkin itirazı sonuçlandırdı.
Olay, 16 Mart 2026'da Başkale Devlet Hastanesi'nde meydana geldi. Acil servise başvuran ve diyabetik ketoasidoz tablosu olduğu değerlendirilen bir hasta için, sevki veya yatışı konusunda karar verilmek üzere icapçı uzman hekimden konsültasyon istendi. Acil servis hekimleri, uzmana telefonla ulaşmaya çalıştı ancak sonuç alamadı. Erişim sağlanamayınca hastanın sevk edildiği belirtildi. Başkale'nin Van merkezdeki hastanelere yaklaşık 120 kilometre uzaklıkta olması, sürecin hassasiyetini artıran unsurlar arasında yer aldı.
Soruşturma kapsamında ifadesi alınan uzman hekim, sisteme erişim sağlayamadığını ve telefonu bozuk olduğu için talepte bulunan hekimi arayamadığını ileri sürdü. Ancak soruşturmacı, bu savunmayı yeterli bulmadı. Raporda, telefon arızasının mazeret sayılamayacağı, hekimin böyle bir durumda önlem alması veya icap değişikliği talep etmesi gerektiği kaydedildi. Soruşturmacı, hekimin görevi için gereken önem ve hassasiyeti göstermediği kanaatine vardı.
Başkale Devlet Hastanesi Başhekimliği, 4 Haziran 2026 tarihli işlemle hekime uyarma cezası uyguladı. Ceza, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin (A) bendinin (a) alt bendine dayandırıldı. Bu madde, verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında kayıtsızlık göstermeyi veya düzensiz davranmayı yaptırıma bağlıyor. Uyarma cezası, Kanun'daki en hafif disiplin cezası olup, memura görevinde daha dikkatli olması gerektiğinin yazıyla bildirilmesi anlamına geliyor.
Hekim, 5 Haziran 2026'da cezaya itiraz etti. Van İl Disiplin Kurulu, 1 Temmuz 2026'da itirazı oy çokluğuyla reddetti. Kurul, isnat edilen fiilin dosyadaki bilgi, belge ve somut delillerle sabit olduğunu, soruşturmada usul ve esas yönünden eksiklik bulunmadığını ve işlemin hukuka uygun olduğunu belirtti. Hekim, vekili aracılığıyla 23 Temmuz 2026'da KDK'ya başvurarak cezanın ve itirazın reddi kararının iptalini talep etti.
KDK, disiplin sürecinin zamanaşımı açısından incelendiğini açıkladı. Fiilin 16 Mart 2026'da işlendiği ve aynı gün öğrenildiği, soruşturma için 18 Mart 2026'da Van İl Sağlık Müdürlüğüne yazı gönderildiği, muhakkikin 26 Mart 2026'da belirlendiği ve hekimin savunmalarının Nisan ve Mayıs 2026'da alındığı tespit edildi. Kurum, işlemin 1 ay içinde soruşturmaya başlanması ve 2 yıllık üst süre içinde ceza verilmesi şartlarını sağladığını, dolayısıyla zamanaşımının dolmadığını vurguladı.
Kararda, Danıştay 12. Dairesinin 23 Mart 2011 tarihli, E:2008/857, K:2011/1319 sayılı kararına da atıf yapıldı. Disiplin cezalarının kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesini sağlayan yaptırımlar olduğu hatırlatıldı. Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği'nin 42. maddesi uyarınca ev nöbetçisinin bulunacağı yeri bildirmek ve her davette gelmekle yükümlü olduğu belirtildi. KDK, iletişim aracının arızalanmasının hekimin sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını, hekimden beklenenin arıza önlemi almak veya nöbet devri talep etmek olduğunu karara bağladı.
TürkAta Haber Ajansı