Cengiz'in PR'ı talana takıldı
Cengiz Holding'e bağlı şirketlerden Eti Bakır, 'doğa dostu şirket' imajı peşinde. Yayımladığı raporla 2025 yılında sekiz ayrı işletmesinde 105 bin ağaç diktiğini açıklayan şirket yalnızca üç yeni projesi ile yaklaşık 290 bin ağaç kesecek. Uzmanlar dikilen fidanların, yok edilen doğal ormanların yerini tutmadığını vurguluyor.
İktidarın gözde sermayedarlarının başında gelen Cengiz, doğa talanını yeşile boyamakta kararlı.
Cengiz Holding'e bağlı Eti Bakır, "sektörde ilk kez" vurgusuyla İklim ve Doğa Bağlantılı Risk ve Fırsat Değerlendirme Raporu'nu yayımladı.
2025 yılı verilerine dayanarak Samsun, Mazıdağı, Küre, Adıyaman, Siirt, Murgul, Cerattepe ve İzmir'deki sekiz işletmenin değerlendirildiği raporda ağaçlandırma faaliyetleri "ekosistem restorasyonu" olarak sunuldu. Şirket, Siirt'te 53 bin 925, Mazıdağı'nda 48 bin 719, Murgul ve Adıyaman'da biner, Samsun'da 500, Küre'de 300, Cerattepe'de 200, İzmir Halıköy'de ise 80 ağaç diktiğini açıkladı.
Ülkenin dört bir yanında yaşam alanlarını vahşi madencilik faaliyetleriyle kuşatan Eti Bakır, yayımladığı raporla doğa dostu şirket imajı çizmenin peşinde olsa da katlanarak süren ekolojik yıkım bambaşka bir noktaya işaret ediyor. Şirketin sekiz işletmesinde diktiğini açıkladığı 105 bin 724 ağaca karşılık yalnızca üç yeni projesinde 289 bin 666 ağacın kesilmesi öngörülüyor.
Sinop Boyabat, Eskişehir Alpagut-Atalan ve Artvin Murgul'daki projelerinde kesilmesi planlanan ağaç sayısı, raporlanan dikim sayısının yaklaşık 2,7 katına denk. Bu rakam henüz gerçekleşmiş kesimleri değil, projelerde öngörülen kaybı ifade ediyor.
Öte yandan yıllar içinde oluşan doğal ormanların yerini yeni dikilen fidanların tutması da mümkün değil. Uzmanlar ağaç dikiminin tek başına bir ormanın ekolojik işlevlerinin yeniden kazanılması anlamına gelmediğini vurguluyor.
Şirketin 'doğa-pozitif' söyleminin karşısında milli parkların dibindeki madenler, su kaynakları üzerindeki baskı, deniz deşarjı, kimyasal atık projeleri ve yıllardır süren halk direnişleri var.
224 BİN AĞACA MADEN ONAYI
Projeler arasında en yeni talan adreslerinden biri Sinop Boyabat. Eti Bakır'ın yaklaşık 898 hektarlık alanda hayata geçirmek istediği bakır madeni projesi kapsamında 224 bin 895 ağacın kesilmesi öngörülüyor. Projeye 20 Ocak 2026'da çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) olumlu kararı verildi. Şirketin yalnızca Boyabat'ta kesmeyi planladığı ağaç sayısı, raporladığı toplam dikim sayısının iki katını aştı.
Eskişehir'deki Alpagut-Atalan altın ve gümüş madeni projesinde ise 57 bin 534 ağacın kesilmesi planlandı. Bölge halkı ve yaşam savunucularının itirazları üzerine eksiklikler nedeniyle durdurulan ÇED süreci, şirketin revize rapor sunmasının ardından yeniden başlatıldı. Temmuz 2026'daki değerlendirme toplantısında da projenin doğaya ve halk sağlığına etkilerinin yeterince incelenmediği itirazları yükseldi.
MİLLİ PARKIN DİBİNDE MADEN
Şirketin kendi raporu da madencilik faaliyetlerinin hassas ekosistemlerle iç içe yürütüldüğünü ortaya koydu.
Raporda Kastamonu Küre İşletmesi'nin İstiklal Yolu Tarihi Milli Parkı'nın tampon bölgesine yalnızca 150 metre uzaklıkta olduğu, Küre Dağları Milli Parkı'nın da etki sahasında bulunduğu açıklandı.
Cerattepe'deki madenin Hatila Vadisi Milli Parkı'na 1,5 kilometre, Samsun'daki tesisin ise Hacıosman Ormanı Tabiatı Koruma Alanı'na 5 kilometre mesafede olduğu belirtildi. Adıyaman, Siirt ve Murgul işletmelerinde endemik türler ve yaban hayatıyla etkileşim de rapora girdi.
Eti Bakır'ın 200 ağaç diktiğini açıkladığı Cerattepe'deki direniş ise ülkedeki ekolojik mücadelenin simgelerinden biri olarak anılıyor. Artvinlilerin 2015'te başlattığı nöbet, 2016'da şirketin bölgeye girmesiyle büyüyen eylemlere dönüştü. Kolluk müdahalelerine ve baskılara rağmen mücadele senelerce sürdü.
Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre madencilik faaliyetlerinin başlamasından sonraki sadece sekiz ayda yaklaşık 2 bin 500 ağaç kesildi. 2017'de sahadaki 2 bin 118 metreküpten fazla dikili ağaç varlığı ihaleye çıkarıldı ve ihaleyi Eti Bakır aldı.
BİN FİDANA 7 BİN AĞAÇ
Artvin Murgul'da da benzer bir tablo ortaya çıktı. Şirket, bin ağaç diktiğini açıklarken kapasite artışı projesinde 7 bin 237 ağacın kesilmesi planlandı.
Yaklaşık 345 hektarlık ÇED alanını kapsayan projede açık ocak genişlemesi, yeni cevher zenginleştirme tesisi, atık depolama alanı ve siyanürlü tank liçi tesisi öngörüldü.
Murgul'da düzenlenmek istenen halkın katılımı toplantısı yurttaşların protestoları nedeniyle yapılamadı. Buna rağmen ÇED süreci devam ettirildi.
Öte yandan Murgul'daki madenin içme sularını kirlettiği iddiası defalarca gündeme geldi. İlçeye bağlı Damar köyü içme sularında yapılan analizlerde kabul edilebilir limitlerin çok üzerinde sülfat ve ağır metal kirliliği tespit edildi. Kirliliğin köyün hemen yakınındaki bakır madeninin atık havuzundan sızdığı iddiaları kamuoyuna yansıdı.
Şirketin 48 bin 719 ağaç diktiğini açıkladığı Mardin Mazıdağı'nda da raporla yaşananlar birbirini tutmadı. Bölge halkı, maden ve sanayi faaliyetleri nedeniyle bağ ve bahçelerdeki ağaçların kurumaya başladığını, göletlerin su kaybettiğini, meraların daraldığını ve tarımsal üretimin olumsuz etkilendiğini aktardı.
Köylüler, patlatmalar nedeniyle evlerinde çatlaklar oluştuğunu, toz nedeniyle yaşam koşullarının ağırlaştığını belirtti. Mardin Ekoloji Derneği de yeraltı suları üzerindeki endüstriyel baskıya dikkat çekti.
Şirketin kendi raporunda Adıyaman ve İzmir Halıköy işletmelerinin bulunduğu bölgelerde "yüksek fiziksel su stresi" tespiti yer aldı.
Samsun'daki tesis için ise "Derin deniz deşarjı kaynaklı denizel ekosistem etkileşimi" ifadesi kullanıldı. Ancak raporun ilgili bölümünde deşarjın içeriği, miktarı ve deniz ekosistemindeki ölçülmüş etkileri kendine yer bulamadı.
SINIRLARINI GENİŞLETİYORCengiz Holding'in madencilik faaliyetleri rapordaki sekiz işletmeyle sınırlı değil. Eti Bakır, Eylül ayında Rize'nin Ardeşen ilçesine bağlı Tunca yakınlarındaki 1198 hektarlık maden arama sahasının ihalesini 18 milyon 100 bin TL bedelle aldı.
Daha önce halkın tepkisiyle iptal edilen ihale yeniden düzenlendi ve saha şirketin yeni arama alanları arasına girdi.
Şirket, yine Eylül ayında Sinop, Elazığ ve Çanakkale'deki yeni üretim sahaları ile Samsun'daki kapasite artışını kapsayan 2,2 milyar dolarlık yatırım programını duyurdu.
Doğa dostu söylemi büyürken maden sahalarının sınırları da genişledi.
ORMANIN YERİNİ TUTMAZCengiz Holding'in şirketi Eti Bakır'ın ağaçlandırma faaliyetlerini "ekosistem restorasyonu" olarak sunması, doğal ormanlarla sonradan dikilen fidanlar arasındaki farkı yeniden gündeme getirdi.
Ormancılık Politikası Uzmanı Prof. Dr. Erdoğan Atmış, ülkedeki orman alanlarının artışında ağaçlandırmadan çok doğal süreçlerin etkili olduğuna dikkat çekti.
Atmış'ın aktardığı Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün (FAO) 2025 verilerine göre Türkiye'de 1940'lı yıllardan 2025'e kadar ağaçlandırmayla kazanılan orman alanı yalnızca 755 bin hektarda kaldı. Bu miktar toplam orman alanlarının yalnızca yüzde 3,3'üne karşılık.
Ormanların geri kalan büyük bölümü ise doğal süreçlerle oluşuyor. Atmış, "Aslolan doğal olan ormanı korumak. Dikilen fidanlara doğal orman diyemeyiz. Doğalı yok edip fidan dikerek 'ağaçlandırdık' diyerek kandırıyorlar insanları" şeklinde konuştu.
Kaynak: Birgun