MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli: "Temiz siyaset, temiz yönetim ve müreffeh toplum hedefi reform programına dönüştürülmeli"
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye'nin yakın dönemde karşı karşıya kaldığı ekonomik ve jeopolitik sorunlar, belediyelere yönelik yolsuzluk soruşturmaları ve fon piyasasındaki gelişmelere ilişkin yazılı açıklama yaptı. Bahçeli, kamu zararının ortaya çıkarılması ve geri alınması gerektiğini belirterek finansal piyasalarda güveni güçlendirecek hukuki, id
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 3 Ekim 2026 tarihli yazılı açıklamasında Türkiye'nin yakın tarihinde yaşadığı ekonomik ve siyasi gelişmeler ile belediyelerdeki yolsuzluk iddiaları ve fon soruşturmasını değerlendirdi. Bahçeli, "Türkiye yıllara sari birikmiş sorunlarını çöze çöze, tecrübeyle, akılla daha iyiye, daha müreffeh bir yarına ulaşma gayesiyle hareket etmektedir." ifadelerini kullandı.
"Türkiye önemli ekonomik maliyetlerle karşı karşıya kaldı"
Türkiye'nin yakın tarihinde terör, ekonomik yaptırımlar, 15 Temmuz darbe girişimi, 6 Şubat depremleri, savaşlar, Suriye'deki iç çatışmalar, göç ve diğer jeopolitik risklerin önemli ekonomik maliyetler oluşturduğunu belirten Bahçeli, PKK terörünün Türkiye ekonomisine hesaplanabilir asgari maliyetinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamasına göre 2,3 trilyon dolar olduğunu aktardı. Bahçeli, TASAV'ın 1984-2024 dönemini kapsayan çalışmasında ise bu tutarın 2 trilyon 170 milyar dolar olarak hesaplandığını kaydetti.
6 Şubat Kahramanmaraş ve Hatay merkezli depremlerin asgari maliyetinin 110 milyar doları aştığını ifade eden Bahçeli, ABD/İsrail-İran savaşının da enerji ve akaryakıt maliyetleri, enflasyon, dış ticaret, turizm ve finansal piyasalar üzerinden Türkiye ekonomisini etkilediğini savundu.
Bahçeli, "Savaş, yalnızca enerji piyasalarını değil, gübreden çip üretiminde kullanılan ham maddelere kadar birçok stratejik ürünü etkilemiş, küresel tedarik zincirlerinde yaşanan aksaklıklar finansal koşulları sıkılaştırmış, dış ticaret dengesini olumsuz etkilemiştir." dedi.
Küresel krizlerin Türkiye'de kırılganlığın yüksek olması nedeniyle daha fazla hissedildiğini belirten Bahçeli, pandemi, uluslararası ekonomik yaptırımlar ve 15 Temmuz darbe girişiminin ekonomik etkilerine de değindi.
"Türkiye güçlü bir ekonomidir"
Bahçeli, Türkiye'nin bütün olumsuzluklara rağmen ekonomik kapasitesini artırdığını belirterek, "Türkiye tüm bu olumsuz tabloya rağmen bugün milli gelirini 1,7 trilyon dolara, kişi başına düşen milli gelirini 18 bin dolara çıkarmayı başaran, güçlü bir ekonomidir." ifadelerini kullandı.
Düşük işsizlik, yüksek ihracat kapasitesi, cari açık, borç yönetimi ve bütçe dengesine işaret eden Bahçeli, bankacılık ve sermaye piyasalarının güvenli ve istikrarlı olduğunu ifade etti. Emeklilerden çiftçilere, esnaftan çalışanlara kadar farklı toplum kesimlerinin sorunlarının bulunduğunu da kaydeden Bahçeli, bu sorunların süratle giderilmesi gerektiğini belirtti.
Belediye soruşturmalarına ilişkin kamu zararı çağrısı
Bahçeli, Türkiye'nin aynı zamanda yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarının soruşturulduğu bir süreçten geçtiğini savunarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile başlayan soruşturmaların farklı belediyelere uzandığını belirtti.
Son iki yılda çok sayıda belediye hakkında rüşvet, irtikâp, ihaleye fesat karıştırma ve örgütlü yolsuzluk iddialarıyla soruşturmalar yürütüldüğünü ifade eden Bahçeli, dava süreçlerinin devam ettiğini hatırlattı.
Belediyelerin siyasi iktidar alanı olmaktan önce "kamusal bir emanet" olduğunu belirten Bahçeli, ihale, imar, ruhsat, taşınmaz, iştirak, personel ve kamu harcamalarındaki çıkar ilişkilerinin yalnızca ceza hukuku açısından değil, ahlak ve yönetişim bakımından da değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Bahçeli, "Yargı kararlarıyla, Sayıştay ve ilgili denetim kurumlarının tespitleriyle birlikte kamu zararının açıkça ortaya konulması, yolsuzlukların faturasının kamuoyunda paylaşılması, maşeri vicdanın rahatlatılması bakımından kaçınılmazdır." değerlendirmesinde bulundu.
Kamu zararının geri alınmasını isteyen Bahçeli, "Yolsuzluklarla uğranılan kamu zararı geri alınarak emeklimize, dar ve sabit gelirli vatandaşlarımıza verilmeli, onların refahı için harcanmalıdır." ifadelerini kullandı.
"Finans sistemi güven üzerine kuruludur"
Fon soruşturmasına da değinen Bahçeli, kamuoyuna yansıyan gelişmelerin dar kapsamlı bir grubun kanunları ihlal ederek piyasayı manipüle ettiği yönünde olduğunu belirtti. Devlet kurumlarının açıklamalarından suç işleyenlerin tespiti ve mağduriyetlerin giderilmesine yönelik bir yol haritasının uygulamaya alındığının anlaşıldığını kaydetti.
Türkiye ekonomisinin istikrarının finansal istikrarla bağlantılı olduğunu vurgulayan Bahçeli, "Finans sistemi güven üzerine kuruludur. Vatandaşlarımız, özellikle küçük yatırımcılar, parasını bankaya veya sermaye piyasası araçlarına yatırırken bir finansal ürüne yatırım yapmakla birlikte finansal sisteme, bu sistemi sevk ve idare eden ve denetleyen kurumsal yapıya da duyduğu güveni ifade etmektedir." dedi.
Bahçeli, finansal piyasalardaki manipülasyon iddialarının etkisinin yalnızca para kaybeden yatırımcılarla sınırlı kalmayabileceğini, güven kaybının piyasaların tamamına ve ekonomiye yayılabileceğini ifade etti.
Yüksek enflasyon ortamında vatandaşların tasarruflarının satın alma gücünü koruma arzusuna işaret eden Bahçeli, etkin güvence mekanizmalarının sorgulanmasının meseleyi ekonomik boyutun ötesinde bir sistem, yönetim ve toplumsal güven sorununa dönüştürebileceğini kaydetti.
Gözetim ve denetim vurgusu
Bahçeli, vatandaşların finansal piyasalarda meşru yollarla tasarruflarını değerlendirmesinin doğal olduğunu belirterek, fonların yönetimi sırasında piyasa bozucu işlem, manipülasyon, dolandırıcılık, bilgi sızdırılması veya güveni kötüye kullanma gibi kanunsuzlukların bulunup bulunmadığının esas mesele olduğunu ifade etti.
Türkiye'deki sorunun kurallardan çok uygulamadan kaynaklandığının anlaşıldığını savunan Bahçeli, "Gözetim ve denetimdeki eksiklik, aksaklık ve yetersizlikler meselenin temelinde yer almaktadır." değerlendirmesini yaptı.
Bahçeli, "Bu nedenle yatırımcının güven duyacağı bir finansal sistemi tesis edecek ve sürekli kılacak hukuki, idari ve yapısal tedbirler alınmalıdır." çağrısında bulundu.
"Yolsuzlukları yarıştırmaya çalışmıyorum"
Belediyelerdeki soruşturmalar ile fon piyasasındaki gelişmeler arasında ayrım yapan Bahçeli, "Burada yolsuzlukları yarıştırmaya, yahut birini masumlaştırmaya çalışmıyorum." dedi.
Bahçeli, muhalefete yönelik eleştirisinde, "Toplumu istismar etmeye, farklı bir yere yönlendirmeye, bu yolla da belediyelerinizde yapılan hukuksuzlukların üstünü örtmeye çalışmayın, bu hikayeye kimseyi inandıramazsınız demek istiyorum." ifadelerini kullandı.
Cumhur İttifakı'nın sorunların üstesinden gelme iradesine sahip olduğunu belirten Bahçeli, siyasete de çağrıda bulunarak, "Çağrımız, siyasetin önemli meselelere, iktidar gitsin de ülke de yanarsa yansın anlayışıyla yaklaşmamasıdır. Her siyasi partinin Türkiye partisi olması, her şeyden önce Türkiye demesidir." dedi.
"Tarafsız ve bağımsız yargı hayati önem taşıyor"
Türkiye'nin yolsuzluk, usulsüzlük ve kayırmacılık tartışmaları nedeniyle toplumsal güven erozyonuyla karşı karşıya bırakılmaması gerektiğini belirten Bahçeli, yaşananların arınma, aklanma ve sorunların altında yatan nedenlerin incelenmesi için fırsat olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Bahçeli, "Adaleti, temel hak ve özgürlüklerin güvencesi ve devletin temeli olarak görüyoruz. Tarafsız ve bağımsız yargı ilkesinin tam anlamıyla vücut bulacağı etkin bir hukuk sistemi ile güçlü bir kurumsal kapasitenin oluşturulmasının hayati önem taşıdığına inanıyoruz." açıklamasında bulundu.
Düzenlemelerin yanı sıra uygulamaların da tarafsızlık ve bağımsızlık ilkeleriyle uyumlu olması gerektiğini belirten Bahçeli, MHP'nin yolsuzluk, rüşvet, yağmacılık ve kayırmacılığa karşı mücadeleyi milli bir vazife olarak gördüğünü kaydetti.
Bahçeli, "Devlet mülküne tasallut edenin adaletle terbiyesi ise devlet ahlakındadır." ifadelerini kullanarak yolsuzlukların belirli bir değer, inanç, fikir veya toplumsal kesimle özdeşleştirilmesinin doğru teşhis ve çözümü güçleştireceğini belirtti.
Ahlak ve adalet vurgusu
Prof. Dr. Sabri Ülgener'in zihniyet ile iktisadi düzen arasındaki ilişkiye yönelik görüşlerine atıfta bulunan Bahçeli, ekonomi ve toplumsal düzenin ahlaki değerlerden bağımsız düşünülemeyeceğini ifade etti.
Bahçeli, "Bizim gayemiz, güçlü bir ahlak zemininde birey, toplum ve siyaset sacayağı oluşturmak; devletin sütunlarını bu zeminden inşa etmek, adalet çatısını bu sütunlar üzerine yerleştirmektir." dedi.
Kınalızade Ali Efendi'nin "Daire-yi Adliye" yaklaşımına da değinen Bahçeli, "Adalet, dünyada huzurun ve kurtuluşun temelidir. Dünya bir bağ ise, duvarı devlettir." sözlerini aktardı.
"Suç varsa kimliğine bakılmaksızın üzerine gidilmelidir"
Türkiye'nin ekonomik, siyasi, diplomatik ve savunma sanayisi alanlarında ilerleme kaydettiğini belirten Bahçeli, "Terörsüz Türkiye" ve "Terörsüz Bölge" hedefleri doğrultusunda oluştuğunu ifade ettiği huzur ve güven ortamının sabote edilmesine yönelik girişimlerin kabul edilemez olduğunu söyledi.
Yaşanan olayların toplumun ve devlet kurumlarının tamamına teşmil edilerek Türkiye'nin yönetilemediği algısının oluşturulmaya çalışıldığını savunan Bahçeli, gelişmelerin daha köklü ve yapısal sorunlarla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Bahçeli, "Her nerede ve kiminle ilgili olursa olsun; yolsuzluk, usulsüzlük, kamu malının istismarı, kuralların ihlali ve benzeri bir suç varsa, hukuk çerçevesinde suçun niteliğine, suç isnadının yöneltildiği kişinin kimliğine ve kişiliğine bakılmaksızın üzerine gidilmelidir." ifadelerini kullandı.
MHP Genel Başkanı Bahçeli, açıklamasını "Ahlak, adalet, liyakat, hakkaniyet ve hesap verebilirlik çerçevesinde 'temiz siyaset, temiz yönetim ve müreffeh toplum' hedefinin somut bir zihniyet ve ahlaki reform programına dönüştürülmesi sağlanmalıdır." çağrısıyla tamamladı.
Kaynak: Cumha