Sedef Güler cinayeti İstinaf'a taşındı: 'Sanık yardım eden değil, müşterek fail'
Büyükçekmece’deki denizde cansız bedeni bulunan Sedef Güler davasında sanık Fırat Baykara’ya verilen ceza İstinaf’a taşındı. Ailenin avukatları tarafından hazırlanan dilekçede, sanık Fırat Baykara’nın "yardım eden" değil, cinayetin "ortak faili" olduğu belirtilerek indirimsiz en ağır ceza talep edildi.
İstanbul Büyükçekmece’de geçen yıl cansız bedeni denizde halıya sarılı halde bulunan Sedef Güler’in davasında yeni bir gelişme yaşandı. Dosyayı takip eden Avukatların Sesi İnisiyatifi, İstinaf’a başvurarak sanık Fırat Baykara’ya verilen 18 yıllık hapis cezasının kaldırılmasını ve sanığın "yardım eden" değil, cinayetin "müşterek faili" olarak cezalandırılmasını istedi.
TELEFON ORTADA YOK
Ailenin avukatları tarafından İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Ceza Dairesi’ne gönderilmek üzere sunulan istinaf dilekçesinde, eksik inceleme yapıldığı, delillerin hatalı değerlendirildiği ifade edildi. Ayrıca, sanık Fırat Baykara’ya verilen 18 yıllık hapis cezasının kaldırılması ve sanığın "yardım eden" değil, cinayetin "müşterek faili" olarak en ağır şekilde cezalandırılması talep edildi. Dilekçede, Baykara’nın, aslında sürecin en başından itibaren işin içinde olduğu ileri sürülerek şu detaylara dikkat çekildi:
“• Cinayetin işlendiği Beylikdüzü’ndeki dairenin, olaydan sadece 15 gün önce Baykara adına kiralandı.
• Cesedin taşınmasında kullanılan aracın, cinayetten bir gün önce yine Baykara tarafından bir haftalığına ödünç alındı.
• Güler öldükten sonra, yaşıyormuş izlenimi vermek için cep telefonu Merter-Esenler arasında dolaştırılarak yeşillik bir alana gömüldü ve telefon bulunamadı."
ÇELİŞKİLİ İFADELER
Ayrıca dilekçede sanıklar arasındaki yargılama boyunca verdiği çelişkili ifadelere de dikkat çekildi. Sanıklar, Güler’in yüksek dozda uyuşturucudan öldüğünü öne sürse de kadının geçmişine ait hiçbir uyuşturucu kaydının bulunmadığı ve olay günü de kullanmadığının kamera kayıtlarıyla ispatlandığı ifade edildi. Öte yandan olay yeri incelemelerinde de Fırat Baykara’ya ait DNA izlerine rastlandığına da işaret edildi. Dilekçede, olay sonrasında sanıkların kaçma girişiminde bulundukları ve adaleti yanıltmaya çalıştıkları da belirtilerek yerel mahkemenin Baykara hakkında kurduğu "yardım eden" hükmünün kaldırılarak, TCK Madde 37 uyarınca "Müşterek Fail" sıfatıyla, takdiri indirim uygulanmaksızın "Kadına Karşı Kasten Öldürme" suçundan cezalandırılması talep edildi.
CEZASIZLIK KÜLTÜRÜ
Dava avukatlarından Avukatın Sesi İnisiyatifi üyesi Sevda Demirtaş şu değerlendirmeyi yaptı:
“Sedef'in katledilmesinin üstünden 2 yıl geçti ancak her ne kadar dosya karara çıkmışsa da henüz cevabını alamadığımız sorular, açığa çıkmayan şeyler mevcut biz, avukatın Sesi İnisiyatifi avukatları olarak hem bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurumuzu yaptık hem de maddi gerçeğin tam olarak ortaya çıkması için suç duyurularında bulunduk. Soruşturma dosyalarının da sonuna kadar takipçisi olacağız. Sedef'in katledilmesi asla münferit bir olay değil, toplumsal bir trajedidir. Siyasi iktidarın kadınların yaşam hakkını engellemeye yönelik politikaları ve cezasızlık kültürü ile her gün onlarca kadının erkekler tarafından katledildiği bir toplum haline getirildik. Cezasızlık kültürü özetle faillerin hesap vermekten sistematik olarak korunması, bu durumun öngörülebilir olması ve faillerin bu düzenden güç alması olarak açıklanabilir. Bu çerçevede cezasızlık denetimden yaptırıma kadar uzanan bir süreç olup, verilen kararlara ilişkin yaptırımların uygulanmaması da cezasızlık kültürünü güçlendirmektedir. Biz biliyoruz ki; kadının yaşam hakkını hiçe sayan bu politikalardan vazgeçilmediği sürece İstanbul Sözleşmesi ve 6284 Sayılı Kanun etkin bir şekilde uygulanmadığı sürece Kadına Yönelik Şiddet olayları devam edecektir. Failler her geçen gün daha da cesaretlenecek ve şiddet sarmalı içinden çıkılmaz bir hale gelecektir. Kadınları hedef alan bu düzenin bir parçası olmayı kabul etmiyoruz. Bir kez daha açıkça ifade ediyoruz: Kadın cinayetleri politiktir. Failleri koruyan bu düzeni kabul etmiyoruz.”
∗∗∗
NE OLMUŞTU?
Sedef Güler, 4 Haziran 2024’te Yavuz Güngör’ün kızı H.Y.G.’nin İstanbul Beylikdüzü’ndeki evine iş görüşmesi için çağrılmıştı. Faillerin iddiasına göre burada Güler ve H.Y.G. tartışmıştı. Tartışmanın ardından Güler ve Güngör, Fırat Baykara tarafından Beylikdüzü’nde kiralanan eve geçmişti. 7 Haziran 2024’te Sedef Güler’in cansız bedeni Mimar Sinan Sahili’nde bulunmuştu. Fail Güngör’ün “uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama” suçundan 8 yıl 4 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunduğu tespit edilmişti. Güngör’ün ayrıca “hükümlü ve tutuklunun kaçması”, “ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma, taşıma veya bulundurma”, “uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama” ve “kasten öldürme” suçlarından arandığı belirlenmişti.
Öte yandan olayın ardından gözaltına alınan Fırat Baykara ve Yavuz Güngör tutuklanarak cezaevine gönderilirken, şüpheli Yiğit Hüseyin Ayvalık'ın tutuksuz yargılanmasına karar verilmişti. İlk duruşma Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 4 Mart 2025’te görülmüştü. Dava 10 celse sürmüştü. Karar duruşması 11 Mayıs 2026 tarihinde gerçekleşmişti. Mahkeme, Yavuz Güngör için 'Kadına karşı kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet, Fırat Baykara'ya ise 18 yıl hapis cezası verilmesine hükmetmişti.
∗∗∗
AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS TALEBİ!
İstanbul Eyüpsultan’da cesedi valiz içinde yol kenarında bulunan üniversite öğrencisi Ayşe Tokyaz’ın öldürülmesine ilişkin eski polis Cemil Koç’un da arasında bulunduğu 9’u tutuklu 11 erkeğin yargılandığı davanın 3’üncü duruşması dün görüldü. Küçükçekmece 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmada savcı esas hak kındaki mütalaasını açıkladı. Savcı, Koç’un ve adli sicilinde 20 ayrı suç kaydı bulunan sanık Oğuz Kal’ın tasarlayarak, canavarca hisle nitelikli kasten öldürme, şantaj, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından cezalandırılmasını talep etti. Sanık Cemal Arslan için nitelikli kasten öldürme suçuna yardım etmekten cezalandırılması istendi. Sanıklar taksici Necmettin Eser, Erhan Girgin, Barış Can Aydın ve Yusuf Ziya Sancak’ın suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçundan cezalandırılmaları istendi. Savcı, sanıklar polis memuru Necdet Çetinkaya ve polis memuru Zülfü Bektaş’ın görevi kötüye kullanma ile kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme, yayma veya ele geçirme suçunu kamu görevlisi sıfatıyla işledikleri gerekçesiyle cezalandırılmalarını talep etti. Savcı, tutuklu sanıkların tutukluluk halinin devamını istedi.
Kaynak: Birgun