Karartmanın sonu gelmiyor
AKP iktidarının sansür dalgası büyüyor. Gazetecilerden hak savunucularına yüzlerce hesap peş peşe erişime engellenirken hukukçu Altıparmak, "Kararları bir siyasetsizleştirme operasyonu olarak görmek lazım" dedi.
İktidarın eleştirel sesleri dijital alandan silmeye yönelik hamleleri hız kesmiyor. "Milli güvenlik", "kamu düzeni" ve "suç işlenmesinin önlenmesi" gibi gerekçelerle peş peşe alınan kararlarla yüzlerce sosyal medya hesabı karartılırken sansür çemberi bu kez sansürün kaydını tutanlara kadar genişledi. İfade Özgürlüğü Derneği'nin (İFÖD) X hesabı, önceki gece erişime engellenen en az 88 hesap arasına girdi. İFÖD'ün kurucularından Prof. Dr. Yaman Akdeniz'in ardından EngelliWeb'in, son olarak da derneğin kurumsal hesabının engellenmesiyle iktidarın sansür politikalarını takip eden ve belgeleyen kanallar da doğrudan hedef haline geldi.
Erişim engeli getirilen 88 hesap arasında eski YARSAV Başkanı ve emekli yargıç Ömer Faruk Eminağaoğlu, gazeteciler Hamdi Çelikbaş ve Yiğit Uzun, yazılımcı Fatih Kadir Akın, klinik psikolog Kıvılcım Kıran, Kadın Partisi ve ressam Onur Bolat da yer aldı. İFÖD'ün hesabına yönelik kararın gerekçesi yine "milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması" oldu. X, kararı uygulayarak hesabı Türkiye'den görünmez kıldı.
BASIN DA ABLUKADA
Sosyal medya hesaplarına yönelik engellemeler sürerken iktidarın dijital alandaki baskısı bağımsız basına da uzandı. Bu sürecin en kapsamlı adımlarından biri T24'e yönelik karar oldu.
İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği'nin 29 Eylül tarihli kararıyla T24'ün internet sitesinin tamamına ve sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, kararı "Ailem Güvende" soruşturmasıyla ilişkilendirirken T24'te son bir yılda yayımlanan 118 içeriğin "LGBT propagandası niteliği taşıdığını" öne sürdü. Karar uygulanmak üzere Siber Güvenlik Başkanlığı'na gönderildi ve T24'ün sitesi 30 Eylül'de erişime kapatıldı.
T24, kararın ardından yayın faaliyetini mobil uygulaması ve sosyal medya üzerinden sürdürmeye çalıştı. Kurumun 1,9 milyon takipçili X hesabı da karar kapsamındaydı. Hesabın kullanıcı adının değiştirilmesinin ardından yeni kullanıcı adına da erişim engeli getirildi.
TÜRKİYE SAVAŞA MI GİRDİ?
İfade Özgürlüğü Derneği'nin kurucularından hukukçu Kerem Altıparmak, erişim engeli zincirini ve son haftalarda yüzlerce hesabı kapsayan kararları BirGün'e değerlendirdi. Kararların 5651 sayılı Kanunun 8/A maddesine dayandırıldığına dikkat çeken Altıparmak, "Bu hüküm 15 Temmuz yaşandığında da, Hendek Savaşları olduğunda da, Afrin'e askeri müdahale yapıldığı sırada da yürürlükteydi. Bunlar 'milli güvenlik ve kamu düzeni' açısından riskin en yüksek olduğu zamanlar ve olaylar. Bu 3 dönemi toplasanız, 15 Temmuz sonrasındaki 2 yıllık OHAL'i de dahil ederek, sadece Eylül 2026'da gerçekleşen erişim engeli kararları daha fazla. Bu üç döneme ilişkin kararların toplamı bir ayda verilenden daha az. Türkiye savaşa mı girdi? Olağanüstü hal mi ilan edildi? Birdenbire milli güvenlik ve kamu düzeni açısından hayati bir şey mi oldu? Bu kural bugüne kadar uygulandığından farklı uygulanıyor. Bunu meşru kılacak hiçbir hukuki değişim olmadı Türkiye'de. Ne yeni bir hukuk kuralı geldi, ne hukuk kuralının bu şekilde uygulanmasına ilişkin bir değişiklik geldi" şeklinde konuştu.
Hükmün 2023 yılında Anayasa Mahkemesi tarafından Anayasa'ya aykırı olduğunun tespit edildiğini belirten Altıparmak, "Milli güvenlik ve kamu düzenini tehdit eden hiçbir değişiklik olmadan acayip bir şekilde bu hükmün uygulandığını görüyoruz. Dolayısıyla hukuki değerlendirmem bunun hiçbir meşru ve makul açıklaması olamayacağı yönünde" dedi.
SİYASETSİZLİK OPERASYONU
Daha önceki engelleme kararlarının gerçekleşmiş bazı olaylara ilişkin iddiaların ya da olayların görünmez kılınması için verildiğine dikkat çeken Altıparmak, şunları kaydetti: "Artık belli bir olayın, vakanın değil muhaliflerin ve herhangi bir görüşün engellenmesi haline geldi. Bu sadece hafızanın değil, siyasetin silinmesi anlamına geliyor. Erişime engellenen bütün hesaplar hükümete muhalif olan kişi ve kurumların ya da EngelliWeb gibi nesnel değerlendirme yapan kaynakların hesapları. Dolayısıyla artık bir hafıza silme değil, siyasetsizleştirme operasyonu olarak görmek lazım. Muhalefet durumun vehametinin ne kadar farkında, emin değilim. Bu bir seçim hazırlığı da olabilir, daha fazlası da gelecek belki. Doğru habere ulaşma, doğru bilgi alma imkanının kalmadığı bir yere gidiyor bu. Alternatifin ne olabileceğinin çok ciddi bir şekilde düşünülmesine, konuşulmasına ihtiyaç var. Belki bu tekil bir çözüm değil birden fazla çözümü beraberinde gerektirir. WhatsApp gruplarının yüklendirilmesi, başka sosyal medya platformlarının daha etkili kullanılmasının sağlanması, belki daha klasik siyaset yapma araçlarının tekrar hatırlanması... Çünkü bütün siyaset sosyal medyada tweet atmaya, Facebook'ta paylaşım yapmaya indirgendiğinde bu adaleti ortadan kaldırmak için bir fırsat olabilir. Mutlaka birden fazla alternatifin düşünülmesi ve hızlıca hayata geçirilmesi lazım."
Kaynak: Birgun