Yasın takvimi yok, yasanın var: Çalışma hayatı yas sürecini görüyor mu?
Yakınını kaybedenler ilk günleri cenaze ve resmi işlemlerle geçiriyor. Ücretli ölüm izni İş Kanunu kapsamındakiler için üç, 657'ye tabi memurlar için yedi gün. Sonrasında ek izin, esnek çalışma ve destek olanakları çalışma koşullarına göre değişiyor.
Bir yakının ölümünün ardından cenaze ve defin, aile sorumlulukları, dini ve kültürel ritüeller ve kimi zaman şehirler arası yolculuklar birbirini izliyor. Bu dönemde resmi işlemler de başlıyor. Bütün bunlar sürerken çalışan açısından başka bir tarih yaklaşıyor: İşe dönüş günü.
Yasal düzenlemeler yasın ne kadar süreceğini değil, çalışanın kayıp nedeniyle işine ne kadar süre ara verebileceğini belirliyor. Yasın etkileri ve ölümün ardından süren sorumluluklar ise aynı takvime göre ilerlemiyor.
Yasa kaç gün izin tanıyor?
4857 sayılı İş Kanunu'nun Ek 2'nci maddesine göre anne veya babanın, eşin, kardeşin ya da çocuğun ölümü halinde İş Kanunu kapsamındaki çalışanlara üç gün ücretli mazeret izni veriliyor. 2026'da yapılan değişiklikle eşin doğum yapması halinde verilen izin beş günden on güne çıkarılırken ölüm halinde tanınan üç günlük süre değişmedi.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 104/B maddesi ise memura eşinin veya çocuğunun; kendisinin ya da eşinin anne, baba veya kardeşinin ölümü halinde isteği üzerine yedi gün izin tanıyor.
Bu nedenle "özel sektörde üç, kamuda yedi gün" karşılaştırmasında çalışma statüsünü de gözetmek gerekiyor. Kamuda da İş Kanunu'na tabi çalışanlar bulunuyor; yedi günlük düzenleme 657 sayılı Kanun'a tabi memurlar için geçerli.
Resmi işlemlerin süresi ise yasal izinle sınırlı değil. Gelir İdaresi Başkanlığı'na göre ölüm Türkiye'de gerçekleşmiş ve mükellefler Türkiye'de bulunuyorsa veraset ve intikal vergisi beyannamesinin dört ay içinde verilmesi gerekiyor. Çalışan işe dönse de ölümün ardından başlayan sorumluluklar devam edebiliyor.
İşe dönüş, yasın sona erdiği anlamına gelmiyor
Babalarını kaybettikten yaklaşık 10 gün sonra işe dönen iki çalışanın deneyimi, yasın işe dönüşün ardından da devam edebildiğini gösteriyor.
Kocaeli'de özel bir eğitim kurumunda ana sınıfı öğretmeni olarak çalışan Cennet, babasını kaybettikten yaklaşık 10 gün sonra işe döndü. Cennet, işe döndüğünde yasın etkilerini yaşamaya devam ettiğini ve öğrencilerinin karşısında duygularını gizlemek zorunda hissettiğini anlatıyor:
Uzun bir süre odamda sorgulama yaptıktan, çoğu zaman gözyaşı döktükten sonra yüzüme "ben iyiyim" maskesini takıp güne devam ettim.
Geriye dönüp baktığında bu sürenin kendisine yeterli gelmediğini belirten Cennet, bir ay izin verilse bile yas sürecini bu süreye sığdırmanın mümkün olmayacağını düşünüyor.
Adının açıklanmasını istemeyen bir başka çalışan ise yıllar önce babasını kaybettikten yaklaşık 10 gün sonra kendi isteğiyle işe dönmüş. İlk gün etrafındakilere "boş boş baktığını" anlatan çalışan, yas için daha fazla zaman tanınması gerektiğini düşünüyor.
"Yasın tek bir 'normali' yok"
Klinik Psikolog Gülce Yılmaz, yasın sevilen kişinin artık hayatta olmadığı gerçeğiyle karşılaşmak ve bu yeni gerçekliğe zihinsel, duygusal ve bedensel olarak uyum sağlamakla ilgili bir süreç olduğunu söylüyor.
Yılmaz'a göre ölüm gerçeğini zihinsel olarak bilmek, onu duygusal ve bedensel olarak bütünüyle kavramak anlamına gelmiyor. İlk dönemde uyku ve iştah değişiklikleri, huzursuzluk ve yoğun yorgunluk görülebiliyor. Şok ve hiçbir şey hissedememenin yanı sıra suçluluk, çaresizlik, boşluk, öfke, pişmanlık ya da umutsuzluk gibi farklı duygular da ortaya çıkabiliyor.
Bu tepkilerin belirli bir sırayla ortaya çıkması gerekmediğini ve yoğunluklarının kişiden kişiye değişebildiğini belirten Yılmaz, "Yasın tek bir 'normali' yoktur" diyor.
İlk günlerde cenaze, defin, dini ritüeller ve resmi işlemler bazı kişilere belli bir düzen ve destek sağlayabiliyor. Bazı kişiler için ise yapılacaklar listesinin ortadan kalkmasıyla kaybın gerçekliğinin daha görünür hale geldiği bir dönem başlayabiliyor. Yılmaz, böyle bir dönemin hemen ardından işe ve gündelik sorumluluklara dönmenin, kişi kaybın yarattığı değişime uyum sağlamaya çalışırken ek bir yük oluşturabileceğini söylüyor.
İşe ve günlük hayata dönebilmek, kişinin kaldığı yerden devam edebileceği anlamına gelmez. –Klinik Psikolog Gülce Yılmaz
Kişi işe dönmüş olsa bile dikkatini sürdürmekte zorlanabiliyor, daha çabuk yorulabiliyor, unutkanlık yaşayabiliyor veya karar vermekte güçlük çekebiliyor. Gün içinde beklenmedik biçimde ortaya çıkan yoğun duygular da kişinin o andaki işlevselliğini etkileyebiliyor. Yılmaz, dışarıdan işlevsel görünen bir kişinin içeride büyük bir bilişsel, duygusal ve bedensel yük taşıyor olabileceğine dikkat çekiyor.
Yasın ilk dönemindeki yoğun tepkiler zamanla hafifleyebilse de Yılmaz'a göre kaybın anlamı yaşamın farklı dönemlerinde yeniden ele alınabiliyor. Bu nedenle yas, günler içinde tamamlanması gereken bir süreç değil.
İşe dönüş de herkes için aynı anlama gelmiyor. Bazı kişiler için rutin, sosyal temas, yeterlilik ve kontrol duygusu sağlayarak yasla baş etmenin bir parçası olabiliyor. Yılmaz'a göre burada belirleyici olan işe dönmenin kendisinden çok, nasıl dönüldüğü.
Üç günün ardından ek zaman garanti değil
Üç günlük yasal izin kendiliğinden uzamıyor. İş sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmeleri çalışana daha uzun ücretli izin hakkı tanıyabiliyor. Böyle bir hak bulunmadığında ek izin kullanımı, çalışanın sahip olduğu diğer izin haklarına ve işverenin onayına bağlı.
Yıllık ücretli izin hakkı bulunan çalışan, daha fazla zamana ihtiyaç duyduğunda yıllık izin talep edebilir. Ancak Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği'ne göre İş Kanunu kapsamındaki çalışan, hak ettiği yıllık izni kullanmak istediği tarihten en az bir ay önce işverene yazılı olarak bildiriyor. İşveren ise çalışanın talep ettiği tarihte izin vermek zorunda değil. Dolayısıyla yıllık izin, ani bir kaybın ardından kendiliğinden devreye giren ek bir izin niteliğinde değil.
Toplu sözleşmeler üç günlük süreyi aşabiliyor
Toplu iş sözleşmeleriyle üç günlük yasal ölüm izninin üzerine çıkılabiliyor.
Türkiye Taşkömürü Kurumu ile Genel Maden-İş arasındaki 2025-2026 dönemini kapsayan toplu iş sözleşmesinde anne, baba, eş, kardeş ya da çocuğun ölümü halinde beş gün ücretli izin veriliyor. Kayınvalide, kayınpeder ve diğer bazı yakınların ölümü halinde ise defin yerine göre bir veya iki günlük ücretli izin bulunuyor.
İstanbul Dijital Medya Ticaret A.Ş. ile Türkiye Gazeteciler Sendikası arasındaki Mart 2025-Şubat 2027 dönemini kapsayan toplu iş sözleşmesinde de eş, çocuk, anne, baba ve kardeş ölümlerinde beş iş günü ücretli izin düzenleniyor. Cenazenin şehir dışında defnedilmesi halinde ayrıca bir iş günü ücretli izin öngörülüyor.
Bu örnekler, aynı yasal düzenlemeye tabi çalışanların toplu iş sözleşmelerine bağlı olarak farklı sürelerde ücretli izin kullanabildiğini gösteriyor.
İzin sonrası koşullar herkes için aynı değil
Yılmaz, maddi koşulların kişinin yas döneminde sahip olduğu alanı daraltabileceğini söylüyor:
Maddi baskı da bu alanı daraltarak işe dönüşü bir tercihten çok ekonomik bir zorunluluğa dönüştürebilir.
Beş gün ücretli izin hakkı bulunan bir çalışanla üç günlük sürenin sonunda ek ücretli izin hakkı bulunmayan çalışanın işe dönüş koşulları aynı değil.
Yasal izin sona erdikten sonra ek izin alamayan ve işe dönemeyen çalışanlar açısından konu, iş güvencesiyle de bağlantılı. İş Kanunu'nun 25'inci maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi, işverenden izin almadan veya haklı bir nedene dayanmadan art arda iki iş günü işe devam etmemeyi, işverene haklı nedenle derhal fesih hakkı tanıyan durumlardan biri olarak düzenliyor.
Ancak bu hüküm, ölüm izninin ardından iki gün işe gelemeyen herkesin işten çıkarılabileceği anlamına gelmiyor. İzin veya haklı bir sebep bulunup bulunmadığı belirleyici.
İşe dönüşte alan açabilecek seçeneklerden biri de çalışma biçiminde geçici esneklik. Uzaktan Çalışma Yönetmeliği'ne göre çalışan uzaktan çalışma talebinde bulunabiliyor; talebe ilişkin değerlendirme sonucunun 30 gün içinde bildirilmesi esas. Mevcut iş sözleşmesinin uzaktan çalışmaya dönüştürülmesi ise çalışan ile işverenin anlaşmasına bağlı.
Dolayısıyla kayıp yaşayan bir çalışanın evden çalışmak istemesi tek başına uzaktan çalışma hakkı doğurmuyor. Talep değerlendirilirken işin ve çalışanın uzaktan çalışmaya uygunluğu da dikkate alınıyor.
Psikososyal destek yalnızca terapi değil
Yasın "patoloji ya da düzeltilmesi gereken bir durum" olarak görülmemesi gerektiğini belirten Yılmaz'a göre, çalışma hayatında psikososyal destek yalnızca profesyonel psikolojik yardım anlamına gelmiyor. Kademeli işe dönüş, iş yükünün bir süre paylaşılması, çalışma saatlerinin esnetilmesi ve ihtiyaç duyulduğunda mola verilebilmesi de yas yaşayan kişiye alan açmanın yolları arasında.
Yılmaz, işyerlerinin yas yaşayan çalışanlara nasıl yaklaşması gerektiğini şöyle anlatıyor:
Çalışma hayatının kişiye insan olarak alan açması, çalışanı yalnızca performans üreten bir araç olarak değil, büyük bir kayıp yaşayan ve bu süreçte zorlanabilen bir insan olarak görebilmektir.
Yılmaz, mazeret izinlerinin kapsamının genişletilmesini ve yas için özel bir izin hakkının iş hukukuna kazandırılmasını da öneriyor.
(MA/VC)
Kaynak: Bianet