İçeriğe geç
  • Dolar 49,1891 ▲ %0,07
  • Euro 55,2202 • %0,00
  • Sterlin 65,0418 ▲ %0,13
  • Gram Altın 6.536,13 ▼ %0,08
  • Çeyrek Altın 10.740,95 • %0,00
  • Gümüş 96,22 ▼ %0,32
  • Bitcoin 4.206.409 ▼ %1,20
  • BIST 100 12.443,92 ▲ %1,42

Dünya

Brezilya'da oyun bitmedi

Lula'nın ikinci turda ihtiyacı, mevcut desteği korurken ilk turda ulaşamadığı veya desteğini kaybettiği kesimlerle bağ kurabilmek. Lula'nın kazanması ABD'nin bölgesel hâkimiyet arayışı karşısında önemli bir engelin korunmasını sağlayabilir.

Latin Amerika'nın geleceğini belirleyecek Brezilya seçimlerinde ilk tur tamamlandı. Milyonlarca seçmenin oy kullandığı seçimlerde ABD ve İsrail tarafından desteklenen aşırı sağcı Liberal Parti (PL) lideri Flávio Bolsonaro ilk turu yüzde 47, mevcut devlet başkanı İşçi Partisi lideri solcu Lula ise yüzde 45 oyla tamamladı. İki aday 25 Ekim'de yeniden yarışacak. İkinci turda Bolsonaro'nun, yüzde 2,1 oy alan Ronaldo Caiado ile yüzde 2,2  alan Renan Santos'un da aralarında bulunduğu diğer sağcı adaylardan gelen oyların desteğiyle daha avantajlı olması bekleniyor. Dahası, Bolsonaro'nun PL'si Temsilciler Meclisi'nde 121, Senato'da toplam 28 sandalyeye ulaştı. Seçilen 54 senatörden 34'ü sağ veya aşırı sağdan geliyor. Bu da hem ikinci tur için Lula'nın işinin zorlaşacağı hem de kazansa bile hükümetin hareket alanının daralacağı ve aşırı sağın yasama ve yargı üzerinde daha fazla baskı kurma imkânı kazanacağı anlamına geliyor. Tablo böyle olunca karamsarlık her yanı sardı. Sosyal medyada Lula için yenilginin kaçınılmaz olduğu yorumları dolaşıyor. Ana akımdan sola uzanan bu yorumlarda sadece Lula değil, Latin Amerika, Amazonlar kaybedilmiş, Küba'nın düşüşü yaklaşmış durumda. Yorumların ötesinde, şüphesiz ki hem kıtanın hem de Lula'nın işi önceki güne göre çok daha zor. Ancak kazanmanın imkânsız olduğuna inanmak da işleri kolaylaştırmayacak. Nitekim Lula da yaptığı konuşmada "Ben elemelerde iyiyim. Maç başlamak üzere. Uzatmalardayız. Pazartesi günü konuşacağız ve Salı günü Bolsonaro ailesi dikkatli olsa iyi olur!", "Hadi gidip onları yenelim" diyerek kazanmak için çalışmaya devam edeceğini duyurdu. Lula 2022'ye kıyasla yaklaşık 3,4 milyon azalan oy kaybını telafi edebilecek bir desteği yeniden kazanırsa ikinci turdaki şansını artırabilir.

ABD KUŞATMASI VE EGEMENLİK MÜCADELESİ

Brezilya'daki seçimlerin ilk turunda ortaya çıkan bu tabloyu Latin Amerika'yı saran aşırı sağ dalgadan ve ABD'nin bu dalga içindeki rolünden ayrı değerlendirmek mümkün değil. Trump yönetimi, kıtadaki hükümetleri Washington'ın ekonomik ve askerî öncelikleri etrafında yeniden hizalama amacını gizlemiyor. Bu hedef doğrultusunda kıta sağ hükümetler aracılığıyla büyük ölçüde kontrol altına alınmış durumda. Latin Amerika'da ABD hegemonyasına karşı geriye sadece Brezilya, Küba, Meksika ve Nikaragua hükümetleri kaldı. Brezilya, ekonomik büyüklüğü, kaynakları ve uluslararası ilişkileri nedeniyle bu yeniden hizalama girişiminin en önemli hedeflerinden biri. Trump'ın Bolsonaro ailesine desteği de bu çerçevede anlam kazanıyor. Jair Bolsonaro'nun darbe girişimi nedeniyle yargılanmasına karşı gümrük vergilerinin kullanılması, Brezilya yargısının yaptırımlarla hedef alınması ve Flávio'yla kurulan siyasi yakınlık, ülkenin iç siyasetini ekonomik baskıyla yönlendirme girişiminin parçalarıydı.

Lula'nın kampanyasında egemenliğin öne çıkması bu kuşatmayla doğrudan ilişkili. Lula, Brezilya'nın ticaret ortaklarını, kaynaklarını kullanma biçimini ve dış politikasını Washington'ın taleplerine göre belirlemeyi reddediyor; Çin'le ilişkileri, BRICS'i ve Güney-Güney işbirliğini bağımsız hareket alanını genişletmenin araçları olarak görüyor. Flávio Bolsonaro ise ABD'yle yakınlaşmayı, kamu harcamalarını azaltmayı ve kritik mineraller sektörünü büyütmeyi savunuyor. Egemenlik tartışması böylece ülkenin kaynaklarının hangi çıkarlar ve toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda kullanılacağı sorusuna bağlanıyor.

Lula döneminin sosyal kazanımları bu ayrımın somut dayanaklarından biri. Dünya Bankası'nın yoksulluk çizgisine göre yoksulluk 2022'de yüzde 31,6'dan 2024'te yüzde 23,1'e geriledi; işsizlik 2026'nın ikinci çeyreğinde yüzde 5,4 ile serinin en düşük ikinci çeyrek oranına indi. Brezilya, 2025'te BM'nin Açlık Haritası'ndan da çıktı. Asgari ücretteki reel artışlar ve destekler milyonlarca insanın yaşamında karşılık bulsa da yüksek faizler, artan gelirin önemli bölümünü borç ödemelerine çekerek geçim sıkıntısını sonlandırmaya yetmedi. Ekonomist Michael Roberts da buraya dikkat çekiyor: Lula ve İşçi Partisi, geliri yoksullar lehine yeniden dağıtırken bankaların, büyük şirketlerin ve çokuluslu sermayenin ekonomi üzerindeki hâkimiyetini aşacak bir dönüşüm gerçekleştirmedi. Bu nedenle sosyal kazanımlar büyümenin yavaşlaması, finansal baskılar ve dünya ekonomisindeki dalgalanmalar karşısında kırılgan kaldı. 

SANDIĞI KAZANMAK MÜCADELEYİ SÜRDÜRMEK

Bolsonaro, diğer sağcı adayların seçmenlerinden destek alma ihtimaliyle ikinci tura avantajlı giriyor. Kongre'deki ilerleyişi ve eyaletlerde kazandığı güç de kampanyasını destekleyecek. Ancak ilk turdaki oyları toplayarak ikinci turun sonucunu şimdiden belirlemek mümkün değil. Adayların destek açıklamaları seçmenlerinin aynı yönde hareket edeceğini garanti etmediği gibi, sandığa gitmeyenler de kimsenin hazır oy deposunu oluşturmuyor. Her iki taraf da bu kesimlere ulaşmaya çalışacak. Lula açısından ihtiyaç, mevcut desteği korurken ilk turda ulaşamadığı veya desteğini kaybettiği kesimlerle bağ kurabilmek. Yoksulluğun azalmasına rağmen geçim sıkıntısının sürmesi, kazanımları hatırlatmanın tek başına yeterli olmayacağını gösteriyor. Borç yükünü hafifletmek, ücretleri ve kamusal hizmetleri iyileştirmek için hangi adımların atılacağı, bu kesimlerin beklentilerine yanıt verebilecek bir kampanyanın somut başlıkları olabilir. Egemenlik savunusunun halkın geçimiyle bağı da burada kurulabilir. Topraksız İşçiler Hareketi'nin (MST), sendikaların ve diğer halk hareketlerinin rolü bu nedenle seçim kampanyasına destek vermekle sınırlı olmayacak. İşyerlerinde, mahallelerde ve kırsal alanlarda kurdukları ilişkiler, karşılanmamış taleplerin siyasal gündeme taşınmasını sağlayacaktır. Bu örgütlü gücün seçim sonrasında da kendi talepleriyle hareket edebilmesi, Lula yeniden seçilirse karşılaşacağı sağ ağırlıklı Kongre karşısında da önem kazanacak.

Brezilya'daki ikinci turun sonucu Latin Amerika'daki güç dengelerini de etkileyecek. Lula'nın kazanması ABD'nin bölgesel hâkimiyet arayışı karşısında önemli bir engelin korunmasını sağlayabilir fakat kıtayı saran aşırı sağ dalgayı tek başına durdurmayacak. Bu nedenle sandıktaki mücadele ile onu aşan toplumsal örgütlenmeyi birlikte düşünmek gerekiyor. Bu açıdan önümüzdeki üç hafta belirleyici olacak.

∗∗∗

AMAZONLAR TEHLİKEDE Mİ?

Amazonların yaklaşık yüzde 60'ını barındıran Brezilya'da seçim, yerli halkların toprak hakları ve küresel iklim açısından da belirleyici. Lula döneminde yeniden güçlendirilen çevre denetimleriyle ormansızlaşma geriledi. INPE'ye göre Ağustos 2025-Temmuz 2026 döneminde ormansızlaşma uyarısı verilen alan yüzde 36 azaldı. Bolsonaro çizgisinin dönüşü ise bu denetimlerin zayıflatılması ve ormanların madencilikle büyük tarım işletmelerine daha fazla açılması riskini taşıyor. Lula'nın Amazon ağzı yakınındaki petrol aramalarına verdiği destek, kendi çevre politikasının çelişkilerini de gösterse de iki yönetim altında ormanı ve topraklarını savunanların karşılaşacağı koşulları eşitlemiyor. Öte yandan, Amazonların sonunu şimdiden ilan etmek yerine, yerli halkların ve ekoloji hareketlerinin hangi koşullarda mücadele edebileceğine bakmak gerekiyor.

Fotoğraflar: AA, Depo Photos

∗∗∗

TABAN HAREKETLERİ SAHADA

Bu karamsar tabloda gözden kaçan gelişmelerden biri MST'nin kazanımları. Topraksız İşçiler Hareketi dört federal, dört eyalet milletvekili seçtirdi. Rosa Amorim, hareketten Temsilciler Meclisi'ne seçilen ilk kadın oldu. Bu sonuçlar sağın genel üstünlüğüne karşın toprak, emek ve kamusal hak mücadelelerinin siyasal temsil üretebildiğini gösteriyor. İkinci turda bu toplumsal bağların ne ölçüde harekete geçirileceği de önemli rol oynayacak görünüyor. Sendikaların, MST'nin, kadın ve yerli hareketlerinin desteği, ücret, borç, gıda, toprak ve güvenli yaşam talepleriyle birleştikçe anlam kazanacaktır.

∗∗∗

AŞIRI SAĞ BOLSONARO KLANIYLA İKTİDARA TEKRAR YAKIN

Esra AKGEMCİ

Bolsonaro beklenenin üzerinde oy aldı. İlk turda sandığa gitmeyen 29 milyon seçmen olduğu düşünüldüğünde Lula'nın hala ikinci tur için matematiksel olarak şansı var. Ama Kongre'deki duruma baktığımızda politik olarak işi çok zor görünüyor.

Bu sonuçların ortaya çıkmasında birkaç faktör etkili olmuş olabilir. Birincisi ABD etkisi. Brezilya'da Yüksek Mahkeme zaten ABD'nin seçimlere karışma riskini "çok yüksek" olarak değerlendirmişti, şimdi karıştığına dair birtakım deliller olduğu konuşuluyor.

AÇIK MÜDAHALE

Ama zaten hâlihazırda Trump'ın Brezilya'yı gümrük tarifeleriyle tehdit etmesi, belirli suç örgütlerini terörist ilan edip Brezilya'yı gerekeni yapmamakla suçlaması ve Flavio ile poz vermesi, ABD müdahalesinin açık göstergeleri.

Bölgede yükselen ABD yanlısı aşırı sağ dalga da konjoktürel olarak Bolsonaro'nun işini kolaylaştırıyor. Bolsonaro da bu sağ dalgaya yaslanarak El Salvador'daki gibi dev hapishaneler kurmayı vaat etmişti. Yüksek suç oranlarına karşı bu tarz güvenlikçi kampanyalar seçmende karşılık buluyor.

Ekonomik açıdan bakıldığında da yükselen enflasyon oranlarından seçmenin İşçi Partisi (PT) hükümetini sorumlu tutması ve ABD destekli Bolsonaro gelirse ekonomide değişim olacağını düşünmüş olması belirleyici unsurlardan biri olabilir. PT (Dilma Rousseff'i de sayarsak) son 24 yılın 18'inde iktidardaydı. Lula'nın ileri yaşı da düşünüldüğünde, seçmenin PT'yi ülkedeki sorunlarla özdeşleştirmesi ve değişim gerektiğini düşünmesi de bir faktör olabilir.

DERİN KUTUPLAŞMA

Yolsuzluk skandalları da bu kutuplaşma dinamiklerini etkiliyor. Her iki tarafla da ilgili skandallar vardı ama Globo gibi medya devleri Lula yanlılarının skandallarını parlatarak savcı Alexandre de Moraes başta olmak üzere yolsuzlukları PT ile ilişkilendiren geniş kampanyalar yaptı. Moraes, Jair Bolsonaro davasını soruşturan yargıç olduğu için Trump tarafından "cadı avı" yapmakla suçlanmıştı.

Baba Bolsonora'dan sonra oğul Bolsonaro ile bir kez daha aşırı sağ iktidara çok yakın görünüyor. Bu bölgede yükselen ABD hegemonyasını perçinleyecek, güvenlikçi siyasetin konsolide olmasını sağlayacak. Bu da insan hakları ve demokrasi açısından büyük bir tehdit oluşturacak.

Ancak ABD'de kasımda ara seçimler var ve Trump'ın iktidarının da bir sınırı var. Bundan sonra Latin Amerika siyaseti açısından da bu süreci daha dikkatli izlemek gerekiyor. Trump'ın ivme kaybetmesi Latin Amerika siyasetini de etkiler. Bölge zaten son bir yılda çok hızlı bir değişim sürecinden geçti ve zor günler devam edecek gibi görünüyor.

Esra AKGEMCİ

∗∗∗

SAĞIN KARANLIK DALGASI MEKSİKA SINIRLARINA KADAR VURACAK

Prof. Dr. Aylin TOPAL - Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Latin ve Kuzey Amerika Çalışmalar Anabilim Dalı Başkanı

2023'teki seçim öncesi anket sonuçlarıyla karşılaştırıldığında bu seçimde aradaki fark daha küçüktü. 2023'teki seçimlerde Lula yüzde 10 önde gidiyordu, ikinci turda ancak yüzde 2 farkla kazanabildi. Bu seçimlerde ise aradaki fark yüzde 6-7 civarında dolanıyordu, hatta bazı anketlerde daha da azdı. Böyle bir karşılaştırma yapıldığında aslında pazar günkü seçimlerde Flavio Bolsonaro'nun kazanmasından endişe ediyordum.

"Lula neden kaybetti?" sorusuna tek bir sebep söylemek zor. İki önemli neden öne çıkıyor.

Trump döneminde Brezilya ekonomisine çok ağır ticaret vergileri uygulandı. Latin Amerika'nın en büyük ekonomisi de olsa böylesi bir darboğaz içinde içerisinde zorlanıyordu. Lula'nın kazanması durumunda vergilerin artırılacağının sinyalleri verildi. Flavio Bolsonaro'nun, Trump ve dış işleri bakanı Marco Rubio ile görüşmelerinde Trump açıkça Flavio Bolsonaro'nun kazanmasıyla beraber ticaret vergileri düşüreceğini söyledi.

Brezilyalı orta sınıfların Bolsonaro'ya kaymasında bu vaatlerin etkili olmuş gibi. Şili Anayasa Referandumu sonrasında BirGün'de yazdığım bir yazıda "mezokrasi" demiştim. Orta sınıfların siyasal tercihleri tam böyle kriz zamanlarında gerici bir konuma düşüyor. Bir bakıma sermaye sınıfı gibi davranıyor. Ve Siyaseten gerici reflekslerle hareket ediyorlar. Brezilya'da da böyle bir şey oldu.

KATILIM ORANI KİLİT ÖNEMDE

Siyasal sağ yine yolsuzluk iddialarıyla Lula hükümetini zayıflatmaya çalıştı. Bu kirli propaganda başarılı olmuş görünüyor. Yolsuzluğa ilişkin çok sayıda yalan haberler üretildi. Bu haberlerin üretilmesinde yapay zekâ çok yoğun kullanıldı.

Sandığa gitmeme oranı çok yüksek. Yüzde 20 civarında seçmen birinci turda sandığa gitmedi. Bu durumun ikinci turda değişeceğini tahmin ediyorum. Sandığa gitmeyen seçmenin ikinci turda Lula yönünde oy kullanacağını düşünmek çok yanlış olmaz. Pembe dalganın aksine şu an zifiri karanlık bir dalganın içerisindeyiz. Brezilya 160 milyon seçmeniyle çok büyük bir dalga yaratır ve bu dalga ilk önce Meksika kıyılarına kadar vurur. Lula ikinci turda kaybedecek olursa bu en başka Meksika'da Claudia Sheinbaum'u Trump karşısında çok korumasız bırakır. Ve tabii ki Meksika'nın hemen yanındaki Küba da bundan etkilenir. Çünkü Küba şu anda tür bölgesel ve küresel dayanışma ağları sayesinde direniyor.

KITANIN KADERİ İLERİCİ HAREKETLERDE

Ancak Latin Amerika'da son seçimlere baktığımızda yarışların başa baş gittiğini görüyoruz. Örneğin Kolombiya'da sol, yüzde 1'den az bir farkla kaybetti. Bu anlamda durumu serin kanlı değerlendirmek gerekir. Latin Amerika halkının toplumsal hareketlerine, eko-feminist hareketinin gücüne güvenmek, orta ve uzun vadeli direngenliğine umut bağlamak ve destek vermek gerek. Latin Amerika'nın yerelinden yerli toplulukların hareketlendirecekleri yeni bir dalganın çıkma ihtimali hiç de az değil.

Aylin TOPAL

Kaynak: Birgun

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…