İçeriğe geç
  • Dolar 49,1976
  • Euro 55,0898
  • Sterlin 65,2108
  • Bitcoin 4.105.686 ▼ %2,72

Gündem

Bilal Erdoğan: Yeter ki toplumumuzun kendi dinamiklerini yeniden açığa çıkarabilelim

İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, "Bizim toplumumuzun kendine has dinamikleri var. Yeter ki bu dinamikleri yeniden açığa çıkarabilelim, kendi kültürel milli özelliklerimizi açığa çıkarabilelim." dedi.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Eskişehir Valiliği, Anadolu Üniversitesi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) ve Yunus Emre Derneği işbirliğiyle ESOGÜ Kongre ve Kültür Merkezi'nde Eskişehir Aile Zirvesi düzenlendi.

ESOGÜ Rektörü Prof. Dr. Emine Gümüşsoy moderatörlüğünde düzenlenen zirvede konuşan Bilal Erdoğan, aile meselesinin sadece belli ekonomik tedbirlerle çözümlenebilecek bir mesele olmadığını söyledi.

Erdoğan, ekonomik yapıların kapitalist sistemle şekillenmeye başlamasıyla bu durumun sosyal yapıları ne denli değiştirdiğinin çok fazla idrak edilemediğini anlattı.

"Topluluk halinde değil, bireyci olarak güdüleniyoruz. O şekilde profilleniyoruz." diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şu andaki teknolojiyle de bu daha böyle nokta atışı, her bir insanın profilinin tespit edilmesi, doğru düğmelerine nasıl basılacağının tespit edilmesi ve ona göre her bir bireysel müşterinin daha çok tüketen, kararları daha kolay manipüle edilebilen olmasına yol açılması... Bu yapılırken aile biriminin olması istenmiyor. Çünkü aile biriminde, anne baba belli kararları çocuklar adına alabilir. Birer birer hepsinin avlanması daha zor olabilir çünkü daha dirençli bir yapı. Hele bir geniş aile olursa onun parçalanıp manipüle edilmesi daha da zorlaşabilir. Onun için biz şu anda kapitalizm içerisinde ailenin korunmasına yollar ararken aslında biraz belki de muhal olan, biraz böyle çetin, ekstra zor olan bir şeyi başarmaya çalışıyoruz da diyebiliriz."

Erdoğan, gelişmiş toplumlarda sivil toplumun siyasete daha fazla öncülük etmesi gerektiğini savunduğunu belirterek, "Bunu da görüyoruz elbette. Şu anda 'Aile Yılı' ve 'Aile 10 Yılı' vesilesiyle de devletimizin siyasetimizin yine bize, topluma öncülük ettiğini görüyoruz." dedi.

"Kendi kültürümüzle muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkabiliriz"

Bilal Erdoğan, tüm dünyada doğurganlık oranında düşüşün yaşandığına dikkati çekerek, şöyle devam etti:

"Bundan dolayı pes mi edeceğiz? Yoksa sonuçta Türkiye bugün dünya sahnesindeki önemli oyunculardan bir tanesi. 'Biz bunu tersine çevirebilecek ilk ülke olacağız' iddiasıyla mı hareket edeceğiz? Ben bunu tersine çevirebileceğimize inanıyorum. Bizim toplumumuzun kendine has dinamikleri var. Yeter ki bu dinamikleri yeniden açığa çıkarabilelim, kendi kültürel milli özelliklerimizi açığa çıkarabilelim. Kendimiz olmak dünyada bize hiçbir şey kaybettirmeyecek. Hiçbir şeyden geri kalmayacağız."

"Kendi kimliğimizle, kültürümüzle muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkabiliriz." diyen Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"O zaman bugün bunu artık müdellel olarak gördüğümüz bir devri, bir günleri yaşıyoruz. Bunu başardığımız zaman ben inanıyorum ki aile yeniden toplumun merkezine gelecektir ve o bireyci paradigmaya Türkiye'den bir alternatif öneri gündeme gelebilecektir. O zaman da biz gerçekten belki de aileyi kurtaralım derken bu kapitalizm denen belanın da böyle olmak zorunda olmadığını, bireyi kutsamak, biriktirmeyi kutsamak yerine insanın manevi değerini, paylaşmanın kıymetini kutsayacak belki bir sisteme doğru evrilmeyi de konuşabiliyor olacağız inşallah."

"Güçlü olmak zorundayız"

"Aile konusu niçin Türkiye'nin beka meselesi haline gelmiştir?" sorusunu yanıtlayan Erdoğan, Türkiye'nin en kötü senaryoya göre 2100 yılında 50 milyonun altında bir nüfusa sahip yaşlı bir ülke olacağını kaydetti.

Erdoğan, Türkiye'nin dünyada sözünün daha çok dinlenir ve tesirli olmasının ekonomik gücüyle ilişkili olduğuna dikkati çekerek, şöyle konuştu:

"Bizim için bölgede bu işlere kayıtsız kalma, etrafımızda olup bitenlere 'Bana bulaşmadığı sürece ben bunlara bulaşmayayım' deme lüksümüz artık kalmadı. Bölgemizde proaktif olmak, bölgemize biraz nizam vermek, bölgemizde huzuru temin etmekte inisiyatif sahibi olmak bizim için bir tercih değil, bir zorunluluk haline geldi. Onun için güçlü olmak zorundayız. Onun için dünyada yüzde yarım olmayan yaşlı bir ülke olmak değil, nüfus olarak da bir iddiası olan ve bu nüfus iddiasını daha yüksek düzeyde yansıtabilmek için de öncelikle Türk dünyasına, ondan sonra İslam dünyasına ve diğer gönül coğrafyamıza da önderlik etmek zorundayız. Yoksa dünyada yeni bir paradigma vadedebilecek, insanlığa huzur vadedebilecek, bu çalkantılı bölgede istikrar vadedebilecek başka bir alternatifimiz yok. Onun için bu demografik çöküş bizim için hayati bir vaziyet almıştır."

"Artık mızrak çuvala sığmaz oldu"

Erdoğan, "2035'e geldiğimizde Aile ve Nüfus 10 yılı başarısını rakamlardan önce insanların hangi cümlesinden duymak, hangi cümlesinden anlamak isteriz?" sorusuna, "Tabii ki güçlü ailemle daha huzurluyum dediği zaman." yanıtını verdi.

Anne ve babaya saygının önemine değinen Erdoğan, "Yaşlandıklarında onlara 'üf' bile demeden hizmet etmeyi kendimiz için bir şeref olarak gördüğümüz zaman daha özgür olacağız. Çocuklarımızdan aynı saygıyı bekleyebiliyor olacağız ve toplumdaki değer aktarımı sayesinde daha erdemli, ahlaklı nesillerin yetişmesini ancak ve ancak biz ailede sağlayabileceğiz." diye konuştu.

Erdoğan, konuşmasında Türkiye'nin Gazze'dekiler için en büyük dayanak ülke olduğuna dikkati çekti.

Türkiye'nin bütün dünyadaki Filistin dostu hissiyatın önderliğini yapan ülke durumunda olduğunun altını çizen Erdoğan, konuşmasını şöyle tamamladı:

"Cumhurbaşkanımızın da tabii ki liderliği ve gücü bunu mümkün kılıyor. Gerçekten artık insanlığın meselesi. Müslümanların, Orta Doğu'nun, Arapların meselesi falan bunları geçeli çok oldu. Bu, gerçekten insanlık vicdanı meselesi. Bir millet kendini herkesten üstün görerek istediği başka komşu milletin canına, malına her şeyine kastedebiliyor. Kimse bununla ilgili bir şey yapamıyor. Artık mızrak çuvala sığmaz oldu. Avrupa ülkeleri yavaş yavaş belli sınırlamalar getirmeye başladı. Bu da belki devam edecek. Er ya da geç göreceğiz sorumluların hesap verdiğini. Onun için hem ülkemizin refahı hem insanlığın kurtuluşu için insanlığın iyi bir dünyada yaşayabilme ihtimalini canlı kılabilmesi için bu Gazze meselesini, bu soykırım meselesini yaşatmamız, gündemde tutmamız, unutmamamız, unutturmamamız lazım."

İbn Haldun Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan Gündüz ise fıtratın insanın yaratılışına uygun yaşaması demek olduğunu kaydetti.

Yunus Emre Derneği Başkanı ve AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak ise son yıllarda neredeyse tüm dünyada açıkça görülen toplumsal çözülmelerin en önemli sebeplerinden birisinin aile kurumunda yaşanan çözülme olduğunu ifade etti.

Albayrak, "Belki de meselenin asıl kaynağı, onlarca yıldır insanı kimliksizleştirerek asli benliğinden koparan, yerinden eden her şeye seyirci kalmamızdır. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, yıllar öncesinden dünyanın içinde bulunduğu bu durumu görmüş ve defalarca bu konuyu yüksek sesle dile getirmiştir." değerlendirmesinde bulundu.

Zirveye, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Adil Çalışkan, Eskişehir Vali Vekili Yakup Güney ve diğer ilgililer de katıldı.

Erdoğan, TGSP Eskişehir Buluşması'na katıldı

Bilal Erdoğan, daha sonra Anadolu Üniversitesinde düzenlenen Türkiye Gençlik STK'ları Platformu (TGSP) Eskişehir Buluşması'na katıldı.

Buluşmada, katılımcılar arasında düzenlenen bilgi yarışmasında dereceye girenlere ödülleri Erdoğan ve TGSP Yönetim Kurulu Başkanı Ali Haydar Ustaosmanoğlu tarafından verildi.

Programda, AK Parti MKYK Üyesi Mürsel Çavdar, Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel ve AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak ile diğer ilgililer yer aldı.

Erdoğan, daha sonra ESOGÜ Otel'deki Turkuaz Salon'da düzenlenen "Eskişehir Sivil Toplum Buluşması" kapsamında kentte faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya geldi.

Kaynak: AA

Kaynak: Dirilispostasi

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…