İçeriğe geç
  • Dolar 49,7746 ▲ %0,08
  • Euro 55,8683 ▼ %0,14
  • Sterlin 66,6848 ▼ %0,14
  • Gram Altın 6.384,76 ▼ %0,62
  • Çeyrek Altın 10.560,44 ▼ %0,55
  • Gümüş 86,16 ▼ %1,20
  • Bitcoin 4.008.106 ▼ %1,37
  • BIST 100 11.116,99 ▼ %0,92

Gündem

Yusuf Şaylan köprülerin kültürel izini sürdü

Yusuf Şaylan köprülerin kültürel izini sürdü

Halkbilimci Yusuf Şaylan, köprülerin türkülerde kavuşma ve ayrılığın simgesi haline gelişini, tarihsel ve kültürel boyutlarıyla değerlendirdi.

Köprüler, tarih boyunca yalnızca iki yakayı birleştiren mühendislik yapıları olarak değil, aynı zamanda toplumsal hafızada derin izler bırakan kültürel semboller olarak var oldu. Halkbilimci Yusuf Şaylan, köprülerin türkülerdeki yerini, tarihsel gelişimini ve insan hayatındaki simgesel karşılıklarını ele aldı. Şaylan, köprülerin bazen kavuşmanın, bazen de geri dönülemez ayrılıkların eşiği olduğunu vurguladı.

SoL'da yayınlanan habere göre, Şaylan anlatısına sosyolog Georg Simmel'in 'Köprü ve Kapı' çalışmasıyla başladı. Simmel'in doğadaki bütünlükten hareketle, köprünün insan iradesinin taşa veya ahşaba dönüşmüş hali olduğunu belirttiğini aktaran Şaylan, bu yapıların iki kıyıyı olduğu kadar iki zamanı da birbirine bağladığını ifade etti. Türkülerde köprünün, bekârlıktan evliliğe geçişin veya hayatın yeni bir dönemine adım atmanın simgesi olarak karşımıza çıktığını dile getirdi.

Tarihsel süreçte köprü yapımının teknik ve kültürel evrimine değinen Şaylan, Roma dönemindeki mühendislik harikalarına dikkat çekti. Bugünkü betonarmenin ömrünün sınırlı kalırken Roma köprülerinin iki bin yıldır ayakta durmasını, doğayla kurulan ilişkiye bağlayan Şaylan, 'Roma köprüleri iki bin yıldır ayakta. Bu bir şans ya da tesadüf değil' dedi. Ayrıca Roma'da devletin en yüksek rahibinin 'en büyük köprü kurucu' anlamına gelen Pontifex Maximus unvanını taşıdığını, bunun da doğaya hükmetme gücünün siyasi otoriteye dönüşümünü yansıttığını kaydetti.

Anadolu ve dünya tarihinden örnekler veren Şaylan, Bosna'daki Vişegrad Köprüsü'nün Ivo Andrić'in romanındaki işlenişine değindi. Köprünün yapım sürecindeki zorlukların ve kanın, yüce anıtların harcında yer aldığını belirten Şaylan, Türkülerde ise bu duygusal yükün daha belirgin olduğunu söyledi. Kırşehir yöresine ait 'Köprüden Geçti Gelin' türküsündeki 'Sen benden geçtin ama ben senden geçemiyom' dizesine atıfta bulunarak, halkın söyleyemediği duyguları türkü aracılığıyla dile getirdiğini anlattı.

Köprülerin yıkılmasının türkülerde ağıtlara dönüşümüne de değinen Şaylan, Sivas ve Kayseri yörelerinden örnekler verdi. Gelin kafilelerinin suya düşmesi sonucu yaşanan faciaların türkülerde ölümsüzleştiğini belirten Şaylan, bu ağıtların aynı zamanda altyapı yetersizliğine ve bakımsızlığa yönelik örtük bir eleştiri taşıdığını ifade etti. Şaylan, mühendislerin açıklığı hesapladığını, tarihçilerin dönemini araştırdığını ancak türkülerin o köprüden geçen insanın iç dünyasını ve beklentilerini yansıttığını sözlerine ekledi.

TürkAta Haber Ajansı

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…