İçeriğe geç
  • Dolar 49,2195 ▲ %0,03
  • Euro 55,3204 ▲ %0,34
  • Sterlin 65,2789 ▲ %0,34
  • Gram Altın 6.520,63 ▲ %0,28
  • Çeyrek Altın 10.701,86 ▲ %0,45
  • Gümüş 93,24 ▼ %1,46
  • Bitcoin 4.056.199 ▼ %0,48
  • BIST 100 12.208,08 ▲ %0,70

gundem

Harita Mühendisleri Odası'ndan Maltepe'deki çökme sonrası 'yapıları izleyelim' çağrısı

İstanbul Maltepe'de bir binanın çökmesiyle ilgili açıklama yapan TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası (HKMO) İstanbul Şubesi, binaların kullanım ömrü boyunca düzenli olarak izlenmesi ve deformasyonların çökme gerçekleşmeden tespit edilmesi çağrısı yaptı.

HKMO İstanbul Şubesi, 8 Ekim'de Maltepe'de yaşanan bina çökmesinin ardından yazılı bir açıklama yayımladı.

Oda, yaşanan çökmenin yapı güvenliği sorununu bir kez daha gündeme getirdiğini belirterek "Deprem olmadan da binalarımız çöküyor" dedi.

"Her çöküşün yıllardır biriken ihmaller ve alınmayan önlemleri ortaya koyduğunu" vurgulayan HKMO, yapıların yalnızca inşa aşamasında denetlenmesinin yeterli olmadığı belirtti.

Açıklamada, zemin koşulları, çevresel etkiler, kullanım biçimleri, yapılardaki değişiklikler ve zaman içinde meydana gelen deformasyonların yapıların davranışını değiştirebileceği ifade edildi. HKMO, yapı güvenliğinin "tespit, ölçme, izleme, değerlendirme ve müdahaleyi" kapsayan sürekli bir süreç olarak ele alınması gerektiğini kaydetti.

"DEFORMASYONLAR YAPILARIN DAVRANIŞINI DEĞİŞTİREBİLİR"

Açıklamanın tamamında şunlara yer verildi:

"Deprem olmadan da binalarımız çöküyor. Ve her çöküş, yalnızca bir yapının değil; yıllardır biriken ihmallerin, eksikliklerin ve alınmayan önlemlerin sonucunu ortaya koyuyor. TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi olarak yıllardır vurguladığımız üzere; yapıların güvenliğinin yalnızca inşa aşamasındaki denetimlerle sınırlı tutulması kabul edilemez. Yapılar, inşa edildikleri gün güvenli kabul edilip ömürleri boyunca denetimsiz bırakılabilecek cansız nesneler değildir. Zemin koşulları, çevresel etkiler, kullanım biçimleri, yapıdaki değişiklikler ve zaman içerisinde meydana gelen deformasyonlar yapıların davranışını değiştirebilir. Bu nedenle yapı güvenliği; tespit, ölçme, izleme, değerlendirme ve müdahaleyi kapsayan sürekli bir süreç olarak ele alınmalıdır.

Son yıllarda yaşanan çökmeler, bu yaklaşımın neden gerekli olduğunu açıkça göstermektedir. 27 Haziran 2024 tarihinde İstanbul Bahçelievler'de 7 katlı bir binanın ilk üç katı çökmüş; olaydan kısa süre önce binanın kolonlarından ses gelmesi üzerine bina sakinleri yapıyı tahliye etmiştir. Binanın daha sonra yapılan incelemelerinde, 1980 yılında 4 katlı olarak ruhsatlandırılan yapıya 1994 yılında kaçak olarak 3 kat ilave edildiği belirlenmiştir. Daha da çarpıcı olan ise 29 Ekim 2025 tarihinde Kocaeli Gebze'de yaşanan ve dört yurttaşımızın hayatını kaybettiği bina çökmesidir. Olayla ilgili 2026 yılında kamuoyuna yansıyan bilirkişi değerlendirmelerinde, bina ile zemin arasındaki bölgede meydana gelen değişimler sonucunda yapının ana yola bakan tarafında son 4-5 ay içerisinde yaklaşık 5 santimetrelik düşey ve yatay deplasman meydana geldiği; Eylül 2025 itibarıyla yapının en az "orta-yüksek hasar" düzeyinde bulunduğu ve acilen boşaltılması gerektiği belirtildi.

YAPI GÜVENLİĞİ POLİTİKALARI YENİDEN ELE ALINMALI

Raporda, deformasyonların ilerlemesinin ardından 29 Ekim'de yapının stabilitesini tamamen kaybettiği değerlendirildi. Bu örnekler, yapıların çöküşlerinin her zaman bir anda ve hiçbir belirti vermeden gerçekleşmediğini; yapı ve yapı çevresinde meydana gelen değişimlerin ölçülmesi, izlenmesi ve doğru değerlendirilmesi halinde risklerin çöküşten önce tespit edilebileceğini göstermektedir. İstanbul gibi yoğun yapılaşmış, önemli bir bölümü deprem riski altında bulunan ve yapı stoku her geçen gün yaşlanan bir kentte bu yaklaşım artık bir tercih değil, kamusal bir zorunluluktur. Başta zemin koşulları açısından risk taşıyan alanlar, heyelan bölgeleri, faylara yakın bölgeler ve yapılaşma baskısının yoğun olduğu alanlar olmak üzere; kent genelinde yapıların ve yapı çevresinin hareketlerinin düzenli olarak izlenmesine yönelik sistemler oluşturulmalıdır.

Yapı Sağlığı İzleme ve Deformasyon Ölçme Birimleri, başta büyükşehir ve ilçe belediyeleri olmak üzere ilgili tüm kamu kurumlarının bünyesinde yapılandırılmalı; riskli yapıların deformasyonlarının düzenli ve bilimsel ölçmelerle takip edilmesi sağlanmalıdır. Bu çalışmaların ayrılmaz bir parçası olan jeodezik ölçmeler, deformasyon analizleri ve konumsal izleme faaliyetleri, Harita Mühendisliği meslek alanının bilgi, uzmanlık ve yetkinlikleri doğrultusunda yürütülmelidir. Bugün ihtiyacımız olan, bir bina çöktükten sonra neden çöktüğünü tartışmak değil; çökmeden önce yapının davranışındaki değişimleri tespit edebilecek bir kamusal izleme ve denetim mekanizmasını kurmaktır. Maltepe'de yaşanan bu son olay, İstanbul'un yapı güvenliği politikalarının yeniden ve bütüncül biçimde ele alınması gerektiğini bir kez daha ortaya koymaktadır.

YETKİLİ KURUMLARA ÇAĞRI YAPILDI

Buradan başta İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyeleri olmak üzere tüm yerel yönetimlere, ilgili kamu kurumlarına ve T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na çağrıda bulunuyoruz:

 Yapı sağlığı izleme ve deformasyon ölçme birimleri gecikmeden kurulmalıdır.

 Kentimizdeki riskli yapı stokunun düzenli ölçme ve izleme süreçleri başlatılmalıdır.

 Yapı denetim sistemi yalnızca yapım aşamasına değil, yapıların kullanım ömrünün tamamına yayılan sürekli bir denetim ve izleme mekanizmasına dönüştürülmelidir.

 Harita Mühendisliği meslek disiplininin ölçme ve deformasyon izleme  konusundaki uzmanlığı, bu sistemin ayrılmaz bir unsuru haline getirilmelidir.

Her bina çöküşünden sonra "neden oldu?" diye sormak yerine, bir sonraki çöküşü önlemek için bugün ne yaptığımızı konuşmak zorundayız. Çünkü yapı güvenliği yalnızca deprem anına bırakılmayacak kadar ciddi, insan hayatı ise ihmale bırakılmayacak kadar değerlidir."

Kaynak: Birgun

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…