İçeriğe geç
  • Dolar 49,1816 ▲ %0,08
  • Euro 55,4440 ▲ %0,46
  • Sterlin 65,3697 ▲ %0,64
  • Gram Altın 6.600,19 ▲ %0,90
  • Çeyrek Altın 10.795,96 ▲ %0,51
  • Gümüş 97,24 ▲ %0,73
  • Bitcoin 4.235.173 ▲ %0,04
  • BIST 100 12.376,16 ▼ %0,54

Dünya

ABD'de kadın öğrenciye toplu cinsel saldırı: Cornell Üniversitesi'nde binlerce öğrenci ayakta

ABD'de Cornell Üniversitesi'nde bir kadın öğrencinin birden fazla kişi tarafından cinsel saldırıya maruz bırakıldığını belirtmesinin ardından açılan dava, üniversitenin dosyadaki 7 öğrenci hakkında verdiği yaptırımları tartışmanın merkezine taşıdı. İki öğrenci okuldan atılırken, bazıları hakkında uzaklaştırma kararı verildi; iki kişi için ise iletişim yasağı

Diren Deniz Sarı

ABD'nin önde gelen üniversitelerinden Cornell, eski bir kadın öğrencinin 2024'te üniversiteye bağlı Chi Phi "kardeşlik örgütünün" evinde uyuşturucu ve alkol verilerek birden fazla kişi tarafından cinsel saldırıya maruz bırakıldığının ortaya çıkmasının ardından protestoların merkezine dönüştü.

Üniversitenin 7 öğrenci hakkında verdiği yaptırımların bir bölümünün "eğitim modülleri" ve "değerlendirme yazılarıyla" sınırlı kalması tepki çekerken, bini aşkın kişi kampüste yürüdü.

Sosyal medyada ise kadının kimliğini açığa çıkarma girişimlerine karşı #IamJaneDoe etiketiyle dayanışma kampanyası başlatıldı.

ABD'nin New York eyaletindeki Cornell Üniversitesi'nde 2024 yılında yaşandığı belirtilen toplu cinsel saldırıya ilişkin tartışmalar, eski bir öğrencinin eylül ayında açtığı hukuk davasıyla yeniden gündeme geldi.

Kimliğini korumak amacıyla dava dosyasında "Jane Doe" adıyla yer alan kadın, Ekim 2024'te Chi Phi adlı üniversite kardeşlik örgütünün evinde alkol ve ketamin verildikten sonra rıza gösteremeyecek durumdayken birden fazla kişi tarafından cinsel saldırıya maruz bırakıldığını belirtti.

Olay sırasında 20 yaşında olan kadın, açtığı davada 7 Chi Phi üyesinin yanı sıra Cornell Üniversitesi'ni, kardeşlik örgütünü, bir barı ve üyesi olduğu kız öğrenci topluluğunu da davalı olarak gösterdi.

Kadın, üniversitenin yaşananların ardından kendisini korumakta ve sorumlular hakkında yeterli işlem yapmakta başarısız olduğunu belirtti. Dosyada adı geçen erkekler ise suçlamaları reddetti.

POLİSE BAŞVURDU, CEZA DAVASI AÇILMADI

Genç kadın, olaydan birkaç hafta sonra Cornell Üniversitesi Polis Departmanı'na başvurdu. Bunun üzerine hem kolluk birimleri hem de üniversite tarafından ayrı soruşturmalar yürütüldü.

Ancak Tompkins County Savcılığı o dönem ceza davası açmadı. Dosyanın yeniden gündeme gelmesinin ardından kadının polisle yaptığı görüşmede anlattıkları ile savcılığa iletilen kayıtlar arasındaki farklılıklar tartışma konusu oldu.

New York Valisi Kathy Hochul da ilk soruşturmanın yürütülme biçimine ilişkin ciddi soru işaretleri bulunduğunu belirterek dosyaya müdahil oldu. Soruşturmanın yeniden açılmasının ardından Hochul, New York Başsavcısı Letitia James'i özel savcı olarak görevlendirdi.

7 ÖĞRENCİYE VERİLEN CEZALAR ORTAYA ÇIKTI

Cornell'un Title IX kapsamında yürüttüğü üniversite içi soruşturmaya ilişkin binden fazla sayfalık kaydın kamuoyuna yansımasıyla 7 öğrenci hakkında verilen yaptırımlar da ayrıntılandı.

Üç kişilik üniversite heyeti, 7 kişiden 2'sini cinsel saldırıdan sorumlu bularak okuldan attı.

İki öğrenci ise okuldan atılmadı. Bunlardan biri iki yıl, diğeri üç dönem uzaklaştırıldı. Her ikisine de dönüşlerinin ardından disiplin gözetimi uygulanmasına karar verildi. Bu iki kişiye ayrıca kadınla iletişim kurmama, cinsel taciz konusunda çalışma yapma ve "reflection paper" olarak adlandırılan değerlendirme yazıları hazırlama yükümlülükleri getirildi.

Dosya sonuçlanmadan önce mezun olan bir başka kişinin ise üç yıl boyunca Cornell kampüsüne girmesi yasaklandı.

En fazla tartışma yaratan yaptırımlar ise diğer iki kişi hakkında verilen kararlar oldu. Bu kişiler okuldan atılmadı ya da uzaklaştırılmadı. Kadınla iletişim kurmamaları istendi; cinsel taciz, sosyal medya kullanımı ve olaya müdahale konusunda eğitim modüllerini tamamlamaları ve değerlendirme yazıları hazırlamaları kararlaştırıldı. Üniversite kayıtlarında bu kişilerden birinin "cinsel sömürüye teşebbüsten" sorumlu bulunduğu da yer aldı.

"SADECE ÖDEV YAZDILAR"

Üniversitenin bazı kişiler için okuldan atma ya da uzaklaştırma yerine eğitim programları ve değerlendirme yazıları öngörmesi, dava dosyasının kamuoyuna yansımasının ardından büyük tepki topladı.

Sosyal medyada ve öğrenci protestolarında bazı kişilerin toplu cinsel saldırı dosyasındaki rolleri nedeniyle "yalnızca essay yazmakla" cezalandırıldığı yönündeki ifadeler yaygınlaştı.

Cornell yönetimi ise buna itiraz etti. Üniversite, hiçbir kişiye "yalnızca yazı yazma" cezası verilmediğini; söz konusu değerlendirme yazılarının iletişim yasağı, eğitim modülleri, uzaklaştırma ve disiplin cezaları gibi başka yaptırımlarla birlikte uygulandığını savundu. Bununla birlikte iki kişi açısından üniversiteden uzaklaştırma ya da okuldan atma yaptırımı uygulanmamış olması öğrencilerin tepkisini dindirmedi.

Bu tepki, kampüsteki eylemlerin en dikkat çekici sloganlarından birine de yansıdı. Öğrenciler, "Prison sentences, not topic sentences" ifadelerinin yer aldığı pankartlar taşıdı.

BİNDEN FAZLA KİŞİ KAMPÜSTE YÜRÜDÜ

Dava ve disiplin kararlarının ayrıntılarının ortaya çıkmasının ardından Cornell'da geniş çaplı protestolar başladı.

Yaklaşık 20 öğrenci örgütünün çağrısıyla 5 Ekim'de düzenlenen "Justice for Survivors" eyleminde öğrenciler, akademisyenler ve Ithaca kentinden destekçiler bir araya geldi. Reuters, yürüyüşe katılımın bin kişi veya daha fazla olduğunu aktardı.

Eylemciler üniversitenin cinsel saldırı vakalarına ilişkin uygulamalarının bağımsız biçimde soruşturulmasını, cinsel saldırılarda uygulanacak asgari disiplin yaptırımlarının standartlaştırılmasını ve üniversite polislerine cinsel şiddet başvurularında travma odaklı eğitim verilmesini istedi.

Göstericiler ayrıca olayda sorumluluğu bulunduğu tespit edilen kişilerin okuldan atılması, mezun olanların diplomalarının geri alınması ve Cornell Başkanı Michael Kotlikoff ile bazı yöneticilerin istifa etmesi yönünde çağrılar yaptı.

Yürüyüş sırasında "Justice for Jane Doe" ve "We Stand for Survivors" pankartları taşınırken, "No justice, no peace" sloganları atıldı.

SOSYAL MEDYADA 'BEN JANE DOE' DAYANIŞMASI

Cornell'daki olay kampüs sınırlarını aşarak sosyal medyada da ülke çapında gündem oldu.

Kadının gerçek kimliğini bulmaya ve kamuoyuna açıklamaya çalışan sosyal medya kullanıcılarının ortaya çıkmasının ardından çok sayıda kadın #IamJaneDoe — "Ben Jane Doe'yum" etiketiyle paylaşım yaptı.

Kampanyaya katılan kadınların bir bölümü kendi cinsel saldırı deneyimlerinden söz ederken, bir bölümü de Jane Doe'nun kimliğini açıklamak zorunda bırakılmaması gerektiğini vurguladı.

Dayanışma kampanyasında kadınlar, kimliğini araştıranlara karşı kendilerini "Jane Doe" olarak tanıtarak gerçek kişinin hedef haline getirilmesini zorlaştırmaya çalıştı. Reuters'ın aktardığına göre kampanya özellikle Jane Doe'nun ismini bulmaya yönelik çevrimiçi girişimlerin ardından büyüdü.

KİMLİĞİNİ AÇIKLAMA GİRİŞİMİ TEPKİ ÇEKTİ

Bağımsız gazeteci ve yorumcu Michael Tracey de sosyal medyada kadının gerçek kimliğinin açıklanması gerektiğini savunan isimlerden biri oldu.

Tracey, 2 Ekim'de kadına ait olduğunu ileri sürdüğü bir ismi yayımladı ancak paylaşımı kısa süre sonra kaldırdı. Reuters söz konusu ismin gerçekten davacı kadına ait olduğunu doğrulayamadı.

Paylaşım, sosyal medyada büyük tepki çekerken #IamJaneDoe kampanyasının daha da yayılmasına neden oldu.

Tracey ise kimliği araştırmasını "gazetecilik faaliyeti" olarak savundu ve kimseye yönelik taciz veya tehdit çağrısı yapmadığını söyledi.

KADINA DAVAYI GERİ ÇEKMESİ İÇİN TEHDİTLER

Jane Doe'nun avukatı Thomas Giuffra, sosyal medyada yaşananların kimliği ortaya çıkarma girişimleriyle sınırlı kalmadığını açıkladı.

Giuffra, kadının açtığı davayı geri çekmemesi halinde zarar verileceğine yönelik birden fazla tehdit aldığını söyledi. Kendisine de tehditler yöneltildiğini belirten avukat, Jane Doe'nun çevrimiçi saldırılar nedeniyle zor durumda olduğunu aktardı.

Kadının kimliğini bulmaya çalışanların bazı başka kadınları da yanlışlıkla Jane Doe olarak hedef gösterdiği bildirildi.

CORNELL'DA HER ÜÇ KADINDAN BİRİ CİNSEL ŞİDDET BİLDİRDİ

Tartışmalar sürerken Cornell'un kendi araştırmalarındaki veriler de yeniden gündeme geldi.

Üniversitenin 2025'te yaptığı ankete göre lisans öğrencisi kadınların yüzde 35'i Cornell'a geldikten sonra zor kullanma ya da kişinin rıza veremeyecek durumda olmasıyla bağlantılı rıza dışı cinsel temas yaşadığını bildirdi. Aynı oran 2021'de yüzde 20 olarak ölçülmüştü.

Öğrenciler, Chi Phi dosyasının bu nedenle tek başına ele alınamayacağını, kampüsteki cinsel şiddet ve üniversite yönetiminin buna verdiği yanıtın daha geniş bir sorun olduğunu savunuyor.

"TECAVÜZCÜLER KORUNUYOR, PROTESTOCULAR OKULDAN ATILIYOR"

Kitlesel protestonun düzenlendiği 5 Ekim'in erken saatlerinde Cornell'un ana yönetim binası Day Hall da bir grup aktivistin eylemine sahne oldu.

Binanın girişindeki camlar kırıldı ve duvarlara üniversite yönetimini hedef alan sloganlar yazıldı.

Duvarlardan birine, "Cornell'da tecavüzcüler korunuyor, protestocular okuldan atılıyor" mesajı yazıldı. Aktivistler, eylemi yalnızca Jane Doe dosyasına değil, cinsel şiddetin cezasız kalmasına yol açtığını savundukları kurumsal yapılara karşı gerçekleştirdiklerini açıkladı.

Mesaj, Cornell yönetiminin geçmişte Filistin'e destek eylemlerine katılan bazı öğrenciler hakkında uyguladığı ağır disiplin yaptırımlarıyla Chi Phi dosyasındaki yaptırımlar arasında öğrenciler tarafından yapılan karşılaştırmaya da işaret etti.

DOSYA ÖZEL SAVCIYA DEVREDİLDİ

Tepkilerin büyümesinin ardından 2024'te cezai kovuşturmaya dönüşmeyen soruşturma yeniden açıldı.

Tompkins County Bölge Savcısı Matthew Van Houten, delillerin büyük jüriye sunulacağını duyurdu. Ancak New York Valisi Kathy Hochul, yerel savcılığın süreci tarafsız biçimde yürüteceğine ilişkin güvenini kaybettiğini belirterek New York Başsavcısı Letitia James'i özel savcı olarak görevlendirdi.

James, soruşturmanın kapsamlı ve tarafsız biçimde yürütüleceğini bildirdi.

Dosya aynı zamanda New York'taki cinsel saldırı yasalarını da yeniden tartışmaya açtı. Mevcut düzenlemelerde kişinin kendi isteğiyle alkol veya uyuşturucu madde aldıktan sonra rıza veremeyecek duruma geldiği vakaların cezai soruşturulmasında ortaya çıkan hukuki engeller nedeniyle eyalet yasalarının değiştirilmesi yönünde çağrılar yapıldı.

CORNELL YÖNETİMİ: DAHA İYİSİNİ YAPMALIYIZ

Tepkilerin ardından Cornell Üniversitesi Başkanı Michael Kotlikoff da üniversite topluluğuna seslendi.

Kotlikoff, üniversitenin daha iyisini yapması gerektiğini kabul ederek olayın Cornell dışındaki bağımsız bir yapı tarafından incelenmesine destek verdi. Üniversite yönetimi ayrıca cinsel saldırı bildirimlerinin ele alınma biçimi, şeffaflık ve öğrencilere sunulan destek mekanizmalarının yeniden değerlendirileceğini açıkladı.

Kotlikoff, üniversitedeki kardeşlik ve kız öğrenci topluluklarından oluşan "Greek life" sisteminin rolünün de yeniden ele alınacağını söyledi.

Cornell'daki tartışma böylece yalnızca 2024'te yaşandığı belirtilen cinsel saldırıyla sınırlı kalmadı. Üniversitenin disiplin sistemi, kolluk birimlerinin cinsel şiddet başvurularındaki tutumu, kampüslerdeki kardeşlik örgütlerinin rolü, mağdurların kimliklerinin korunması ve cinsel saldırı vakalarında üniversitelerin sorumluluğu da yeniden tartışmanın merkezine yerleşti.

Kaynak: Birgun

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…