İçeriğe geç
  • Dolar 49,7707 ▲ %0,14
  • Euro 55,8525 ▲ %0,21
  • Sterlin 66,4814 ▼ %0,11
  • Gram Altın 6.428,73 ▲ %0,69
  • Çeyrek Altın 10.552,40 ▲ %0,17
  • Gümüş 86,54 ▲ %0,44
  • Bitcoin 4.002.049 ▲ %0,48
  • BIST 100 11.125,48 ▲ %0,08

Spor

Koç Spor Ödülü töreninde basın katılımı düşük kaldı

Koç Spor Ödülü töreninde basın katılımı düşük kaldı

Mustafa Vehbi Koç Spor Ödülü törenindeki spor basını katılımının azlığı, Halil Kasapoğlu'nun köşe yazısında spor medyasının gazetecilik anlayışı ve temsil kapasitesi üzerine bir tartışma başlattı.

Mustafa Vehbi Koç Spor Ödülü törenine davetli olarak katılan Halil Kasapoğlu, organizasyonda spor basınından temsilcilerin yok denecek kadar az olmasını ele aldı. Spor dünyasından çok sayıda ismin yer aldığı törende, basın mensupları arasında spor gazetecilerinin sayısının son derece sınırlı kaldığı gözlendi.

Patronlar Dünyası'nda yayınlanan habere göre Kasapoğlu, spor ödülü gibi bir etkinlikte spor basınının bu denli az yer almasını garipsediğini belirtti. Yazar, kendi davet listesini hazırladığını hayal ettiğinde, çeşitli gerekçelerle spor basınından çok az ismi gönül rahatlığıyla çağırabileceğini fark ettiğini aktardı. Bu durumun, Türk spor basınının ne ölçüde gazetecilik yaptığı ve sporla ilgilendiği sorusunu gündeme getirdiğini vurguladı.

Yazıda, televizyon ekranlarındaki spor programlarının büyük bölümünün, maçların tekrar anlatımı, dedikodu ve doğrulanmamış iddialar üzerine kurulu olduğu ifade edildi. Bazı yorumcuların hakem konusunu futbolun diğer meselelerinin önüne geçirdiği ve gazetecilik ile taraftarlık arasındaki mesafenin kapandığı belirtildi. Kulüp aidiyetinin gerçeğin önüne geçtiği, düşmanlık üreten dilin tribünlerdeki gerilimi beslediği savunuldu.

Dijital medyada gazeteci kimliğiyle faaliyet gösteren ancak hedef gösterme ve kulüp propagandası yapan hesapların sorunun parçası olduğu kaydedildi. Haberin doğruluğundan çok etkileşimin önceliklendirildiği, YouTube kanallarında ise şeffaflık eksikliği olduğu ileri sürüldü. Yönetimlerin istifaya davet edilmesi, teknik direktörlerin atanması veya futbolcuların suçlanması gibi konuların şahsi hesaplara hizmet eden kulis bilgileriyle beslendiği öne sürüldü. Dijital mecralarda nitelikli içerik üreten isimler olsa da hız ve etkileşim uğruna editoryal denetimin zayıfladığı belirtildi.

Spor basınının yalnızca futbolu ve birkaç kulübün günlük tartışmalarını konu aldığı eleştirisi getirildi. Türkiye'de olimpiyatlara ve paralimpik oyunlara hazırlanan, uluslararası başarılar kazanan diğer branşlardaki sporcuların ancak madalya kazandıklarında gündeme geldiği hatırlatıldı. Yıllar süren hazırlıklar, ekonomik güçlükler ve aile fedakârlıklarının görmezden gelindiği, gazetecinin sorumluluğunun gündemde olmayanı görünür kılmak olduğu vurgulandı.

Nitelikli spor medyasının federasyon ve kulüp kararlarını sorgulaması, hesap verilebilirliği sağlaması ve yapısal sorunları gündemde tutması gerektiği belirtildi. İyi gazeteciliğin ihmal edilen branşlara yatırımcı ilgisini çekebileceği, ancak günlük polemiklere indirgenen bir medya düzeninin sorunları görünmez kıldığı ifade edildi. Sorumluluğun sadece basın mensuplarında olmadığı; televizyon tercihleri, kulüp etkisi, dijital ekonomik model ve izleyici talebinin de etkili olduğu kaydedildi. Öfkenin sakin analizden daha çok izlendiği bu ortamda nitelikli gazeteciliğin zorlaştığı, ancak mesleki direncin gazeteciliği değerli kıldığı sonucuna varıldı.

TürkAta Haber Ajansı

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…