İçeriğe geç
  • Dolar 49,4313 ▲ %0,04
  • Euro 55,2967 ▲ %0,18
  • Sterlin 65,4444 ▲ %0,32
  • Gram Altın 6.522,54 ▲ %0,03
  • Çeyrek Altın 10.638,21 • %0,00
  • Gümüş 88,40 ▼ %0,01
  • Bitcoin 4.032.830 ▼ %2,03
  • BIST 100 12.118,29 ▼ %1,08

Politika

CHP BARTIN MİLLETVEKİLİ AYSU BANKOĞLU: "AMASRA'DA YAŞANANLARIN HESABI SORULACAK, BİZİM İSTEĞİMİZ İNTİKAM DEĞİL ADALETTİR"

CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, 14 Ekim 2022'de 43 madencinin hayatını kaybettiği Amasra maden faciasının 4'üncü yıl dönümünde TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, ihmaller zincirinin aydınlatılması ve tüm sorumluların hesap vermesi çağrısında bulundu. Yargılama sürecindeki cezasızlık tartışmalarına tepki gösteren Bankoğlu, "Bizim isteğimiz intika

CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, Amasra maden faciasının 4'üncü yıl dönümünde TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, 43 madencinin hayatını kaybettiği faciaya ilişkin ihmalleri, yargılama sürecini ve sorumluların hesap vermesi konusundaki tartışmaları gündeme taşıdı. Facianın önlenebilir olduğunu savunan Bankoğlu, geçmişte yapılan uyarıların dikkate alınmadığını belirterek tüm sorumluların ortaya çıkarılmasını istedi.

"O AKŞAMDAN SONRA BABALAR GERİ GELEMEDİ"

14 Ekim 2022'de yaşanan faciada hayatını kaybeden madencileri anan Bankoğlu, geride kalan ailelerin yaşadığı acının aradan geçen dört yıla rağmen dinmediğini söyledi.

Bankoğlu, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

"Dört yıl önce bugün Amasra'da yerin yüzlerce metre altında hayatını kaybeden 43 maden şehidimizi saygı ve rahmetle anıyorum. 14 Ekim 2022 akşamında o 43 evde zaman durdu. O akşamdan sonra babalar geri gelemedi, eşlerin telefonları açılmadı, annelerin, babaların, kardeşlerin yüreğindeki yangın sönmedi ve hiçbir resmî açıklama, hiçbir taziye mesajı da bu acıyı dindirmedi; dindiremez de zaten."

Ailelerin temel talebinin adalet olduğunu vurgulayan Bankoğlu, "Bu insanlar sadece adalet istediler ama adalet de maalesef göçük altında kaldı. Buradan maden şehitlerimizin ardından hayata tutunmaya çalışan eşleri, çocukları, anneleri, babaları, bütün maden şehit ailelerimizi saygıyla selamlıyorum. Acınızı unutmadık, sorularınızı unutmadık, adalet talebinizi unutmadık" diye konuştu.

"AMASRA'DA YAŞANANLAR DOĞAL BİR FELAKET DEĞİLDİ"

Facianın önlenebilir olduğuna dikkat çeken Bankoğlu, madencilikte risklerin bilinmesinin gerekli tedbirleri alma sorumluluğunu da beraberinde getirdiğini ifade etti. Geçmiş maden facialarına ve hazırlanan raporlara işaret eden Bankoğlu, uyarıların dikkate alınmadığını savundu.

Bankoğlu, "Peki, 43 madencimiz neden hayattan koparıldı? Amasra'da yaşananlar doğal bir felaket değildi, maden işinin fıtratıysa hiç değildi çünkü bir işte riskin varlığını bilmek o riski yönetme sorumluluğunu da beraberinde getirir" dedi.

Tehlikelerin öngörülmesi, önlem alınması ve denetimlerin eksiksiz yapılması gerektiğini belirten Bankoğlu, yıllar boyunca maden kazalarına ilişkin uyarılar yapıldığını, raporlar hazırlandığını ve komisyonlarda alınması gereken tedbirlerin anlatıldığını kaydetti.

Soma, Kozlu, Ermenek ve Amasra'da yaşanan faciaları hatırlatan Bankoğlu, "Ancak bu ülkede Soma'nın ardından Kozlu'yu, Ermenek'i, Amasra'yı yaşadık. 1 Ekim'de Soma'da 5 madencimizi kaybettik. Madencilerimiz hayatlarını kaybetmeye devam ediyor" ifadelerini kullandı.

Amasra'daki sürece ilişkin eleştirilerini sürdüren Bankoğlu, "Amasra'da da raporlar çekmecede bekletildi, uyarılara kulak kapatıldı, işçiye üretim baskısı yaptırıldı; önlem alınması gerekirken hiçbir şey yapılmadı. Maden ocağı liyakatsiz, iş bilmez kadrolara emanet edildi ve sonrası malum, 43 canımızı, maden işçimizi şehit verdik" diye konuştu.

Bankoğlu, hükümetlerin sorumluluğunun kazaların ardından açıklama yapmakla sınırlı olmadığını belirterek, "Bir hükümetin görevi işçiler öldükten sonra taziye mesajı yayınlamak değildir ya da Erdoğan'ın yaptığı gibi, bir insanın ölümünü 'kader, fıtrat' diyerek iki kelimeye sığdırmak değildir, atanmış bakanların koltuklarına zeval gelmesin diye krizleri yönetip açıklama yapmak da değildir; bir hükûmetin görevi, o ölümlere giden yolu kapatmaktır" ifadelerini kullandı.

"ASIL SORUMLULAR DAVADA KORUNUP KOLLANDI"

Faciaya ilişkin sorumluluk tartışmalarına ve yargılama sürecine tepki gösteren Bankoğlu, sorumluluğun farklı kurum ve yöneticiler arasında paylaştırıldığını, asıl sorumluların hesap vermediğini öne sürdü.

Bankoğlu, "Amasra'da facianın acısı yetmezmiş gibi bir de sorumluluk tartışması başladı: 'Bakanlık mı sorumlu, Teftiş Kurulu mu sorumlu, yoksa Türkiye Taş Kömürü mü sorumlu, Amasra Müessesesi mi sorumlu, yöneticiler mi, yoksa hayatını kaybeden işçiler mi kusurlu?' diye utanmadan aranızda top çevirdiniz" dedi.

Dava sürecine ilişkin eleştirilerini de dile getiren Bankoğlu, "Dava başladı, resmî devlet raporlarına rağmen asıl sorumlular davada korunup kollandı, üç beş bürokrat göstermelik mahkemeye çıkarıldı, ödül gibi cezalarla uğurlandılar" ifadelerini kullandı.

"BİZİM İSTEĞİMİZ İNTİKAM DEĞİL ADALETTİR"

Cezasızlık ikliminin sona ermesi gerektiğini belirten Bankoğlu, adaletin ancak ihmallerin ortaya çıkarılması ve sorumluların hesap vermesiyle sağlanabileceğini söyledi.

Bankoğlu, "Bizim isteğimiz, intikam değil adalettir değerli arkadaşlar. Bizim isteğimiz gerçeklerin ortaya çıkarılmasıdır. Bizim isteğimiz bu ülkede artık hiçbir maden işçisinin evinden helalleşerek çıkmak zorunda kalmamasıdır. Bizim isteğimiz bu cezasızlık ikliminin artık sona ermesidir çünkü adalet tüm sorumlular hesap vermeden gerçekleşmez" diye konuştu.

Hiçbir makamın veya siyasi yakınlığın adaletin önüne geçmemesi gerektiğini vurgulayan Bankoğlu, "Hiç kimsenin de makamı, unvanı, siyasi yakınlığı adaletin önüne geçmemelidir ve geçemez. En önemlisi, bir madencinin hayatı bir AKP'li bürokratın kariyerinden daha değersiz olamaz ve değildir de" ifadelerini kullandı.

"MADENCİLERİN ÇOCUKLARI BABALARINI FOTOĞRAFLARINDAN TANIYOR"

Facianın geride bıraktığı toplumsal ve insani sonuçlara da değinen Bankoğlu, hayatını kaybeden madencilerin çocuklarının babalarını fotoğraflarından tanımak zorunda kaldığını belirtti.

Bankoğlu, "Amasra'yı anlamak için aslında mahkeme dosyasına bakmak tek başına yetmez. Madencilerimizin ardında kalan çocuklarımız babalarını fotoğraflarından tanıyorlar, mezar başında toprağı öperek babalarını arıyorlar" dedi.

Madencilerin ailelerine karşı toplumsal bir sorumluluk bulunduğunu dile getiren Bankoğlu, bu sorumluluğun yalnızca anma törenleri ve açıklamalarla yerine getirilemeyeceğini kaydetti.

Bankoğlu, "Bizler bu ülkenin emekçilerine, maden işçilerine, onların çocuklarına en azından adalet borçluyuz ve bu borç afili mesajlarla ya da yılda bir kez taziye törenlerine katılmakla ödenemez. Bu borç gerçeği ortaya çıkarmakla, sorumluları hesap vermeye zorlamakla ve çalışma koşullarını değiştirmekle ve aynı acının bir daha yaşanmaması için gereğini yapmakla ödenir" ifadelerini kullandı.

"BU BARETLER ARTIK TOPRAK ALTINDA KALMAYACAK"

Amasra faciasının dördüncü yılında hâlâ yanıt bekleyen sorular bulunduğunu belirten Bankoğlu, yaşananları bir yönetim sorunu olarak değerlendirdi. İşçilerin uyarılarının dikkate alınmaması ve insan hayatı yerine üretim hedeflerinin öne çıkarılmasının yeni facialara zemin hazırlayabileceğini savundu.

Bankoğlu, "Bugün Amasra'nın 4'üncü yıl dönümünde hâlâ aynı soruların peşinden gidiyoruz maalesef; bu bir yönetim sorunudur değerli arkadaşlar ve siz işçinin sesini duymaz, uyarıları dikkate almaz, liyakatli olmazsanız, bilançoyu insan hayatından önemli görmeye devam ederseniz benzer acıları davet etmekten başka hiçbir şey yapamazsınız; kurduğunuz düzen bu ve biz bu düzeni kabul etmiyoruz" diye konuştu.

Konuşmasının sonunda adalet çağrısını yineleyen Bankoğlu, "Bu kürsüden bir kez daha söylüyorum: Amasra'da yaşananların hesabı sorulacaktır. Sadece doğrudan sorumlular değil, tüm sorumlular, ihmaller zincirindeki tüm sorumlular ortaya çıkacak ve bu baretler artık toprak altında kalmayacak" ifadelerini kullandı.

Kaynak: Cumha

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…