AYM önünde erişim engellerine karşı eylem: "İfade özgürlüğü yoksa geriye hiçbir şey kalmaz!"
YENİ Parti'nin çağrısı, siyasi partiler, meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla sosyal medya hesaplarına yönelik erişim engellerine tepki için Anayasa Mahkemesi önünde eylem yapıldı. YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Anayasa Mahkemesi'ne erişim engeline ilişkin düzenlemenin yürütmesinin durdurulması ve iptali çağrısında bulun
YENİ Parti'nin çağrısıyla sosyal medya hesaplarına yönelik erişim engellerine ilişkin Anayasa Mahkemesi (AYM) önünde eylem yapıldı.
Yüzlerce yurttaşın katıldığı eylemde "Sansüre hayır" ve "Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz" sloganları atıldı. YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Utku Çakırözer'in sunumunu yaptığı eylemde konuşan YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, "Düzene itirazım var dediği için, muhalif olduğu için engellenmeye, susturulmaya çalışılan binlerce, on binlerce yürek burada" dedi.
Konvansiyonel medyaya uzun süredir "yandaşlaştırma operasyonu" yapıldığını, bu süreçte de sosyal medyanın giderek etkinlik kazandığını söyleyen Günaydın, temmuz ayında yapılan düzenlemeyle erişim engelleri ve içerik çıkartılması konusunda Bilgi Teknolojileri Kurumu'nun yetkisinin Siber Güvenlik Kurumu'na aktarıldığını ifade etti.

"İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ YOKSA GERİYE HİÇBİR ŞEY KALMAZ"
Siber Güvenlik Kurumu Başkanı'nın bir sitenin engellenmesi veya bir içeriğin çıkartılması kararını tek başına verebildiğini belirten Günaydın, bu kararın muhataplarına tebliğ edilmesinden itibaren 4 saat içerisinde gereğinin yapılmak zorunda olduğunu söyledi. Günaydın, "Mahkeme teminatı var işte. Neymiş o? 24 saat içerisinde sulh ceza hakimliğine gidecek, 48 saat içerisinde de sulh ceza hakimlikleri karar verecek. Bunun gerçek bir tarafsız, bağımsız mahkeme teminatı olmadığını hepimiz biliyoruz" dedi.
"Binlerce, on binlerce hesap engellendi" diyen Günaydın, düzenlemeyi Anayasa Mahkemesi'ne taşıdıklarını belirterek, "Biz buradan Anayasa Mahkemesi'ne sesleniyoruz. Öncelikle burayı, bu konuyu ele al, yürürlüğünün durdurulmasına karar ver ve gecikmeksizin de iptal et. Çünkü basın özgürlüğü yoksa, ifade özgürlüğü yoksa geriye hiçbir şey kalmaz. Türkiye'yi sansürle susturamazsınız" diye konuştu.
HESAPLARI ENGELLENEN KULLANCILAR KONUŞTU
İfade Özgürlüğü Derneği adına konuşan hukukçu Kerem Altıparmak, "AYM'de erişim engellemelerine ilişkin bine yakın başvurumuz var. Herkes Engelliweb'ten dolayı İfade Özgürlüğü Derneği'ni biliyor, çünkü erişim engellemelerini ve içerik çıkarmalarını raporluyoruz" dedi.
Altıparmak, çok sayıda gazeteciyi ve vatandaşı erişim engelleri nedeniyle savunduklarını, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde de başvurularının bulunduğunu belirtti.
Gazeteciler Cemiyeti'nden aynı zamanda hesabı da engellenen Özlem Akarsu Çelik, kamu yararına iş yaptıkları için seslerinin kısıldığını söyledi. Çelik, "Biz meslek örgütleri olarak sansüre hiçbir zaman boyun eğmedik, eğmeyeceğiz" dedi.
GAZETECİ ÇELİK: "BİZ TOPLUMUN HAFIZASIYIZ"
Çelik, gazetecilerin hesaplarının kişisel hesap olarak düşünülmemesi gerektiğini belirterek, "Biz toplumun hafızasıyız aynı zamanda. Hem bizim sesimizi duyurmamızı engelliyorlar hem de yan yana gelmemizi engelliyorlar. O yüzden burada bir arada olmamız çok kıymetli" ifadelerini kullandı.
Türkiye Gazeteciler Sendikası Ankara Şube Başkanı Sinan Tartanoğlu da sosyal medya hesaplarının engellenmesiyle "bir bilginin gizlenmesi ve insanların sorgulama yeteneklerinin köreltilmesi"nin amaçlandığını söyledi. Gazetecilerin haber yaparken ve sosyal medya paylaşımı gerçekleştirirken insanlara zarar vermek istemediğini belirten Tartanoğlu, "Halkın çıkarına neler olduğunu sorguluyoruz. Sadece haber paylaşmak istiyoruz ve bu haberlerle insanların bir yerlere soru işareti koymasını sağlamaya çalışıyoruz" diye konuştu.

TGS YÖNETİCİSİ TARTANOĞLU: "GAZETECİLİĞİ TOPLUM İÇİN YAPIYORUZ"
Tartanoğlu, özgürce soru sorabilmek, sorunun doğru cevabını alabilmek ve bu cevabı halka aktarmak istediklerini ifade ederek, mücadelelerini sürdüreceklerini söyledi. Gazetecilere yönelik soruşturma ve davalara da değinen Tartanoğlu, gazeteci Derya Okatan'ın Ankara'da evinden gözaltına alındığını ve İstanbul'a götürüldüğünü belirtti. Tartanoğlu, Okatan için Adalet Bakanlığı önünde yapılacak eyleme ilişkin, "Gazetecilik suç değildir diyeceğiz. Sosyal medyada da suç değildir, haberini yaparken de televizyonda da eleştirirken de suç değildir çünkü biz bu işi hem kendimiz hem toplum için yapıyoruz" ifadelerini kullandı.
KAOS GL Genel Yayın Yönetmeni Yıldız Tar, web sitelerinin üç kez, sosyal medya hesaplarının ise çok sayıda kez engellendiğini belirterek, "LGBT propagandası yapıyorsunuz" gerekçesiyle erişim engeli getirildiğini söyledi. Tar, "Şunu en başta söyleyeyim, hiç kimseyi LGBTİ+ yapmaya çalışmıyoruz, zaten bu mümkün değil. Zaten biz doğduğumuz gibi, olduğumuz gibi insan onuruna yaraşır bir hayat için mücadele ediyoruz" dedi. Tar, LGBTİ+'ların haklarının savunulmaması halinde benzer sorunların toplumun tamamını etkileyebileceğini ifade etti.
Dicle Fırat Gazeteciler Derneği'nden Selman Güleryüz de Mezopotamya Ajansı'nın Ankara temsilcisi olduğunu ve 44 defa engellendiğini belirterek, erişim engellerinin toplumun haber alma hakkına yönelik temel bir engel olduğunu söyledi.
Hesabı engellenen Prof. Dr. Barış Övgün, "Ben de binlerce mağdurdan biriyim. Ama neden engellendiğimi bilmiyorum. Mahkeme kararına ulaşamadım. Eğer bir ülkede çiçekler açsın istiyorsanız bu yaptığınız yapay zeka videolarıyla olmaz. Bu düşünce ve ifade özgürlüğünü, kamudaki herkesin, gazetecinin akademisyenin siyasetçinin konuşabildiği bir ortamı yaratmak ile olur. Maalesef o ortamdan çok uzağız. Maalesef bu ortam gitgide artacak. Buna karşı burada olan herkese destek veren herkese sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum" dedi.
Hesabı engellenen psikolog Kıvılcım Kuran, bireyin ve toplumun ruh sağlığı ile iyi olma hali üzerine yazdığını söyledi. Kuran, "İnsanların kendini güvende hissetmesini, iyi hissetmesini istiyorum, toplumun da kendini iyi hissetmesini istiyorum ama görüyorum ki insanlar kendini iyi hissetmiyor. Ben de iyi hissetmiyorum, ben de kendimi güvende hissetmiyorum" dedi. Eyleme katılacağı için yakınlarının kendisi adına endişelendiğini anlatan Kuran, "Yakınlarım benim için endişelendi, 'Oraya gitme, başına iş açarsın, seninle uğraşırlar' dediler. Yakınlarımın haksız çıkması için, bugün bunun değişmesi için buradayım" diye konuştu.
PSİKOLOG KURAN: "MAKBUL VATANDAŞ DEĞİLSEN SUS"
Kuran, hesabının "müstehcenlik" gerekçesiyle engellendiğini belirterek, "LGBTİ+'ların da aileleri var diye yazdım sadece" dedi.
Kartalkaya'da yaşamını yitirenlere ilişkin yaptığı paylaşımlara da değinen Kuran, Kıvanç ve Burcu Güngör ile 14 ve 5 yaşındaki çocuklarının hayatını kaybettiğini belirterek, Soma'dan Kartalkaya'ya kadar yaşanan acılar, denetlenmeyen oteller ve cezasızlık hakkında yazdığını söyledi. Fon krizine ilişkin de yazdığını belirten Kuran, "Bu fon krizi bir toplumsal çöküştür dedim. Siyasiler, bürokratlar ifadeye dahi çağrılmıyor. Ben güvende hissetmiyorum kendimi dedim. Bir vatandaş olarak benim başıma ne geleceğinden emin değilim dedim" ifadelerini kullandı. Hesabının bu nedenlerle engellendiğini düşündüğünü belirten Kuran, "Konuşamıyorsunuz, anlatamıyorsunuz, duyulmuyorsunuz. Sanki devlet bize diyor ki makbul vatandaş değilsen sus. Bu böyle olmaz. Bu toplumsal sağlık için iyi değil" dedi. Kuran, mevzuatın yürütmesinin durdurulmasını istedi.
EŞİK'TEN DEMİRAY: "DEMOKRASİ İÇİN ÇOK AĞIR BİR HASAR"
Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) adına konuşan Nezahat Demiray, kadın örgütleri, gazeteciler, hak savunucuları ve Türkiye'deki büyük haber platformlarından birinin sayfasının kapatılmasına dikkat çekti.
Demiray, "Bu sadece bir sosyal medya hesabının kapatılması değil çünkü bir sesimizle bütün kadınlar için yükseltiyoruz" dedi. Nafaka hakkı elinden alınan kadınlardan, yaşam hakları elinden alınan kadınlara, mezarlarda öldürülen çocuk işçilere ve Kaz Dağları'nda çevreyi, suyu savunan hak savunucularına kadar farklı kesimlerin sesinin kesilmesine karşı çıktıklarını söyledi. Bütün bunların "demokratik bir gerilemeye" işaret ettiğini belirten Demiray, "Erişim engeli sansür demektir. Bu yapısal bir ihlal demektir ve demokrasi için çok ağır bir hasardır" dedi.
Demiray, erişim engellerinin derhal son bulması gerektiğini belirterek, "Sosyal medya hesaplarımıza, hayallerimize ve hayatlarımıza sahip çıkıyoruz" ifadelerini kullandı.
TPD GENEL BAŞKANI CANDANSAYAR: "LGBTİ+ BİREYLERİN HASTA İNSANLAR OLMADIKLARINI SÖYLÜYORUZ"
Türkiye Psikiyatri Derneği Genel Başkanı Selçuk Candansayar, TPD'nin binlerce psikiyatristin üye olduğu bir dernek olduğunu belirterek konuşmasına başladı. Candansayar, insanların cinselliklerinin onların hakları, özel hayatlarının ve kimliklerinin bir parçası ve onuru olduğunu söyledi.
"Bizi de 'müstehcenlik' nedeniyle erişime engellediler" diyen Candansayar, şöyle konuştu:
"İnsanların cinselliklerinin onların hakları olduğunu, onların özel hayatlarının olduğunu, onların kimliklerinin bir parçası ve onuru olduğunu söylüyoruz. Bizi de 'müstehcenlik' nedeniyle erişime engellediler. Düşünün ruh sağlığı ya da cinselliğin kendisinin müstehcen bulunduğu bir toplumda yaşamak isteyip istemediğimiz sorusunu kendimize sormamız gerek. Bizi müstehcen bulmalarının en önemli nedenleri müstehcenlikten bahsetmemiz ve LGBTİ+ bireylerin hasta insanlar olmadıklarını, herkes gibi insan olduklarını söylüyoruz. Burada bir kez daha yineleyelim; insanların cinsel kimliği tedaviyle, baskıyla, özendirmeyle, Netflix'te film seyretmekle değişmez, değiştirilemez.Türkiye'de çok geniş kesimler ayrımcılığa uğruyorlar nefret suçuna maruz kalıyorlar damgalanıyorlar ve giderek onların ruh sağlığı hizmeti almaları da engellenmeye çalıştırılıyor. Biz bugün bu yüzden buradayız."
TTB GENEL SEKRETERİ KARAKOÇ: "HER HABER KAMUSAL BİR FAALİYETTİR"
Türk Tabipleri Birliği Genel Sekreteri Ali Karakoç, evrensel insan haklarını savunduklarını belirterek, "Basın emekçilerinin bireyleri bilgilendirmek için yaptığı her haberin kamusal bir faaliyet olduğunu düşünüyoruz. Toplum yararı olduğunu düşünüyoruz" dedi. Türk Tabipleri Birliği'nin yıllardır bu alanda mücadelesini sürdürdüğünü belirten Karakoç, "Kamu yararına, toplum yararına olan kamusal her faaliyetin yanında olacağımızı bundan sonra da yanında olacağımızı bildirmek istiyoruz" ifadelerini kullandı.
KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, "Sorgulama şansımız ortadan kaldırılmaya çalışılıyor. Çünkü sözün örgütlenmesi toplumun örgütlenmesi anlamına gelecek" dedi. Koçak, insanların ekonomik durumlarının ve çalışma koşullarının da görünür olmasının engellenmeye çalışıldığını belirterek, "Bu gerçekleri görmemiz engellenmeye çalışılıyor" ifadelerini kullandı.
Tüm Emeklilerin Sendikası adına konuşan Halil Yıldızhan, birkaç gün önce bir kişinin yaşamına son verdiğini belirtti. Yıldızhan, "Hiçbir emeklinin, hiçbir arkadaşımızın çaresizce canına kıymasını asla kabul etmiyorum" dedi. Yıldızhan, mücadeleye devam edeceklerini belirterek, demokratik Türkiye, insanca yaşam ve emeklilerin ekonomik ve demokratik hakları için mücadele eden sendikaları ve arkadaşlarını alanlara çağırdı.
Bilgisayar Mühendisleri Odası Başkanı Hülya Küçükaras, Wikipedia'nın yıllarca yasaklandığını ve deprem sırasında bant daraltıldığını belirtti. Küçükaras, "Biz bu ülkenin yönetiminden, Wikipedia'yı yıllarca yasaklamış olan, bir deprem anında bant daraltmış olan bu yönetimin yargısından hiçbir şey beklemiyoruz" dedi. "Biliyoruz ki bu sansür, bu karartma artarak sürecek" ifadelerini kullanan Küçükaras, şöyle devam etti:
"Bu bir Cumhuriyet konusudur yaşadığımız. Çünkü cumhuriyetin özü halk egemenliğidir. Halk egemenliği de halkın düşüncesini özgürce ifade edebilmesinden, örgütlenebilmesinden, bilgiye erişebilmesinden geçer. Dolayısıyla bu mücadeleyi bir Cumhuriyet ve halk mücadelesi ve halk egemenliği mücadelesi olarak görmenin de gerekli olduğu kanısındayız."
ÇAKIRÖZER, ALİ İSMAİL KORKMAZ VAKFI'NIN MESAJINI OKUDU
Utku Çakırözer, Ali İsmail Korkmaz Vakfı'nın hesabının da erişiminin engellendiğini belirterek, vakıftan Gürkan Korkmaz'ın mesajını okudu. Korkmaz'ın mesajı şöyle:
"Sivil toplum örgütlerinin faaliyetlerinin kriminalize edilmesinin ve hak savunucularının baskı altına alınmasını kabul etmiyoruz. Sivil toplumun dijital mecralardaki görünümünün engellenmesi yalnızca kurumların iletişim kanallarını sınırlamamakta aynı zamanda ifade özgürlüğünü ve toplumun bilgiye erişim hakkını da doğrulan engellemektedir. ALİKEV olarak gençler başta olmak üzere herkes için özgür ve eşit yaşam alanlarını desteklemeye devam edeceğiz. LGBTİ+'ların ifade ve örgütlenme özgürlüğünün güvence altına alındığı, sivil toplum örgütlerinin haklarının güvence altına alındığı toplum, herkesin hakkıdır."
SOL Parti Sözcüsü İlknur Başer, iktidarın bütün baskıları kamu yararını gözeterek yaptığını ifade ettiğini söyledi. Başer, "Asıl kamu zararı olan, halkın kararına politikalar üreten bir iktidar, bir rejim kamu yararı adı altında istediği her şeyi yapabiliyor" dedi. Başer, arazilere ve halkın malına mülküne el konulduğunu, haber kanallarına engel getirildiğini söyledi ve "Asıl sizlerin ortadan kaldırılması gerekir" dedi.
DEVA Partisi Adana Milletvekili Sadullah Kısacık, son yıllarda özellikle artan bir sansür dalgasıyla karşı karşıya olduklarını söyledi. Kısacık, "Sanmayın ki sadece gazeteciler susturuluyor, Meclis'te susturulmaya çalışılıyor" dedi. Dün Meclis'in kapatılarak milletvekillerinin araştırma önergesiyle ilgili konuşmasının engellendiğini belirten Kısacık, "Artık iş daha da büyüyüp Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde milletvekillerinin sesi dahi kıstırılmaya çalışılıyor" diye konuştu. Kısacık, "Hep birlikte mücadele edip bir kere özgürlüğünü almalıyız, bunun başka bir yolu yok" dedi.
SAADET PARTİLİ ÇALIŞKAN: "ÇOK SAYIDA FİLİSTİN GÖNÜLLÜSÜ HESAP VAR"
Saadet Partisi Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan, farklı görüşlerden, fikirlerden ve kültürlerden insanların olabileceğini belirterek, "Bu ülke hepimizin" dedi. Çalışkan, erişim engeli getirilen hesaplar arasında çok sayıda Filistin gönüllüsü hesabın da bulunduğunu söyledi. "Körfez'deki gelişmeler ile ilgili yanıltıcı bilgi veren hesap" gerekçesiyle bazı hesapların kapatıldığını belirten Çalışkan, yönetimin muhalifler arasında ayrım gözetmediğini kaydetti.
DEM PARTİLİ TEMELLİ: "EN GÜÇLÜ MUHALEFET MEDYA"
DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, iktidarın en temel özelliğinin "tekçi" olmak olduğunu belirterek, "Her alanı tekleştirdiği gibi artık ülkeyi de tek bir sistem mahkum etmek istiyor" dedi. Kuvvetler ayrılığının yok sayıldığı yerde her türlü hak ihlalinin ve şiddetin ortaya çıktığını söyleyen Temelli, bu durumda hakikatlere karşı muhalefetin önünün kesilmek istendiğini ifade etti.
Temelli, "Bugün geldiğimiz noktada, çağda en güçlü muhalefet tabii ki medya. Bunun sesini kısmaya uğraşıyorlar. Bunun sesini kısarlarsa toplumsal muhalefetin de sesini kısacağını zannediyorlar" dedi. Temelli, AYM'nin iktidarın her dediğini tasdikleyen bir konuma geldiğini savunarak, "İfade özgürlüğüne de basın özgürlüğüne de tüm özgürlüğümüze de hep beraber sahip çıkacağız" dedi.
YENİ PARTİLİ MURAT EMİR: "AYM'YE İKİ GÖREV DÜŞÜYOR"
YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, AYM'nin önünde iki beklentileri olduğunu belirterek, daha önce Bilgi Teknolojileri Kurumu'na verilmiş olan erişim engelleme yetkisinin AYM'ye götürüldüğünü ve AYM'nin ilgili maddeyi iptal ettiğini söyledi. Çakırözer, "Bir organın kendi başına erişimi engelleme yetkisi, haberleşme ve ifade özgürlüğünün özüne dokunmaktır" dedi.
Yeni bir kanunla yetkinin Cumhurbaşkanlığı'na bağlı Siber Güvenlik Başkanlığı'na verildiğini belirten Emir, "Cumhurbaşkanının atadığı, başka istediğimiz sesini istediği anda kesecek noktayı istedi. Biz bunu kabul etmiyoruz, kabul etmeyeceğiz" ifadelerini kullandı. AYM'nin önündeki dilekçenin sıradan bir dilekçe olmadığını belirten Emir, bunun Türkiye'de kamu düzeni, anayasal düzen, siyasal rejim ve ifade hürriyetinin olup olmayacağıyla doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi ve "Bu nedenle bu kararı bir anda vermeliler. Aylar sonra vereceklerse geçmiş olsun" dedi.
Anayasa'ya aykırı kanunların çıkarılmasının ardından AYM'ye başvurulduğunu ve kararın gecikmesi halinde aradaki sürede yeni düzenlemeler yapılabileceğini savunan Emir, AYM'ye karar verme çağrısında bulundu.
Konuşmaların ardından AYM'nin önüne kurulan temsili bir "utanç duvarı"na hesabı engellenen kullanıcıların, gazetecilerin ve akademisyenlerin kullanıcı adları yazıldı.
Kaynak: Birgun