TKP İstanbul Afet Koordinasyonu, kentleşme politikalarını eleştirdi ve acil önlem çağrısı yaptı
TKP İstanbul Afet Koordinasyonu, 14 Ekim'deki sel felaketine ilişkin raporunda rant odaklı kentleşmeyi eleştirerek, yeni yağış uyarıları karşısında acil önlem alınmasını ve doğal alanların korunmasını talep etti.

İstanbul'da 14 Ekim'de yaşanan sel felaketinin ardından Türkiye Komünist Partisi (TKP) İstanbul Afet Koordinasyonu tarafından hazırlanan raporda, yaşanan yıkımın yalnızca şiddetli yağışlarla açıklanamayacağı belirtilerek yıllardır süren kentleşme politikalarına dikkat çekildi. Raporda, doğal alanların tahribatı, altyapı eksiklikleri ve afet risklerinin yönetilememesinin felaketin etkisini artırdığı vurgulandı.
SoL'da yayınlanan habere göre, raporda 16 Ekim itibarıyla resmi açıklamalara dayanılarak İstanbul'da 4 kişinin hayatını kaybettiği, 3 bin 57 kişinin kurtarıldığı bilgisi paylaşıldı. Kentte 48 toprak kayması ve 53 istinat duvarı yıkımı yaşandığı, afet koordinasyon merkezine ulaşan 9 bin 755 ihbardan 7 bin 800'üne müdahale edildiği aktarıldı. İstanbul İtfaiyesi'nin 15 Ekim akşamına kadar 2 bin 105 olaya müdahale ettiği ifade edildi.
Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün 16-17 Ekim için yaptığı kuvvetli yağış uyarısına işaret edilen raporda, riskli bölgelerde yaşayanlar için tahliye hazırlıkları yapılması, gerekli durumlarda yol ve iş yerlerinin kapatılması, güvenli barınma alanlarının oluşturulması ve erken uyarı sistemlerinin kurulması gerektiği kaydedildi. Taşkın riski taşıyan bölgelerin bilimsel verilerle bilindiği belirtilerek Ayazağa'daki Şeytandere ve Dereboyu Caddesi örnek gösterildi.
Raporda, İstanbul'daki yıkımın arkasında onlarca yıldır süren kentleşme anlayışının olduğu savunuldu. Derelerin yollara dönüştürülmesi, kıyı alanlarının doldurulması ve doğal alanların yapılaşmaya açılmasının, AK Parti iktidarı döneminde büyük ölçekli projelerle devam ettiği belirtildi. Vadistanbul, Kuzey Marmara Otoyolu ve kuzey ormanlarındaki taş ocakları gibi müdahalelerin su döngüsü üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
2009 tarihli İstanbul Çevre Düzeni Planı'nın koruma yaklaşımının sonradan yapılan değişikliklerle aşındırıldığı öne sürülen raporda, Kanal İstanbul projesi ve Sazlıdere Havzası'ndaki yapılaşma girişimlerinin su kaynakları açısından risk oluşturduğu kaydedildi. Kentsel dönüşümün yalnızca bina ölçeğine indirgenmesinin sel, taşkın ve heyelan risklerini göz ardı ettirdiği belirtilerek, "Bir binayı depreme dayanıklı hâle getirirken bulunduğu mahalleyi sel baskınlarına açık bırakmak, gerçek anlamda afetlere hazırlık değildir" denildi.
Koordinasyon, raporda taşkın ve heyelan risk haritalarının kamuoyuyla paylaşılması, dere yatakları ve su havzalarının yapılaşmadan korunması, yağmur suyu altyapısının yenilenmesi, kentsel dönüşümün kamucu bir planlamayla yürütülmesi ve afet nedenlerinin bağımsız bir kurul tarafından incelenmesi taleplerini sıraladı. Afetten etkilenenlerin temel ihtiyaçlarının devlet güvencesinde karşılanması gerektiği vurgulandı.
TürkAta Haber Ajansı