Prof. Dr. Hasan Fırat Diker, Ayasofya'nın altındaki 1600 yıllık su sistemini anlattı
Ayasofya Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hasan Fırat Diker, İstanbul Sohbetleri programında Ayasofya'nın altındaki Roma dönemine ait devasa altyapı sistemini anlattı. Diker, Şubat 2025'ten bu yana tünellerden yaklaşık 3 bin ton çamur ve moloz çıkarıldığını açıkladı.
İstanbul'da 14 Ekim'de etkili olan şiddetli yağış sonrası dereler taştı, yollar ve alt geçitler su altında kaldı, bazı ev ve iş yerlerini su bastı, toplu ulaşımda aksamalar yaşandı ve can kayıpları meydana geldi. Felaketin ardından ekipler 16 Ekim'de hâlâ çamur ve atıkları temizliyor, su basan yerlerdeki hasarı gidermeye çalışıyordu.
Patronlar Dünyası'nda yayınlanan habere göre, kentin selin yaralarını sarmaya çalıştığı sırada Ayasofya Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hasan Fırat Diker, Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi'ndeki BlackBox'ta düzenlenen "İstanbul Sohbetleri" programında Ayasofya'nın arkeolojik geçmişini anlattı. Diker, Doğu Roma'nın yaklaşık 1600 yıl önce Ayasofya'nın altında, caddelere düşen yağmur suyunu tahliye ederek denize ulaştırmayı amaçlayan devasa bir altyapı sistemi kurduğunu belirtti.
Diker'in verdiği bilgiye göre, Ayasofya'nın altındaki tüneller birbirine bağlanan karmaşık bir ağ oluşturuyor. Roma döneminden kalan bu altyapı, yalnızca bir ibadethanenin altındaki geçitlerden ibaret değil; kentin su sisteminin dağıtımında da rol oynayan büyük bir mühendislik düzeninin parçası. Ayrıca Şubat 2025'ten bu yana sürdürülen çalışmalarda tünellerden yaklaşık 3 bin ton çamur ve moloz çıkarıldığını açıkladı.
Haberde, 1600 yıl önce inşa edilen sistemin izlerini bugün ortaya çıkarmak için hâlâ ciddi emek harcandığı, tarihin altını kazdıkça yalnızca taş, toprak ve moloz değil, bugüne dair soruların da ortaya çıktığı ifade edildi. Bir tarafta yağmur suyunu denize ulaştırmayı düşünen bir medeniyetin altyapısı, diğer tarafta yağmurun ardından sokaklardan suyu, evlerden çamuru temizlemeye çalışan bir metropol olduğu vurgulandı.
İki dönemi karşılaştırırken aradan geçen yüzyılların, değişen nüfusun, iklimin ve kentin büyüklüğünün göz ardı edilmemesi gerektiği belirtilirken, geçmişteki her mühendislik çözümünün bugünün İstanbul'una doğrudan uygulanamayacağı da kaydedildi. Ancak şehirlerin yalnızca güzel binalarla, geniş caddelerle ve görkemli meydanlarla kurulmadığı, suyun nereye gideceğini hesaplamanın da şehir kurmanın temel işi olduğu aktarıldı. Roma dönemindeki altyapının bugünkü felaketleri tek başına önleyebileceğini iddia etmenin mümkün olmadığı, ancak eski bir kentin suyu yönetmek için geliştirdiği çözümleri incelemenin bugünün mühendislerine önemli ipuçları verebileceği ifade edildi.
TürkAta Haber Ajansı