İçeriğe geç
  • Dolar 49,3929
  • Euro 55,3027
  • Sterlin 65,6314
  • Bitcoin 4.049.413 ▼ %1,87

Futbol

Madrid'in işçi mahallesi Vallecas'ta isyan: Rayo mahallenin mi, patronun mu?

Can Seven

Madrid'in işçi mahallesi Vallecas'ın takımı Rayo Vallecano'nun taraftarları, kulüp başkanı Raúl Martín Presa'ya karşı yıllardır sürdürdükleri mücadeleyi sahaya taşıdı. Mesele kötü yönetilen bir futbol kulübünden ibaret değil.

İspanya başkenti Madrid'in işçi mahallesi Vallecas'ın takımı Rayo Vallecano'nun taraftarları, kulüp başkanı Raúl Martín Presa'ya karşı yıllardır sürdürdükleri mücadeleyi bu kez sahaya taşıdı. Athletic Bilbao karşılaşması, tribünlerden atılan yüzlerce kâğıt uçak ve küçük top nedeniyle tatil edildi. Ancak mesele kötü yönetilen bir futbol kulübünden ibaret değil. 

Bir tarafta antifaşist geleneğiyle tanınan bir işçi mahallesi, diğer tarafta aşırı sağcı siyasetçilerle yakın ilişkiler kuran ve rant uğruna kulübü mahalleden taşımak isteyen bir patron var.

Madrid'in güneydoğusundaki Vallecas Mahallesi'nde Cumartesi günü oynanması gereken futbol karşılaşması tamamlanamadı. İspanya Birinci Futbol Ligi'nin sekizinci haftasında Rayo Vallecano ile Athletic Bilbao'yu karşı karşıya getiren maçın 13. dakikasında tribünlerden sahaya yüzlerce kâğıt uçak ve küçük plastik top yağmaya başladı. Taraftarlar, kulübün başkanı ve sahibi Raúl Martín Presa'yı protesto ediyordu.

Tribünlerde açılan pankartta, İspanyolcada hem gerçek hem de mecazi anlamıyla kullanılan bir ifadeyle, "Presa, top senin sahanda" yazıyordu.

Hakem José María Sánchez Martínez oyunu durdurdu. Sahadaki cisimler toplandı, karşılaşma yeniden başladı. Ancak protestolar devam etti. Futbolcular soyunma odalarına gönderildi. Son bir kez daha başlatılan oyun, sahaya yeniden cisim atılması üzerine tamamen tatil edildi.

Böylece Rayo Vallecano'nun 147 gün aradan sonra kendi stadyumuna döndüğü gün, kulüp tarihinin en dikkat çekici taraftar protestolarından birine sahne oldu.

Rayo Vallecano taraftarları yıllardır kulübün yönetimini, stadyumun bakımını kasıtlı olarak ihmal etmekle, taraftarları karar alma süreçlerinden dışlamakla ve kulübün mahalleyle kurduğu tarihsel bağı koparmaya çalışmakla suçluyor. Protestoların merkezindeki Raúl Martín Presa ise kulübün ekonomik olarak büyümesi ve modern bir stadyuma kavuşması gerektiğini savunuyor.

soL'a yönelik iktidar saldırısına karşı gerçeğin sesini yükseltmek, yapılan bu haberlere destek vermek için tüm okurlarımızı abone olmaya çağırıyoruz.

ABONE OL

Madrid'in işçi mahallesi Vallecas

Madrid denildiğinde akla genellikle Real Madrid, Santiago Bernabéu Stadyumu, turistik meydanlar, İspanya başkentinin kraliyet sarayı, geniş caddeleri ve müzeleri geliyor. Oysa Madrid aynı zamanda işçi mahallelerinin, göçün, yoksulluğun ve uzun bir toplumsal mücadele tarihinin de şehri.

Bugün Madrid'in güneydoğusunda yer alan Vallecas, tarihsel olarak sanayi işçilerinin, kırsal bölgelerden başkente göç eden emekçilerin ve işçi sınıfı ailelerin yaşadığı bir bölge olarak şekillendi. Özellikle Franco diktatörlüğü döneminde büyüyen mahalle, yetersiz altyapısı ve aksayan kamu hizmetleri nedeniyle sakinlerinin kendi yaşam koşullarını iyileştirmek için örgütlendiği yerlerden biri oldu.

Diktatörlüğün son yıllarında ve geçiş döneminde Vallecas'taki mahalle örgütleri, işçi hareketleri ve sol siyaset, konut, ulaşım, sağlık ve eğitim hakkı için yürütülen mücadelelerde önemli roller üstlendi.

1924 yılında kurulan Rayo Vallecano da bu hafızanın önemli bir parçası. Sportif başarı olarak başkentin iki meşhur kulübü Real Madrid ve Atlético Madrid ile yarışamıyor. Ancak Rayo'yu diğerlerinden ayıran şey, kupalardan çok tribünlerinde ve sokaklarında şekillenen kültür oldu.

Rayo Vallecano'nun kırmızı çapraz şeritli beyaz forması, zamanla Vallecas'ın sembollerinden birine dönüştü. Semt sakinleri için Vallecas Stadyumu, futbol izlenen bir tesisten çok daha fazlası; mahallenin buluşma, sosyalleşme ve örgütlenme noktalarından biri.

Vallecas Stadyumu, yalnızca bir futbol sahası değil, Madrid'in işçi mahallesinin gündelik yaşamının ve kolektif hafızasının da bir parçası. Rayo Vallecano taraftarları için kulübün mahalleden koparılması, tarihsel ve toplumsal bağların da koparılması anlamına geliyor.
Antifaşist tribünler ve dayanışma geleneği

1992 yılında kurulan taraftar grubu Bukaneros, Avrupa futbolunun en bilinen sol ve antifaşist tribün örgütlenmelerinden biri. Rayo tribünlerinde cumhuriyetçi bayraklar, kızıl bayraklar ve antifaşist semboller görmek oldukça olağan.

Ama bu kimlik stadyumlarda atılan sloganlardan ibaret değil. Sokağa, semte ve sosyal hayata taşan bir yapısı var Bukaneros'un.

Mesela bundan 12 yıl önce, 2014 yılında Madrid'de 85 yaşındaki Carmen Martínez'in evinden tahliye edilmesi, İspanya'da barınma krizinin sembollerinden biri hâline gelmişti. Bukaneros bir dayanışma örgütlemiş, bunun üzerine Rayo Vallecano'nun o dönemki teknik direktörü Paco Jémez ve futbolcuları, yaşlı kadının barınma sorununa çözüm bulunması için harekete geçmişti.

Rayo taraftarları, göçmenlerle dayanışmadan ırkçılık karşıtı kampanyalara, önemli toplumsal olaylardan işçi grevlerine, mahalle sorunlarından barınma hakkı mücadelesine kadar çeşitli toplumsal meselelerde de kendilerini gösterdi.

Ancak futbol kulüplerinin birer ticari şirkete dönüştüğü modern futbol düzeninde, bu kimliğin kulübün yönetiminde belirleyici bir karşılığı bulunmuyor.

Rayo Vallecano'nun tribünlerinde sol ve antifaşist kimliğiyle öne çıkan Bukaneros, futbolu yalnızca bir oyun olarak görmüyor. Göçmenlerle dayanışmadan ırkçılık karşıtı mücadeleye kadar pek çok toplumsal meselede söz alan taraftar grubu, Vallecas'ın mücadele geleneğinin de önemli bir parçası.
600 avroya satın alınan kulüp

Bugün protestoların hedefindeki Raúl Martín Presa, Rayo Vallecano'nun yönetimini 2011 yılında devraldı.

Kulüp, o tarihe kadar İspanya'nın tartışmalı "iş insanları"ndan José María Ruiz-Mateos'un ailesinin kontrolündeydi. Ruiz-Mateos ailesinin şirketler grubunun ekonomik çöküşü, Rayo'yu da ciddi mali sorunlarla karşı karşıya bırakmıştı.

Presa, kulübün çoğunluk hisselerini sembolik sayılabilecek 600 avroluk bir bedelle satın aldı. Ancak bu tutar, kulübün gerçek ekonomik değerini veya devralınan mali yükümlülükleri tek başına yansıtmıyordu.

Presa yönetiminde kulüp zaman zaman sportif başarılar elde etti, İspanya Birinci Ligi'nde yer aldı ve Avrupa kupalarına katılma hakkı kazandı. Ancak sportif sonuçlar, başkanla taraftarlar arasındaki ilişkileri düzeltmeye yetmedi.

Aksine, yıllar içinde yönetim tarzı, taraftarlarla yaşanan anlaşmazlıklar, kulübün altyapısı ve stadyumun durumu üzerinden biriken sorunlar, Presa'yı Rayo tribünlerinin en çok protesto ettiği isim hâline getirdi.

Antifaşist kulübün locasında aşırı sağ

İspanya'nın aşırı sağcı partisi Vox'un lideri Santiago Abascal ve partinin Madrid'deki önde gelen isimlerinden Rocío Monasterio'nun 2021 yılında Rayo Vallecano'nun şeref locasında ağırlanması, taraftarların tepkisini çekmişti.

Göç karşıtı politikaları, işçi düşmanı bir çizgiyi ve neoliberal ekonomiyi açıkça savunan Vox, Franco diktatörlüğünün mirasına ilişkin tartışmalardaki tutumuyla da ilericilerin tepkisini çekiyor.

Bu partinin temsilcilerinin, antifaşist kimliğiyle tanınan Rayo Vallecano'nun locasında ağırlanması, taraftarlara bir meydan okuma, bir hakaret olarak algılandı.

Bu çelişkinin daha eski bir örneği ise Ukraynalı futbolcu Roman Zozulia'nın transferiydi.

2017 yılında Rayo Vallecano, Real Betis'ten Zozulia'yı kiralık olarak kadrosuna kattı. Ancak futbolcunun Ukrayna'daki aşırı sağcı ve neonazi çevrelerle ilişkili olması nedeniyle Bukaneros başta olmak üzere taraftarlar transfere karşı çıktı.

Zozulia bu suçlamaları reddetse de protestolar sonucunda futbolcu Rayo formasıyla maça çıkamadı ve transfer fiilen gerçekleşmedi.

2017'de Ukraynalı futbolcu Roman Zozulia'nın Rayo Vallecano'ya transferi, taraftarların tepkisiyle karşılaştı. Bukaneros başta olmak üzere taraftarlar, futbolcunun aşırı sağcı çevrelerle ilişkilerine karşı çıktı. Zozulia suçlamaları reddederken protestoların ardından transfer gerçekleşmedi.
Kulübü Vallecas'tan taşımak

Madrid'in diğer büyük kulüplerinin aksine Rayo, modern ve yüksek kapasiteli bir stadyuma sahip değil. Vallecas Stadyumu, yaklaşık 15 bin seyirci kapasiteli, semtin yerleşim dokusunun içinde yer alan, eski bir futbol sahası.

Tribünlerin hemen arkasında apartmanlar, semt pazarı ve mahallenin sokakları bulunuyor. Stadyum, Vallecas halkının gündelik yaşamının bir parçası.

Presa ise mevcut stadyumun kulübün ekonomik ihtiyaçlarını karşılamadığını, kapasitenin artırılması ve daha modern tesislerin oluşturulması gerektiğini iddia ediyor. Presa, bu gerekçelerle Rayo Vallecano için yeni bir stadyum yapılmasını, bunun için Vallecas dışındaki seçeneklerin değerlendirilmesini gündeme getirdi.

Yıllardır bakımsız olan stadın yapısal, güvenlik ve hijyen sorunları her geçen yıl daha da derinleşiyor. Semtte ve tribünlerde herkes aynı şeyi söylüyor: Stat, taşınmaya zorlamak için bilerek kaderine terk ediliyor.

Bütün bunlara eklenen bir rant meselesi de var: Stat yıkılırsa, semtin en merkezi yerinde olan bu alanın ranta açılacak olması da Vallecas'ta en çok tartışılan konulardan biri.

Rayo tribünlerinin bütün bunlara yanıtı ise net: "El Rayo es de Vallekas o no será" — "Rayo ya Vallekas'ındır ya da hiç olmayacaktır."

Çünkü taraftarlar için kulübün başka bir yere taşınması, sadece maçlara gitmek için daha uzun bir yolculuk yapmak anlamına gelmiyor. Rayo'nun mahallenin tarihinden, toplumsal dokusundan ve kolektif kimliğinden koparılması anlamına geliyor.

Rayo Vallecano taraftarları, kulüp başkanı Raúl Martín Presa'yı protesto etmek ve kulübün Vallecas'ta kalmasını talep etmek için sokaklara çıktı. Taraftarlar için mücadele, yalnızca bir stadyumun yerini değil, kulübün mahalleyle kurduğu tarihsel bağı da koruma mücadelesi.
Stadyum kapandı, Rayo mahalleden uzaklaştırıldı

Stadyumun geleceği üzerine tartışmalar sürerken 2026 yazında kriz yeni bir boyuta ulaştı.

Madrid Özerk Yönetimi, yapılan denetimlerde ciddi güvenlik eksiklikleri tespit edilmesinin ardından Vallecas Stadyumu'nun kullanım iznini askıya aldı.

Kulüp, sezonun ilk üç iç saha karşılaşmasını Madrid'in güneyindeki Leganés kentinde bulunan Butarque Stadyumu'nda oynamak zorunda kaldı.

Böylece yıllardır kulübün mahalleden taşınmasına karşı çıkan taraftarların korktuğu, geçici de olsa başına geldi: Rayo, Vallecas dışında futbol oynamaya başladı.

Taraftarlar bu durumu protesto etti. Bazıları Leganés'teki maçlara gitmeyi reddetti. Kombine sahipleri ise kendi stadyumlarında izleyemedikleri karşılaşmalar nedeniyle hukuki girişimlerde bulundu.

Presa, kamu otoritelerinin kulübe karşı tutumunu eleştirirken taraftarlar, yıllardır süren bakım eksikliklerinden kulüp yönetimini sorumlu tuttu.

147 gün sonra dönüş ve büyük protesto

Rayo Vallecano'nun 10 Ekim'de Athletic Bilbao karşısında Vallecas'a döneceği açıklandığında, tribünlerde nasıl bir protesto olacağı merak konusuydu.

Aslında Eylül ayında da binlerce taraftar kulüp yönetimini protesto etmek ve Rayo'nun Vallecas'ta kalmasını talep etmek için sokağa çıkmıştı.

Maç öncesinde stadyum çevresinde bildiriler dağıtıldı. Taraftarlara ilk dakikadan itibaren Presa'yı ıslıklamaları ve 13. dakikada ortak bir protesto gerçekleştirmeleri çağrısı yapıldı.

Karşılaşma başladığında tribünlerdeki tepki hemen hissedildi. 13. dakikada Athletic Bilbao korner kullananmaya hazırlanırken sahaya kâğıt uçaklar ve küçük toplar atılmaya başlandı.

Protesto, futbolcuların ve hakemin oyunu sürdüremeyeceği boyuta ulaştı. İki kez durdurulan maç, üçüncü müdahalenin ardından tamamen tatil edildi.

Tribünlerdeki eylem yalnızca Bukaneros'un katılımıyla sınırlı kalmadı. Rayo'nun diğer taraftar kesimlerinden de protestoya destek verildi. Athletic Bilbao taraftarlarının bir bölümü de protestolara eşlik etti.

Bir futbol kulübü sahibine mi aittir?

Rayo Vallecano'da yaşananlar, Avrupa futbolunda son yıllarda giderek belirginleşen daha geniş bir çelişkiyi de ortaya koyuyor.

Bir yanda futbol kulüplerinin giderek daha büyük ekonomik işletmelere dönüşmesi, diğer yanda bu kulüpleri var eden taraftarların ve yerel toplulukların talepleri bulunuyor.

Rayo Vallecano örneğinde bu çelişki, kulübün bir işçi mahallesine ait olması ve tribünlerinde güçlü bir antifaşist geleneğin bulunması nedeniyle daha da görünür.

Kulübün hisseleri Raúl Martín Presa'nın kontrolünde olabilir. Ancak Rayo Vallecano'nun yüz yılı aşan tarihi, yalnızca bu hisselerin mülkiyetinden ibaret değil.

Vallecas'ın sokakları, mahalle örgütlenmeleri, işçi aileleri, antifaşist tribünleri ve kuşaktan kuşağa aktarılan taraftarlık kültürü, kulübün bugünkü kimliğinin oluşmasında belirleyici bir rol oynadı.

Bu çelişki, şu soruyu ortaya koyuyor: Bir futbol kulübünün gerçek sahibi, hisselerini elinde bulunduran patron mu, yoksa o kulübe tarihini, kimliğini ve anlamını kazandıran, ayağını bastığı toplumsallık mı?

soL'un dört kez sansürlenen X hesabını takip ederek yaygınlaştırabilirsiniz.

soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

Kaynak: Haber

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…