İçeriğe geç
  • Dolar 49,1237 ▼ %0,04
  • Euro 55,3607 ▲ %0,02
  • Sterlin 65,3551 ▼ %0,02
  • Gram Altın 6.548,52 ▲ %0,09
  • Çeyrek Altın 10.761,81 • %0,00
  • Gümüş 96,00 ▲ %0,63
  • Bitcoin 4.244.867 ▲ %1,93
  • BIST 100 12.270,18 ▲ %0,17

Sağlık

43 yıllık hak kuşatma altında

Ülkede kürtaj hakkına erişim giderek zorlaşıyor. Kamu hastanelerindeki engellerle erişim kısıtlanırken özelde maliyet kadınları sağlık hakkından uzaklaştırıyor. Kadınlar ve tabip odaları "Yasal hak fiili engellerle kuşatıldı" dedi.

Türkiye'de isteğe bağlı gebelik sonlandırma 43 yıldır yasal. Ancak yasal güvence ile kadınların bu hizmete fiilen erişebilmesi arasındaki makas giderek açılıyor. Kamu hastanelerinde kürtaj hizmetinin sunulmaması ya da farklı gerekçelerle ertelenmesi, hekimlerin çekinceleri, personel ve ekipman eksikliği, hukuki belirsizlikler ve toplumsal baskı kadınların güvenli sağlık hizmetine ulaşmasını zorlaştırıyor. Kadın kuruluşları ve sağlık meslek örgütleri ''Engellemeler hem hak ihlali hem de kadın sağlığı için tehdit oluşturuyor'' uyarısında bulundu. 

28 Eylül Uluslararası Güvenli Kürtaj Günü, kürtajın suç olmaktan çıkarılması ve güvenli kürtaja erişimin önündeki engellerin kaldırılması amacıyla yürütülen mücadelenin ardından 2011'de uluslararası ölçekte kabul edildi. Dünya Sağlık Örgütü'ne (DSÖ) göre dünyada her yıl yaklaşık 121 milyon istenmeyen gebelik yaşanıyor. Güvenli kürtaj, gebelik süresine uygun DSÖ'nün önerdiği yöntemlerin gerekli bilgi ve beceriye sahip sağlık çalışanları tarafından uygulanmasıyla mümkün. 

YASA VAR, HİZMET YOK

Türkiye'de ise isteğe bağlı gebelik sonlandırma, 24 Mayıs 1983'te kabul edilen 2827 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun ile yasal güvenceye kavuştu. Kanuna göre, tıbbi sakınca bulunmaması halinde gebeliğin 10'uncu haftası doluncaya kadar kadının isteği üzerine gebelik sonlandırılabiliyor. Ancak kadınların yasal haklarını kullanabilmesi uygulamada aynı ölçüde mümkün değil. Kadir Has Üniversitesi'nin 2015-2016 döneminde 431 devlet hastanesiyle yaptığı araştırmada, hastanelerin yalnızca yüzde 7,8'inin isteğe bağlı kürtaj hizmeti verdiği belirlenmişti. Mor Çatı'nın 2015'te İstanbul'daki 37 kamu hastanesini arayarak yaptığı çalışmada da yalnızca üç hastanenin isteğe bağlı kürtaj hizmeti verdiği belirtilmişti. 2016'da 12 kadın örgütünün 12 ilde 184 kamu hastanesiyle yaptığı çalışmada ise yalnızca dokuz hastanenin yasal süre içinde, gerekçe aranmaksızın isteğe bağlı kürtaj hizmeti sunduğu aktarılmıştı. İstanbul Tabip Odası Kadın Komisyonu'nun Eylül 2026'da yayımladığı "İsteğe Bağlı Düşük: Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanlarının Görüşleri ile İlgili Bir Araştırma" da kürtaja erişimde yaşanan sorunları hekimlerin deneyimleri üzerinden ortaya koymuş, aradan geçen yıllara karşın erişim sorununun sürdüğüne işaret etmişti.

KAMUDA ULAŞMAK GÜÇ

İstanbul Tabip Odası Kadın Komisyonu Üyesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Irmak Saraç, kürtajın yasal olmasına karşın kamu hizmetine erişimde ciddi sorunlar yaşandığını söyledi. Kürtajın hâlâ yasal olmasının önemli olduğunu belirten Saraç, asıl sorunun hakkın fiilen kullanılabilmesi olduğunu vurguladı. Saraç, ''Ücretsiz olarak kamuda bu hizmete ulaşamamak, parası olanların özelde yaptırabilmesi anlamına geliyor. Bu da ciddi bir eşitsizlik yaratıyor'' dedi. Özel sağlık kuruluşlarındaki yüksek ücretlerin de erişimin önündeki engellerden biri olduğunu belirten Saraç, kürtaj hizmeti sunan bazı muayenehanelere yönelik idari işlemlerin de hukuki tartışmalara neden olduğunu söyledi. Saraç, kürtajın yasaklanmasının gebelik sonlandırma ihtiyacını ortadan kaldırmadığını, güvenli hizmete erişimin engellenmesinin kadın sağlığı açısından risk oluşturduğunun altını çizdi. 

10 HAFTA FİİLEN 8 HAFTA

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı gönüllüsü Eda Sevinin ise 2012'de kürtaj hakkı üzerinden yürütülen tartışmaların ardından doğrudan bir yasal yasağın hayata geçirilmediğini, ancak zaman içerisinde fiili engellerin arttığını dile getirdi. Sevinin, özellikle kamu hastanelerinde yasal sınırın fiilen aşağı çekilebildiğine dikkat çekerek, ''Kâğıt üzerinde 10 haftaya kadar yasal Türkiye'de. Ama bildiğimiz kamu hastanelerinde bunu fiilen 8 haftaya çektikleri oluyor'' dedi. Hastanelerde anestezi uzmanı, personel ya da ekipman eksikliği gibi gerekçelerle hizmet verilmeyebildiğini belirten Sevinin bunun kadınları başka kentlere gitmeye veya özel sağlık kuruluşlarında yüksek ücretler ödemeye zorlayabildiğini söyledi. Sevinin, ''Kadınlar basit ve güvenli bir operasyon için çok para ödemek zorunda kalıyor. Bazı durumlarda şehir değiştirmek zorunda kalıyorlar'' diye konuştu. Özellikle gebeliğin aileden gizli sonlandırılmak istendiği durumlarda erişim sorunlarının daha ağır sonuçlara yol açabileceğini belirten Sevinin sağlık hizmetinin kadınları yargılamadan ve damgalamadan sunulması gerektiğini dile getirdi. 

Eda Sevinin
Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı gönüllüsü

∗∗∗

GEBELİĞİ ÖNLEYİCİ YÖNTEMLERE ERİŞİM ŞART

Dr. Irmak Saraç, istenmeyen gebeliklerin önlenmesi için doğum kontrol yöntemlerine ücretsiz ve kolay erişimin sağlanması gerektiğini söyledi. ''İsteğe bağlı gebelik sonlandırmayı azaltmanın yolu onu yasaklamaktan geçmiyor. Gebeliği önleyici yöntemlere erişimden geçiyor'' diyen Saraç, birinci basamakta ücretsiz gebeliği önleyici yöntemlere ve danışmanlık hizmetlerine erişimde de sorunlar yaşandığına dikkat çekti. 

Doktor Irmak Saraç
İstanbul Tabip Odası Kadın Komisyonu Üyesi

∗∗∗

'GÜVENLİĞİ BELİRSİZ YÖNTEMLERE İTİYOR'

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) güvenli, zamanında ve karşılanabilir kürtaj hizmetine erişimin önündeki engellerin kadınları güvensiz yöntemlere yöneltebildiğini belirtiyor. DSÖ'ye göre uygun yöntemin, gebelik süresine uygun biçimde ve gerekli beceriye sahip sağlık çalışanları tarafından uygulanması halinde kürtaj güvenli bir sağlık hizmeti. Güvenli olmayan kürtajın ağır kanama, enfeksiyon ve iç organ yaralanmaları gibi ciddi komplikasyonlara yol açabileceğine dikkat çekiliyor. Eda Sevinin, kamu hizmetinin yetersiz kalmasının kadınları internet üzerinden kaynağı ve güvenilirliği belirsiz ilaçlara yöneltebildiğini belirterek ''Kadın gebeliği sonlandırmak istiyorsa kendisi için en sağlıklı ve güvenli yöntemle, gizlilik içinde ve kendi koşulları dahilinde yapabilmeli'' değerlendirmesini yaptı. Sevinin güvenli sağlık hizmetinin yerine belirsiz ve denetimsiz yöntemlerin geçmesinin ciddi riskler taşıdığını söyledi.

Kaynak: Birgun

Sıradaki haber yükleniyor…