İçeriğe geç
  • Dolar 49,1621 ▼ %0,03
  • Euro 55,4627 ▼ %0,03
  • Sterlin 65,3551 ▼ %0,02
  • Gram Altın 6.544,14 ▲ %0,02
  • Çeyrek Altın 10.761,81 • %0,00
  • Gümüş 95,87 ▲ %0,50
  • Bitcoin 4.246.246 ▲ %1,99
  • BIST 100 12.270,18 ▲ %0,17

Gündem

Bugünün meselesi ipleri elimize almakta

Halkın birleşik mücadelesinin imkânlarının tartışıldığı YAN YANA forumları ülke geneline yayıldı. Dün Eskişehir'de düzenlenen forumda bir araya gelen sendikalar, meslek odaları, demokratik kitle örgütleri ve yurttaşlar Saray rejimine karşı birlikte mücadele etmenin gerekliliğine vurgu yaptı.

Ezgi Can ERHUN 

Saray rejimine karşı halkın birleşik mücadelesi için gerçekleştirilen Yan Yana forumları sürüyor.

Tek adam rejimine karşı ilerici, devrimci ve demokrat kesimleri ortak bir mücadele zemininde buluşturmayı hedefleyen Yan Yana forumları, temmuz ortasından bu yana ülkenin farklı kentlerinde binlerce kişiyi bir araya getirdi. 

Siyaseti parti salonlarından çıkarıp mahalleye, iş yerine ve kampüse taşıma çağrısı anlamına da gelen YAN YANA buluşmalarında dün Yunus Emre Kültür Merkezi'nde ülkede gelinen yol ayrımında mücadele olanakları tartışıldı. 

Foruma demokratik kitle örgütleri, sendika temsilcileri, yerel inisiyatifler ile kadınlar, gençler, emekliler başta olmak üzere toplumun farklı kesimlerinden yurttaşlar yer aldı.

Bugünün BirGün'ü

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, İnşaat Mühendisleri Odası Şube Başkanı Oytun Gökmen, DİSK Bölge Temsilcisi Zeynep Kaya ile birçok siyasi parti temsilcisi de foruma katıldı.  

Forumun açılış konuşmasını Avukat Özgür Erhun yaptı. Erhun, "19 Mart'ta siz saraylarda birleşirseniz biz de özgür, laik, demokratik, insanca yaşanabilir bir Türkiye'yi kurmak için muhakkak birleşiriz' dedik. Şimdi bugün mesele bu. Bir kurtarıcı bekleyerek değil kurtuluş kendi ellerimizde, yan yana gelmekte, kendi inisiyatifimizde karar almakta" dedi. 

*** 

BİZDEN GÜÇLÜ DEĞİLLER

SOL Parti Eskişehir İl Sözcüsü Hüseyin Öztürk: 

"Gerçekte asıl güçlü olan, halk iradesidir. İşte bu iradeyi ortaya çıkaramadığımız için yani parçalı durduğumuz için güçsüz gözüküyoruz. Buna karşı yapılacak olan tek şey iktidarın saldırılarına karşı yan yana gelmek. Hukuk kuralları yerine her şeyin tek adamın iki dudağı arasından çıkacak sözle şekillendiği bir rejimde adil bir seçim olmasını beklemek boş bir beklentidir. Yan yana gelmek zorunda olmamızın amaçlarından birisi de adil, demokratik bir seçim ortamı yaratmaktır. Yeter ki birlik olalım ve mücadelemizi birleştirelim! Kurtuluş yok tek başına; ya hep beraber ya hiçbirimiz!" 

ÇOBAN ATEŞLERİNİ BİRLEŞTİRMEK GÖREVİMİZ

Prof. Dr. Seyhan Erdoğdu: 

"Türkiye'de başkanlık rejimi adı altında devletin kurumlarını tek kişinin siyasi iradesine ve çevresindeki çıkar gruplarının soygun düzenine bağlayan bir iktidar yapısı yerleşmiş bulunuyor. Fon krizindeki siyaset, bürokrasi ve şirket bağlantılarına ilişkin, üstelik de kamuoyundan büyük kısmı saklanan ilişkiler, bu soygun düzeninin son çarpıcı görüntüsünü oluşturdu. Bu rejim, devlet gücünün ve toplumsal zenginlik üzerindeki tasarruf yetkisinin aynı elde toplandığı bir tahakküm düzenidir. 

Değerli katılımcılar, Türkiye ayakta. Türkiye'nin dört bir yanında bu otoriter rejime ve kamu kaynaklarının yağmalanmasına karşı yükselen mücadeleler var. Ancak, aynı ekonomik ve siyasi düzenden zarar görmek kendiliğinden birleşik bir muhalefet yaratmıyor. Bugünkü temel eksikliğimiz toplumsal tepkinin yokluğu değildir tepkileri ortak bir siyasi iradeye dönüştürecek bağların yeterince kurulamamasıdır. İki temel sorunla karşı karşıyayız: İlk olarak, yerel mücadeleler arasında dayanışma gelişse bile ortak karar, süreklilik ve ülke çapında birlikte hareket etme kapasitesi sınırlı kalıyor. 

İkinci olarak, mücadele ulusal düzeye ulaştığında da siyasi iktidarı değiştirme hedefi karşısında kalıcı bir birlik oluşturamıyor. Dolayısıyla bizim önümüzdeki görev de budur: Çoban ateşlerini birleştirmek, mücadelelerin özgün taleplerini koruyarak onları ortak bir ülke tasavvurunda buluşturmaktır. Birleşik muhalefet kendiliğinden doğmaz, inşa edilir. Çoban ateşlerinin her birinde hak arama mücadelesi birikiyor. Onların bütün ülkeyi aydınlatması örgütlü bağa ve ortak siyasi yöne bağlıdır."

YENİ PARTİ TEK BAŞINA YAPAMAZ

YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın: 

"Biz aslında Erdoğan'la uğraşmıyoruz. Erdoğan kim ki? Biz dünyada ve Türkiye'de oluşan rejimle uğraşıyoruz. Erdoğan geldiği gibi gidecek, başka çaresi yok. Ama sadece onun gitmesi yetmez. Dünyada ve Türkiye'de yaratılan rejimlerle derdimiz var. O rejimi bu topraklardan, bu mücadelenin kadim topraklarından sonsuza kadar ittirmek, attırmak istiyoruz; derdimiz budur. 

Şimdi bizim karşı karşıya bulunduğumuz tablo şudur: Bunların bize çizdiği hayırsever monarşi tablosunun içine girecek miyiz, yoksa 1968'de dediğimiz gibi 'Yanki go home' mu diyeceğiz? Önemli olan budur, bu tabloyla karşı karşıyayız. Biz bu rejimin karşısındayız. Bu rejimin karşısında olduğumuz için ve bu rejimi dönüştüreceğimiz, değiştireceğimiz, yerine halkın iktidarını kuracağımız belli olduğu için, yürüyüşümüz ve yolumuz ona doğru olduğu için bu partinin başına gelmeyen kalmadı. 19 Mart bize bir kez daha şunu gösterdi. Gençler, kadınlar, 'hayır' diyenler, emekliler, işsizler, işçiler, köylüler... Biz, biz bir yeni dünya kurabiliriz. Ve bu yeni dünyayı siyasal partileri takip ederek, onları biçimlendirerek, onların yapacaklarını ve yapmayacaklarını onlara öğreterek kurabiliriz. Ben bir partinin grup başkanvekili olarak söylüyorum. Sadece ana muhalefet partisinin grup başkanvekili olarak değil, Türkiye'nin birincisi partisinin grup başkanvekili olarak söylüyorum: Bizim partimizin de gençlerin, kadınların dışarıdan yön vermesine, belirlemesine ihtiyacı vardır; bütün partilerin ihtiyacı vardır, bu böyle olmak zorundadır. 

Şimdi Yeni Parti, tek başına birinci parti, güzel. Ancak her şeyi YENİ parti yapamaz. Ona bu yükü yüklemek doğru değil. İki, tek başına ona o işlevi ile baş başa bırakmak da doğru değil. O halde o insanların hem bizi denetleme ama aynı zamanda en azından yapmamız gereken ortak işlerde beraber olma gibi bir görevi var. O görevi o zaman bugünden başlayarak en geç 1,5 yıl sonraya kadar, yani en geç 2028'in Mayıs'ına kadar tanımlamak zorundayız. Nedir o tanımlama? Sokağa sahip çıkmak. Mahalleye sahip çıkmak; fabrikaya, tarlaya sahip çıkmak. Yaşam alanlarımıza, özgürlüğümüze sahip çıkmak ve hep beraber mücadele etmek." 

SARAY'DAKİLER DURMAYACAK

BirGün Muhabiri İsmail Arı: 

"Ülkenin her alanı gibi medya için de çok kritik bir eşik aşıldı. T24'e son olarak bir kapatma kararı verildi ve Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilen bu karar T24'e, avukatlarına savunma hakkı bile verilmeden tamamen keyfi hukukla Türkiye'nin en köklü, en fazla tıklanan, okunan haber sitelerinden biri tek bir kararla kapatıldı. Sadece geçen ay 1200 sosyal medya hesabına erişim engeli kararı verildi. Ve bu son olmayacak. İktidarın kuşatması dalga dalga devam edecek. O yüzden biz bir olalım, bir arada olalım, teslim olmayalım. Bu salonun anlamının bu olduğunu da bu iktidara karşı ancak yan yana gelirsek mücadele edebileceğimizi unutmayalım."

BİRBİRİMİZE İHTİYACIMIZ VAR

Eskişehir-Bilecik Tabip Odası Başkanı Nazan Aksaray: 

"Biz hekimler, insan yaşamını korumak için çalışıyoruz. Yaşamı koruma çabamız bizi halkın sağlık hakkını, emeği, doğayı, özgürlüğü ve barışı savunan herkesle buluşturuyor. Çocukların geleceğe güvenle baktığı, gençlerin kendi ülkelerinde bir hayat kurabildiği, kadınların özgür ve eşit yaşadığı, emekçilerin insanca koşullarda çalıştığı bir ülke için sorumluluk almaya hazırız. Bu ülkenin birikimi çok büyük. Emeğimiz, bilgimiz, yaratıcılığımız ve dayanışma deneyimimiz var. Bunları ortak bir iradeye dönüştürebiliriz.Halkın sağlık hakkı için, eşitlik için, özgürlük için, adalet ve barış için yan yanayız." 

MUTLAKA BİZ KAZANACAĞIZ

Tüm Emeklilerin Sendikası Eskişehir Şubesi Başkanı Ali Paşa Şanlı: 

"Ekonomik krizin derinleştiği bu dönemde sokakları özgürleştiren emekliler. Çünkü bu krizi en kötü halleriyle emekliler ve ücretliler yaşıyor. 17 milyon emeklinin ortalama maaşı 25-26 bin lira. Eğer sandığı önümüze koyarlarsa seçimi emekliler belirleyecek. Koymazlarsa ama o sokaktaki mücadeleyle mutlaka yine bu emeklilerle birlikte, birlikte mücadelemizi kazanacağımıza inanıyoruz. Böyle bir gücümüz var ve bu gücümüzü biliyoruz. Ve emekliler olarak bu mücadelede, birleşik mücadelenin büyümesinde her zaman yan yana olacağız, omuz omuza olacağız ve mutlaka bizler kazanacağız." 

MÜCADELE İSTİYORUZ

Eskişehir Ekoloji Derneği Başkanı Fatma Filiz Özkoç: 

"Yakın zamanda çıkarılan 'Maden Yasası', ÇED yönetmeliklerindeki değişiklikler, acele kamulaştırma kararları, çıkan orman yangınları, bir gecede halkı mülksüzleştirmiş ve yaşam alanlarına çöküldüğünü gösteriyor. Maalesef bugün hem memleketimiz hem de Eskişehir bunlarla karşı karşıya. Halka sorulmadan, onun iradesi alınmadan, hatta Ankara'ya gönderdiğimiz temsilcilerin bile fikri sorulmadan, doğal kaynaklarımız, temel yaşam unsurlarımız peşkeş çekilmek isteniyor. Halbuki bu projelerin hiçbirinde de kamu yararı yok. Bir gecede acele kamulaştırılan topraklarla ne bir okul, ne bir hastane ne de bir yol yapılacak. Kamu yararı dedikleri şey altın – gümüş madenlerinin çıkarılması. Bir vatandaşın toprağına el konulması hangi kamu yararıyla açıklanabilir?" Eğer bu politikalar devam edecekse artık bundan sonra bizler bugün muhalefetten de söz değil yasa değişikliği, vaat değil mücadele istiyoruz." 

Kaynak: Birgun

Sıradaki haber yükleniyor…