DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan: "Bu dolandırıcıların iktidar içerisinde destekçileri var, ortakları var"
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Sözcü TV'de İsmail Küçükkaya'nın sorularını yanıtladı. Fonlarda yaşananları "piyasa dolandırıcılığı" olarak nitelendiren Babacan, SPK ve Borsa İstanbul'un denetim sorumluluğunu, GRECO'nun yolsuzlukla mücadele tavsiyelerini, enflasyon ve faiz yükünü, sanayicinin sorunlarını ve seçim gündemini değerlendirdi.
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, 5 Ekim 2026'da Sözcü TV'de yayımlanan Günaydın Türkiyem programında gazeteci İsmail Küçükkaya'nın sorularını yanıtladı. Fonlarda yaşanan gelişmelerden enflasyona, yolsuzlukla mücadeleden sanayicinin finansman sorunlarına ve seçim tartışmalarına kadar gündemdeki başlıkları değerlendiren Babacan, "Kötü niyetli insanlar var, dolandırıcılar var. Bu dolandırıcıların iktidar içerisinde destekçileri var, ortakları var." dedi.
"Kötü niyetli insanlar iyi niyetli insanları dolandırdı"
Fonlarda yaşananların doğal nedenlerle ortaya çıkan bir kriz olarak değerlendirilmesine karşı çıkan Babacan, olayların denetim ve gözetim eksikliğinden kaynaklandığını savundu.
Babacan, "Ama doğal neden olunca sanki durup dururken ortaya çıkmış gibi anlaşılıyor. Öyle değil ki. Kötü niyetli insanlar iyi niyetli insanları dolandırdı. Dış güçmüş iç güçmüş hikâye, zaten kimse inanmıyor ona da. Kötü niyetli insanlar yeterince denetim ve gözetim olmadığı için iyi niyetli insanları dolandırdılar. Zaten Sermaye Piyasası Kanunu'ndaki ifade piyasa dolandırıcılığı ifadesi." diye konuştu.
"Bu piyasa dolandırıcılığıdır, başka bir şey değildir"
Sermaye Piyasası Kurulu ve Borsa İstanbul'un sorumluluklarına işaret eden Babacan, "Bu piyasa dolandırıcılığıdır, başka bir şey değildir. Ama bunu yakalaması gereken, bunu zamanında erken aşamada tespit etmesi gereken kurumlar da hangileridir? Başta Sermaye Piyasası Kurulu'dur." ifadelerini kullandı.
Borsa İstanbul'un fiyatlardaki olağan dışı hareketleri izlemesi ve şüpheli işlemleri SPK'ya bildirmesi gerektiğini belirten Babacan, "Sermaye Piyasası Kurulu bakar. Gerçekten kanuna aykırı işler yapılıyorsa bunu savcılığa suç duyurusu olarak bildirir. Bakın şimdi sistem tersten çalışıyor. Savcılık re'sen harekete geçmiş durumda. Halbuki Sermaye Piyasası Kurulu'nun bunları yakalayıp savcılığa suç duyurusunda bulunması lazım. Kanun öyle diyor." dedi.
"İktidar içerisinde destekçileri var, ortakları var"
Borsa İstanbul'un teknolojik altyapısına da değinen Babacan, denetimin yapılmamasını teknik kapasite eksikliğine bağlamadığını söyledi.
Babacan, "Dünyanın en gelişmiş bilgi işlem sistemini biz Borsa İstanbul'a kurduk. Her şey orada. Ama niye olmuyor? Çünkü kötü niyetli insanlar var, dolandırıcılar var. Bu dolandırıcıların iktidar içerisinde destekçileri var, ortakları var." ifadelerini kullandı.
Konuyla ilgili bilgilerin yetkili makamlara daha önce ulaştığını ileri süren Babacan, "Ben buradan soruyorum, ya sizin elinizi kolunuzu kim bağladı arkadaş? Kim elinizi kolunuzu bağladı? Kim 'Aman ha oraya dokunma', kim 'Çek elini' dedi size?" diye sordu.
Babacan, kendisine bilgi aktaran kişilere konuyu Hazine ve Maliye Bakanı ile SPK Başkanı'na anlatıp anlatmadıklarını sorduğunu belirterek, aldığı yanıtların olumlu olduğunu söyledi. Babacan, yetkililerin gerekli adımları neden atamadıklarını kamuoyuna açıklaması gerektiğini savundu.
"Üst düzey yöneticilerin görevden alınması gerekiyordu"
SPK ve Borsa İstanbul başta olmak üzere ilgili kurumların yöneticilerinin görevlerinden ayrılması gerektiğini belirten Babacan, "Patladığı günün akşamı bütün bu kurulların, kurumların üst düzey yöneticilerinin görevden alınması gerekiyordu. Aslında onların kendiliğinden ayrılması gerekiyordu." dedi.
Babacan, "Sermaye Piyasası Kurulu ve Borsa İstanbul başta olmak üzere bu işte sorumluluğu olduğunu hisseden, 'Ya bu benim görevimdi, yapamadım arkadaş' diyen herkesin ahlaki olarak baştan zaten ayrılması gerekirdi." ifadelerini kullandı.
İlgili yöneticilerin hâlen görevde olduğunu belirten Babacan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında oluşturulan yapının da sorunun çözümü konusunda yeterli olmayacağını savundu.
"Hırsızlığı teşviktir bu, başka bir şey değildir"
SPK'nın fazla kazanç sağladığını düşünen kişilerin ödeme yapabilmesi amacıyla IBAN açıklamasına tepki gösteren Babacan, uygulamayı eleştirdi.
Babacan, "SPK açıklama yaptı, bir IBAN numarası verdi. O da tuhaf. Diyor ki 'Fazla kazandığını düşünen varsa getirsin buraya iade etsin parasını.' Böyle bir hukuk var mı?" diye konuştu.
Uygulamayı kuyumcu soygunu örneği üzerinden eleştiren Babacan, "Şuna teşvik edersiniz insanları: 'Arkadaşlar çalabildiğince çalın. Yakalanmazsanız sizin, yakalanırsanız da iade edersiniz. Olur biter.' Oh ne âlâ. Hırsızlığı teşviktir bu, başka bir şey değildir." dedi.
"Denetimin, gözetimin zamanında doğru yapılmamasının sonucu"
Babacan, fonlarda yaşananların denetim mekanizmalarının zamanında işletilmemesinin sonucu olduğunu savundu. Hazine ve Maliye Bakanı'nın yaklaşık 10 ay önce fonlardaki manipülasyonun farkında olduklarını söylediğini, iktidar partisinin ekonomi yönetimindeki bir yetkilisinin de uyarılar aldıklarını ifade ettiğini belirten Babacan, "Bu kadar büyük bir kriz birikiyor da siz niye gidip Cumhurbaşkanına bu konuda bilgi vermediniz?" diye sordu.
"Siz bu yolsuzlukla mücadele konusunda samimi misiniz?"
Avrupa Konseyi'nin yolsuzlukla mücadele birimi GRECO'nun raporuna değinen Babacan, Türkiye'ye yönelik 54 tavsiyeden yalnızca 10'unun yerine getirildiğini söyledi.
Babacan, "54 adımı tabii size 4 sene önce tavsiye etmiştik ama siz bunun sadece 10 tane adımı atmışsınız." ifadeleriyle rapordaki değerlendirmeyi aktardı.
Raporun özetinin 29 Eylül 2026'da yayımlandığını belirten Babacan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a seslenerek, "Siz bu yolsuzlukla mücadele konusunda samimi misiniz, değil misiniz?" diye sordu.
Babacan, 54 tavsiyenin 28'inde herhangi bir adım atılmadığını, 16 başlıkta ise kısmi ilerleme bulunduğunu belirterek, "2022'den bugüne kadar 4 yılda yolsuzlukla mücadelede gerekenlerden 54 adımdan sadece 10 tanesi yapıldıysa ben burada bir samimiyet sorgularım, iradeyi sorgularım. Sizin yolsuzlukla mücadele iradeniz var mı yok mu?" ifadelerini kullandı.
"Tam 10 yıl oldu, ülkede enflasyon tek haneye düşmedi"
TÜİK tarafından program sırasında açıklanan aylık yüzde 1,84 ve yıllık yüzde 29,73'lük enflasyon verilerini de değerlendiren Babacan, yıl sonu enflasyonunun yüzde 30 civarında gerçekleşmesinin beklendiğini söyledi.
Babacan, "Şu vahim: Tam 10 yıl oldu. Ülkede enflasyon tek haneye düşmedi, düşmüyor. Bakın 10 yıldır. Tek hane için koydukları hedef de şu anda 2029." dedi.
Hükümetin enflasyon yönetimini eleştiren Babacan, "Enflasyonu bunlar bir patlattılar. Enflasyonu nasıl yöneteceklerini bilmiyorlar. Aldıkları kararların çoğu yanlış. Yapılması gereken işler yapılmıyor, atılması gereken adımlar atılmıyor ve enflasyon bir türlü düşmedi, düşmüyor." ifadelerini kullandı.
Merkez Bankası'nın beklenti anketlerine de değinen Babacan, vatandaşların 12 ay sonrası için yüzde 45 enflasyon beklediğini belirterek, "Enflasyon beklentisini yönetmek, enflasyonun kendisini yönetmek kadar önemlidir. Şu andaki iktidar enflasyon beklentisini de çok kötü yönetiyor." dedi.
"Bu yıl devletin hazinesinden ödenen faiz 60 milyar dolar"
Akaryakıt fiyatlarındaki artışın doğrudan pompaya yansıtılmasını eleştiren Babacan, yüksek enflasyon ve faizlerin Hazine üzerindeki maliyetine dikkat çekti.
Babacan, "Yüksek enflasyon sebebiyle, yüksek faiz sebebiyle devlete bu yıl tam 2 trilyon 800 milyar faiz ödetecekler." dedi.
Fonlarda yaşananların büyüklüğünü 15 ila 25 milyar dolar arasında ifade eden Babacan, "Bu yıl devletin hazinesinden ödenen faiz 60 milyar dolar. Üç tane fon krizi kadar. Her sene bu millete faiz ödetiyorlar." diye konuştu.
Babacan, "Siz enflasyonu yönetemezseniz faizler düşmez. Düşüremeyince de bu sefer yüksek faize bu milleti, bu devleti, bu Hazineyi mahkûm edersiniz." ifadelerini kullandı.
"Yılların sanayicileri inim inim inliyor"
Sanayicilerin yüksek faiz ve kur politikası nedeniyle zorlandığını belirten Babacan, ekonomi yönetiminde piyasa tecrübesinin önemine dikkat çekti.
Babacan, "Sanayicimiz inim inim inliyor şu anda. İhracat yapan, alın teriyle üretim yapan, 20 yılını, 30 yılını, 40 yılını, 50 yılını sanayiye adamış sanayicilerimiz inim inim inliyor. Bir yandan yüksek faiz, bir yandan bastırılmış kur. İhracatımız çok kötü etkilendi. Fabrikalar tek tek kapanıyor." dedi.
Fonlarda büyük kazançlar elde edildiğini savunan Babacan, "Daha dünkü yetmeler milyarlarca doları vurup geçiyorlar. Yılların sanayicileri inim inim inliyor. Bu adalet mi ya?" ifadelerini kullandı.
Hazır giyim, elektronik ve beyaz eşya sektörlerinde ciddi sorunlar bulunduğunu söyleyen Babacan, son üç yılda yalnızca hazır giyim sektöründe 300 binden fazla kişinin işten çıkarıldığını ifade etti.
Sektörel destek ve finansman mekanizmaları oluşturulması gerektiğini kaydeden Babacan, "Sanayici derdiyle baş başa. Çiftçi derdiyle baş başa. Esnaf, KOBİ derdiyle baş başa. Böyle ülke mi yönetilir ya?" dedi.
"Şu andaki yönetim zihniyeti olduğu sürece düzelmez"
Ekonominin nasıl düzeleceği yönündeki soruya yanıt veren Babacan, mevcut yönetim anlayışıyla sorunların çözülemeyeceğini savundu.
Babacan, "Şu andaki yönetim zihniyeti Türkiye'nin başında olduğu sürece olmaz, düzelmez. Olmadı, olmuyor." ifadelerini kullandı.
Ekonomik toparlanmanın temel şartlarını adalet, liyakat ve istişare olarak sıralayan Babacan, "Bir ülkenin ekonomisinin düzelmesi için bir, adalet; listenin başına yazacaksınız. Devletin dini adalettir. Adalet olmayınca ekonomi olmaz." dedi.
Babacan, ikinci şartın "ehliyetli, liyakatli kadrolar", üçüncü şartın ise karar alma süreçlerinde güçlü istişare mekanizmaları olduğunu söyledi.
"Böyle devlet mi yönetilir? Böyle itibar mı oluşur?"
Orta Vadeli Program'da yer alan kur rejimi ile uygulama arasında fark bulunduğunu savunan Babacan, hükümetin kamuoyuna serbest kur rejimi açıkladığını ancak uygulamada kontrollü kur politikası yürüttüğünü öne sürdü.
Babacan, "Vatandaşa açıkladığın orta vadeli programda 'serbest kur' diyor. 'Ben karışmıyorum' diyor. Fiilî uygulama ve yabancıya söylediği sabit kur. Böyle devlet mi yönetilir? Böyle itibar mı oluşur? Böyle güven mi oluşur?" diye konuştu.
"Ülkenin yönetiminin tümüne talibiz"
DEVA Partisi'nin iktidar hedefini de açıklayan Babacan, "Biz ülkenin yönetiminin tamamına talibiz. Biz DEVA Partisi ve Ali Babacan olarak ülkenin yönetiminin tümüne talibiz." dedi.
Hukuk, adalet, eğitim ve yolsuzlukla mücadeleyi kapsayan bütüncül bir reform gerektiğini belirten Babacan, "Yolsuzlukla mücadeleyle alakalı sapasağlam bir irade ortaya konmadan bu ülkenin sorunları çözülmez. Kısmi çözüm olmaz artık." ifadelerini kullandı.
"Ufukta artık seçim görünüyor"
Seçim tarihine ilişkin soruyu da yanıtlayan Babacan, erken seçim kararının TBMM veya Cumhurbaşkanı tarafından alınabileceğini hatırlattı.
Babacan, "Seçim ufukta görünüyor. Ama bu ufukta görünen seçim ne kadar yakın, onun kararını ya Meclis verecek ya da Cumhurbaşkanı verecek." dedi.
Seçimin zamanında yapılması halinde tarihin Mayıs 2028 olduğunu belirten Babacan, "2028 mayısı da deseniz artık 1,5 yıl kısa bir süre. Ufukta artık seçim görünüyor." ifadelerini kullandı.
"İrade milletimizin elinde"
İktidarın değişip değişmeyeceğine ilişkin soruya Babacan, "Tabii ki değişir. Milletimizin elinde." yanıtını verdi.
Siyasi değişimin sandık yoluyla mümkün olduğunu vurgulayan Babacan, "Ancak irade milletimizin elinde. Kim ne derse desin." dedi.
Siyasi partilerle diyaloğa açık olduklarını ifade eden Babacan, "Bu güç makulde buluşarak kazanacak. Toplumumuzun bizi biz yapan değerlerini yaşatarak, o değerlere saygı duyarak buluşacak. Rövanşizm üzerinden değil, karşıtlık üzerinden değil, bir devri sabık oluşturarak değil, makulde buluşarak bu gücün oluşturulması gerekiyor." diye konuştu.
Babacan, "Her siyasi partiyle konuşabiliriz. Bizim hiçbir zaman bir şeyimiz yok; 'Kapımız şuna kapalıdır' falan. Böyle bir şey yok. Bizim insanlarla bir sorunumuz yok." ifadelerini kullandı.
Kaynak: Cumha