İçeriğe geç
  • Dolar 49,3358
  • Euro 55,2068
  • Sterlin 65,4274
  • Bitcoin 4.073.802 ▼ %1,19

Politika

Yeni Yol Grup Başkanvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ: "Türkiye'yi vekâlet savaşlarının tarafı yapmayın"

Yeni Yol Grup Başkanvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ, Türkiye'nin dış politika tercihleri, 7 Ağustos 2026 tarihinde ilan edildiğini belirttiği Mekke Ortak Savunma Antlaşması, yargıda liyakat tartışmaları ve kamuoyunda fon soygunu olarak nitelendirdiği iddialara ilişkin açıklamalarda bulundu. İktidara anlaşmanın içeriğini açıklama ve TBMM denetimini güvence altın

Yeni Yol Grup Başkanvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ, Türkiye'nin dış politikadaki konumuna, Orta Doğu'daki gelişmelere, yargı bağımsızlığına ve fon tartışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'nin uluslararası ilişkilerinde milli çıkarların esas alınması gerektiğini vurgulayan Özdağ, iktidara dış politika, Meclis denetimi ve kamu yönetiminde hesap verebilirlik konusunda çağrılar yöneltti.

"Dış Politikamızın Merkezinde Türk Milletinin Milli Çıkarları Bulunmalıdır"

Türkiye'nin bölgesel çatışmalara yönelik tutumunu eleştiren Yeni Yol Grup Başkanvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ, dış politikanın başka ülkelerin stratejik hedeflerine göre belirlenmemesi gerektiğini savundu.

Özdağ, "Dış politikamızın merkezinde Washington'ın ve Tel Aviv'in hesabı değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin ve Türk milletinin milli çıkarları bulunmalıdır." ifadelerini kullandı.

"Gazi Meclis'imizin İradesi Yok Sayılıyor"

7 Ağustos 2026 tarihinde ilan edildiğini belirttiği Mekke Ortak Savunma Antlaşması hakkında açıklamalarda bulunan Özdağ, anlaşmanın kamuoyuna yeterince açıklanmadığını ve TBMM'nin anayasal yetkilerinin dikkate alınmadığını ileri sürdü.

Özdağ, "7 Ağustos 2026 tarihinde ilan edilen sözde 'Mekke Ortak Savunma Antlaşması', milletimizin gözünden kaçırılarak ve Gazi Meclis'imizin iradesi ile Anayasa'mızın 90. maddesi yok sayılarak hayata geçirilmeye çalışılmaktadır." dedi.

Anlaşmanın Türkiye açısından doğurabileceği askeri ve diplomatik yükümlülüklerin açıklığa kavuşturulmasını isteyen Özdağ, uluslararası anlaşmalarda TBMM'nin anayasal denetim yetkisinin korunması gerektiğini vurguladı.

"Mehmetçiğimizi Washington ve Tel Aviv'in Planlarına Siper Edemezsiniz"

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik 28 Şubat 2026 tarihinde başlattığı saldırılara değinen Özdağ, ABD Başkanı Donald Trump'ın söz konusu savunma anlaşmasını memnuniyetle karşılamasının Türkiye açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

Özdağ, "28 Şubat 2026'da ABD ve İsrail'in İran'a başlattığı gayrimeşru saldırı sonrası ABD Başkanı Trump'ın bu anlaşmayı memnuniyetle karşılaması, Mehmetçiğimizi Yemen cephesinde Washington ve Tel Aviv'in kirli planlarına siper etme hesabını açıkça göstermektedir. Türkiye, hangi kisve altında olursa olsun katil İsrail'e güvenlik kalkanı olamaz." açıklamasında bulundu.

Türkiye'nin Yemen'deki olası bir askeri çatışmaya dahil edilmesinin bölgesel güvenlik bakımından ciddi riskler taşıyacağını ileri süren Özdağ, deniz ticareti ve stratejik askeri varlıklar konusunda da uyarılarda bulundu.

"Babülmendep Boğazı'ndaki Deniz Ticaretimiz Açık Hedef Haline Gelir"

Yemen'deki çatışmalara taraf olunmasının Türkiye'nin bölgedeki ekonomik ve stratejik çıkarlarını olumsuz etkileyebileceğini belirten Özdağ, Babülmendep Boğazı, Somali ve Aden Körfezi'ne dikkat çekti.

Özdağ, "Yemen'deki bir çatışmaya taraf olunması; Babülmendep Boğazı'ndaki deniz ticaretimizi açık hedef yapacak, Somali ve Aden Körfezi'ndeki stratejik varlığımızı riske atacak ve komşumuz İran ile ilişkilerimizi sıcak çatışma eşiğine getirecektir." ifadelerini kullandı.

İktidara Beş Maddelik Çağrı

Yeni Yol Grup Başkanvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ, dış politikada yaşandığını savunduğu gelişmeler karşısında iktidarın somut adımlar atması gerektiğini belirtti.

Özdağ, "Bu vahim gidişata karşı iktidara çağrıda bulunuyoruz." diyerek taleplerini şu sözlerle sıraladı:

"Anlaşma metnini ve yükümlülüklerini derhal açıklayın."

"TBMM'nin anayasal denetimini güvence altına alın."

"Yemen'de saldırı amaçlı harekâta katılmayacağınızı ilan edin."

"Kararları milli çıkarlar temelinde değerlendirin ve Türkiye'yi vekâlet savaşlarının tarafı yapmayın."

"Gazze ile Filistin halkının haklarını savunacak bölgesel diplomasiyi başlatın."

Özdağ, Türkiye'nin bölgesel krizlerde askeri çatışmaların tarafı olmak yerine milli çıkarlarını ve diplomatik çözüm yollarını önceleyen bir politika izlemesi gerektiğini savundu.

"Yargı Bağımsızlığı ve Liyakat Katledildi"

Dış politikaya ilişkin değerlendirmelerinin ardından yargı sistemindeki liyakat tartışmalarına da değinen Özdağ, Ankara 2 Nolu Baro Başkanı'nın canlı yayında yaptığı belirtilen açıklamaları gündeme taşıdı.

Özdağ, "Diğer yandan, adalet mekanizmamızın kalbine saplanan vahim bir yargı skandalını da gündeme taşıdık." dedi.

Ankara 2 Nolu Baro Başkanı'na atfedilen "Bakanlık bize ayrıcalık tanıdı, 2 senede 70 baro üyesi arkadaşımızı hâkim ve savcı yaptık." sözlerini hatırlatan Özdağ, bu ifadelerin yargıdaki atama süreçlerine ilişkin ciddi soru işaretleri doğurduğunu ileri sürdü.

Özdağ, söz konusu açıklamayı "Yargı bağımsızlığı ve liyakatin katledildiğinin açık itirafı." olarak nitelendirdi.

"Adalet Bakanı'nın Yanıtlaması İçin Soru Önergesi Sunduk"

Yargı mensuplarının belirlenmesinde eşitlik ve liyakat ilkelerinin korunması gerektiğini vurgulayan Özdağ, iddiaların araştırılması amacıyla parlamenter denetim mekanizmasını işlettiklerini açıkladı.

Özdağ, "Anayasa'nın eşitlik ilkesini ayaklar altına alan bu skandalla ilgili Adalet Bakanı'nın yanıtlaması istemiyle soru önergemizi Meclis Başkanlığına sunduk." ifadelerini kullandı.

Yargı bağımsızlığı konusundaki mücadelelerini sürdüreceklerini belirten Özdağ, "Liyakat geri gelene, yargı bağımsız ve tarafsız olana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz." dedi.

"200 Milyar Dolar Batsa Bile Koltuğu Bırakan Yok"

Ekonomi yönetimi ve kamu kaynaklarının kullanımı konusunda da eleştirilerde bulunan Yeni Yol Grup Başkanvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ, fon tartışmalarında siyasi sorumluluk üstlenilmediğini savundu.

Özdağ, "Fon soygununda sorumluluğu bulunanlardan hiçkimse henüz istifa etmedi." diyerek hesap verebilirlik ilkesinin işletilmesi gerektiğini belirtti.

Diğer ülkelerde kamu harcamalarındaki küçük hataların dahi siyasi sorumluluk doğurabildiğini ifade eden Özdağ, Türkiye'deki uygulamaları eleştirdi.

Özdağ, "Başka ülkelerde hataen 5 avroluk devlet harcaması istifa sebebi sayılırken, bizde 200 milyar dolar batsa bile koltuğu bırakan yok." sözleriyle tepkisini dile getirdi.

"Fon Soygununda Dahli Olanlar Ne Zaman İstifa Edecek?"

Fon tartışmalarını kamu yönetiminde hesap verebilirlik ve siyasi sorumluluk açısından değerlendiren Özdağ, iktidar partisine yönelik sorularını sürdüreceğini açıkladı.

Özdağ, "Bu fon soygunu milletimizin itibarına yapılmış en büyük hakarettir." ifadesini kullandı.

İstifa çağrısını yineleyen Yeni Yol Grup Başkanvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ, "İktidar partisine her gün soracağım; 'fon soygununda dahli olanlar ne zaman istifa edecek?' diye." açıklamasında bulundu.

Kaynak: Cumha

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…