İçeriğe geç
  • Dolar 49,1496 ▼ %0,11
  • Euro 55,4788 ▼ %0,02
  • Sterlin 65,3551 ▼ %0,02
  • Gram Altın 6.533,43 ▼ %0,14
  • Çeyrek Altın 10.761,81 • %0,00
  • Gümüş 95,28 ▼ %0,13
  • Bitcoin 4.220.502 ▲ %1,43
  • BIST 100 12.270,18 ▲ %0,17

Kültür-Sanat

Hayat kısa kuşlar uçuyor

33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali'nin Ulusal Yarışması'na seçilen on filmden yedisi aile içi sorunlara odaklanmış. Tehlikeli sulara dalmaktansa aile içinde kalmayı yeğliyor genç yönetmenlerimiz.

Altın Koza'nın ilk yıllarını anımsıyorum. 'Seyit Han', 'Kuyu', 'Umut', 'Acı' gibi sinemamızın yüz akı yapımlarının yarıştığı yılları… Artık öyle filmler yapmaya cesaret eden sinemacılara pek rastlamıyoruz, birkaç istisna dışında. Bunun sorumlusu oto-sansür mekanizması mı, giderek unutulan okuma alışkanlığı mı, yoksa genç kuşağın sürüklendiği post-modern akımlar mı bilemiyorum. Muhtemelen hepsi birden… Elbette bu umutsuzluk ve yılgınlık çemberinin dışına çıkmaya çalışan, daha doğrusu bu ayrıntıları gözden kaçırmayan olguyu anlamaya çalışan gençler de var. 

Önce İstanbul Film Festivalinde, ikinci kez Adana'da izlediğim 'Karanlıkta Islık Çalanlar' yarışmadaki filmlerin en iyisiydi bana göre. Genç yönetmen Pınar Yorgancıoğlu ilk filminde umutsuzluğun, çıkışsızlığın bir karabasan gibi toplumun üzerine çöktüğü günümüz toplumunda bir ailenin fertleri arasındaki iletişim kopukluğunu konu alıyor. Gündelik yaşamın akışı içinde herkes kendi küçük dünyasına kapanmış ve içinde bulundukları ortamdan kaçış imkânları (emekli baba ve kızı hayal dünyalarında yaşarken, anne gerçek dünyada bir çıkış) arıyor. Emre Gülcan ile birlikte yazdığı, fantezi ve mizah ögelerini ustaca değerlendiren senaryoyu duyarlı ve titiz bir yönetimle beyazperdeye aktaran Yorgancıoğlu, Jonas Raphael Schneider'in görüntüleri, Ayris Alptekin-Barış Demirdelen-Pınar Yorgancıoğlu'nun kurgusu, Alican Çamcı'nın müziği, Ceyda Yüceer'in sanat yönetimi ve Müfit Kayacan, Hülya Gülşen, İnci Sefa Cingöz üçlüsünün mükemmel takım oyununun katkısı ile toplu bir başarıya imza atıyor. Cemal Süreya'nın 'kuşlar uçuyor hayat kısa' dizelerini anımsatan bir düş gücü ve içtenliğe sahip olan filme destek veren yapımcıları kutlamak isterim. 

GÜVENLİ AİLENİN UZAĞINDA

Seçkideki diğer 'aile filmleri' de 'kutsal aile'yi yücelten resmi görüşün dışında kalıyor. Aile fertleri arasındaki iletişimsizlik, çıkar çatışmaları ve aile içi taciz filmlerin çoğunda öne çıkıyor. Ali Vatansever'in 'Bir Arada Yalnız'ında da bir çekirdek ailenin dünyasına misafir oluyoruz. Kanser hastası oğullarının iyileşmesi için seferber olan orta sınıftan bir karı-kocanın çabalarını izliyoruz film boyunca. Anne, oğlunun sağlığı için yararlı olacağı şifalı otların peşinde koşup, çabalarını sosyal medyada paylaşmaktan geri durmazken, baba kurtuluşu dinde arıyor. Oğul ise, sanal dünyadaki arkadaşları ile vakit geçirip acısını hafifletmeye çalışıyor. Vatansever, filmin ilk yarısında sanal gerçekliği etkili bir anlatım ögesi olarak kullanırken, ikinci yarıda melodramı yoğunlaştırsa da bu ögenin yeniden devreye girdiği etkili bir final ortaya koyuyor. Seçkinin en iyilerinden biri olan filmin üç oyuncusu da (Onur Gözeten, Esra Kızıldoğan, Fatih Al) rollerinin hakkını verirken, Meral ve Yunus Emre Yurtseven çiftinin yapım tasarımı ve Erdem Helvacıoğlu'nun müziği ödül şansı yüksek çalışmalar. Film de, Jüri Özel Ödülünü hak ediyor kanımca. 

'Güvercin' ile tanıyıp sevdiğimiz Banu Sıvacı'nın 'Günyüzü' ise iyi niyetli ama bütünlükten uzak bir film olarak kalıyor. Yönetmen farklı temaların yan yana durduğu ama organik bir ilişkiye girmediği bir yapı kurmuş. Cinsel taciz içeren geçmişin acılarıyla yüzleşme anlatılırken, aile fertlerinden birinin diğerlerini geride bırakıp büyük kentte kendi yolunu seçmesi ve mülkiyet sorunlarından kaynaklanan çatışma devreye giriyor. Yusuf Aslanyürek'in görüntüleri ve yardımcı rolde Asena Hotamış'ın başarısı dikkate değer. 

SAHNEDEN PERDEYE

Cinsel taciz bir filmde daha ana temayı oluşturuyordu Adana'da. Tunç Şahin, tiyatro sahnesinde beğeni ile izlediğimiz, geçmişin acı izleri ile hesaplaşma üstüne oyunu 'Canavar'ı bu kez sinemaya uyarlamış. Yönetmen, gerçekçi bir mekân tasarımı yerine stilize bir tasarım kullanarak öyküye dışardan bakmamızı sağlıyor; Lars von Trier'in 'Dogville'de yaptığı gibi. Eleştirmenler arasında 'bu anlatım sinema değil' diyenler çoğunlukta ama ben bu güzel metni ve usta oyuncuları bir kez de beyazperdede izlemekten mutlu oldum. Tülin Özen,  Gülçin Kültür Şahin ikilisinin En İyi Kadın Oyuncu ödülünün en ciddi adayı olduğu tartışma götürmeyecek bir gerçek ama jürinin bu ödül konusunda epey zorlanacağını düşünüyorum. Çünkü başka güçlü adaylar da var.    

Alphan Eşeli'nin 'Mutter: Bir Annenin Hatıra Defteri'nde başrolünü üstlenen Hazar Ergüçlü bunlardan biri. Eşeli, yarışmadaki pek çok yönetmen gibi aileyi konu almış. Anne - çocuk ilişkisine odaklanırken tür (genre) sinemasının bir örneğini vermek istemiş. Korku-gerilim türüne hakkını verebilmek için çabalamış; ama tek bir sahnesini bile inandırıcı bulmadım filmin. Bir yaratığın korkunçluğunu sergilemenin en etkili yorumunun onu göstermemek olduğunu bilir herhalde Eşeli ama şiddet-kan-iğrençlikten haz alan korku filmi izleyicisini tatmin etmeyi yeğlemiş besbelli… Ergüçlü'nün başarılı performansına karşın 'Mutter'in seyirciyi ikna etmekte zorlanacağını düşünüyorum. Neden 'Ana' değil de 'Mutter' sorusunun cevabını ise boşuna aramayın… 

Dünyasını bir aile ile sınırlayan bir diğer yapım, Muzaffer Mehmet Çağlar'ın 'Varlık' adlı filmi. Ekonomik sorunların ve bireysel hırsların bir ailenin fertlerini birbirine düşürmesini anlatan film, aile içinde kalsa da sorunların toplumsal-siyasal sistemle ilişkisini vurgulamaktan geri durmuyor. Ama senaryo yeterince çalışılmamış. Ne karakterleri yeterince tanıyoruz, ne de hikâyenin gelişmesine ilişkin merak duyuyoruz.  Çünkü hikâyenin sonu baştan belli ve film başladığı anda bitiyor… Aileyi konu alan filmlerden bir diğeri de Miraç Atabey'in 'Moda Evlilik'i.  

Sinemanın kalıplarını kırmak, tam bağımsız film yapmak gibi iddialar taşıyan filmi ciddiye alan arkadaşlar az da olsa var ama kanımca seçkide yeri olmayan bir çalışma bu. Tik-tok'ta benzerlerini bulabileceğiniz film entelektüel kesime göz kırpan bir sunumla tanıtılıyor; 18. yüzyılın ünlü ressamlarından Willam Hogarth'ın toplumdaki yozlaşmayı anlatan 'Moda Evlilik' adlı ünlü eserinden ilhamla yapıldığı iddia edilerek... Görüşümü sorarsanız: hadi canım sen de! 

ÇETELERİN DÜNYASI

Şu ana dek sözünü ettiğim yedi film 'aile'nin sınırları içinde kalırken, üçü farklı dünyalara eğiliyordu. Yarışmanın dikkate değer birkaç filminden biri olan 'Ölü Köpekler Havlamaz' iki güncel temayı buluşturuyor: farklı ülkelerden ülkemize getirilen atıklar ve çocuk çeteleri… Bir yanda Adana'nın sahilinde atık çöpleri toplayıp, dönüşüme yaramayanları denize atarak ekmeğini kazanmaya çalışırken rakip çetelerin arasında kalan yoksul çocuklar, öte yanda Avrupa'nın çöpünü ülkemize 'ithal' edip, çöplerin dönüşümünden milyonlar kazananlar... Değerlerini yitirmiş bir toplumun kaybetmeye mahkûm bireyleri ile onların üstündeki büyük patronları ve siyasi ortaklarını anlatan toplumsal gerçekçi bir yapıta imza atan Nuri Cihan Özdoğan senaryosu ve yönetimindeki başarısı ile dikkat çekiyor. Filmin Adana'dan Yılmaz Güney Ödülü ve İzleyici Ödülü'nün yanı sıra iki ana karakteri canlandıran Kemal Burak Alper, Burak Can Doğan için En İyi Erkek Oyuncu ve Yardımcı Rolde Erkek Oyuncu ödülleri ile ayrılması sürpriz olmaz.        

Ali Özel'in çok ödüllü 'Bozkır'dan sonraki filmi 'Beklenti', güçlü bir temaya ve iyi çalışılmış bir senaryoya sahip olmayan, iyi oyunculuklar ve güzel görüntüler içerse de tatmin edici olmaktan uzak bir yapım. Sinema (özellikle dizi) dünyasını konu alan 'Patates Kızartması' ise sektör içi şakalarla süslü eğlenceli bir komedi olabilirdi. Ne var ki, aceleye getirilmesi, yaratıcılıktan yoksun senaryosu nedeniyle oyuncuların başarılı yorumları harcanıp gidiyor… Sonuç olarak, seçkinin yüzde 50'sinin izlemeye değer yapıtlardan oluştuğunu söyleyebilirim. Ben bu satırları yazarken sonuçlar belli değildi (Ödül töreni Cumartesi akşamı). Bakalım Jüri ne eyler… Haftaya konuşuruz. 

Kaynak: Birgun

Sıradaki haber yükleniyor…