İçeriğe geç

Menü

SiyasetCumhurbaşkanlığı
Bakanlıklar
TBMMSiyasi PartilerGenel Merkezİl / İlçe Başkanlıkları
KamuKamu KurumlarıMülki İdareValiliklerKaymakamlıklar
Güvenlik
STKToplum ve YaşamSivil Toplum Kuruluşları
Yerel YönetimlerBüyükşehir ve İllerİlçelerBelediyeMuhtar
Yerel
Marmara
Ege
Akdeniz
İç Anadolu
Karadeniz
Doğu Anadolu
Güneydoğu Anadolu
Gündem
DünyaNATOUluslararası KuruluşlarBirleşmiş MilletlerAvrupa Birliği
SporFutbolBasketbolVoleybolHentbolGüreşAtletizmTenisYüzmeMotor SporlarıDövüş Sporları / BoksE-SporAmatör SporEngelli Sporları / Paralimpik
Teknoloji Sağlık Röportajlar Özel Haber Daha Tanıtım
  • Dolar 49,3506 ▲ %0,17
  • Euro 55,3569 ▼ %0,09
  • Sterlin 65,3057 ▼ %0,11
  • Gram Altın 6.571,90 ▲ %0,39
  • Çeyrek Altın 10.701,86 • %0,00
  • Gümüş 94,54 ▲ %0,83
  • Bitcoin 4.028.455 ▼ %1,63
  • BIST 100 12.213,58 ▲ %0,75

Savunma Sanayi

Savunmada yeni bir eşik daha aşıldı

Türkiye savunma sanayisinde son 20 yılda platform ve sistemlerin yerlileştirilmesine odaklanan büyüme modeli yeni bir aşamaya geçiyor. Yerlilik oranının yüzde 80'in üzerine çıkması ve ihracatın 12 ayda... Devamı için tıklayınız

Savunma sanayisinin son çeyrek yüzyıldaki dönüşümü rakamlara da yansıyor. 2000'li yılların başında 56 firma ve 62 proje ölçeğindeki sektör, bugün 4 binin üzerinde şirketin ve yaklaşık 1.500 projenin yer aldığı geniş bir sanayi ekosistemine dönüştü. Doğrudan istihdam 135 bin kişiyi aşarken, yerlilik oranı yaklaşık yüzde 20 seviyesinden yüzde 83'e kadar yükseldi. Ancak gelinen noktada yerlilik kavramının kapsamı da değişiyor. Bir platformun Türkiye'de tasarlanması veya üretilmesi tek başına yeterli görülmüyor. Motor, elektronik, sensör, yarı iletken, özel alaşım, hassas üretim ve diğer kritik bileşenlerde sürdürülebilir tedarik kabiliyeti, savunma sanayisinin yeni stratejik gündemini oluşturuyor.

TEDARİK ZİNCİRİ YENİ REKABET ALANI

Bu dönüşümün arkasında modern savunma sistemlerinin giderek daha karmaşık bir tedarik ağına dayanması bulunuyor. KAAN programında yaklaşık 750, SİPER hava savunma sisteminde ise yaklaşık bin firmanın görev alması, tek bir savunma ürününün arkasındaki endüstriyel yapının ulaştığı ölçeği gösteriyor. Bu nedenle sektörün önündeki temel konu yalnızca yeni platform geliştirmek değil, bu platformların kriz ve çatışma dönemlerinde de üretilebilmesini sağlayacak sanayi altyapısını oluşturmak. Ana yüklenicilerden KOBİ'lere, üniversitelerden araştırma merkezlerine kadar uzanan tedarik zincirinin sürekliliği, stratejik bağımsızlığın yeni ölçütlerinden biri haline geliyor.

İHRACAT 12 AYDA 11 MİLYAR DOLAR SINIRINDA

Sektördeki teknolojik dönüşümün ikinci ayağını ihracat oluşturuyor. Savunma ve havacılık ihracatı Ağustos 2026'da 511.4 milyon dolar olarak gerçekleşti. Yılın ilk sekiz ayında ihracat geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 16.2 artarak 6.3 milyar dolara ulaştı. Son 12 aylık ihracat ise yaklaşık 10.9 milyar dolar seviyesine çıktı. Uzun vadeli tablo dönüşümün ölçeğini daha belirgin gösteriyor. Türkiye'nin savunma ve havacılık ihracatı 2002'de 248 milyon dolar seviyesindeyken 2025'te 10.05 milyar dolara ulaştı. Sektörün yıllık Ar-Ge harcamaları da yaklaşık 49 milyon dolardan 3.5 milyar doların üzerine çıktı.

YENi HEDEF KRiTiK TEKNOLOJiLER

Türkiye'nin savunma sanayisindeki ilk büyük dönüşümünü hazır alımdan yerli üretime, ikinci aşamasını ise yerli üretimden özgün tasarıma geçiş oluşturdu. Gelinen noktada üçüncü aşamanın kritik teknolojilerde ve tedarik zincirinde bağımsızlık üzerine şekillendiği görülüyor. Motorlar, güç grupları, ileri elektronik, radar ve sensörler, özel malzemeler, yapay zeka, yazılım ve hassas üretim teknolojileri bu dönemin öncelikli alanları arasında bulunuyor. Sektörün bundan sonraki performansında yalnızca kaç yeni platform geliştirildiği değil, bu platformların kritik parçalarının ne kadarının ülke içinde sürdürülebilir biçimde üretilebildiği de belirleyici olacak. Bu tablo, Türk savunma sanayisinin büyüme modelinde ölçek değişimine işaret ediyor. Yaklaşık çeyrek asır önce temel hedef savunma ihtiyacının daha büyük bölümünün yurt içinden karşılanmasıyken, bugün gündem kritik teknolojilerde bağımsızlığı derinleştirmek, seri üretim kapasitesini büyütmek ve Türkiye'nin küresel savunma tedarik zincirindeki konumunu güçlendirmek üzerine kuruluyor.

Kaynak: Sabah

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…